Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
426
 

Sade suya tirit

Sade suya tirit
 

Sabahın o özlediğimiz muhteşem serinliği yerini hafiften bastıran sıcaklığa bırakıyor yavaş yavaş. Güneş yüzünü göstermeye başladı mı ısınıyor ortalık, terlemeye başlıyoruz. Gazeteler çoktan dağıtıldı, ekmek arabası marketleri yeni yeni dolaşmaya başlıyor. Kaptanlar, gemiciler marketlerin önünde kuyruk olmuş kumanya düzüyorlar. Demek ki saat 7 civarı. Bir başka gün başlıyor Göcek’te...

Bir hafta daha kalabalık, sonra sessizliğe bürünecek buralar. Akşamları üç beş kişi dolaşacak sokaklarda. Restoranlarda bir iki masa... Sonra Eylül de bitecek, hep tanıdık yüzleri göreceğiz artık. Ekim ortası gibi, iskelelerdeki tekneler de gidecek, limanda durunca deniz görünür olacak artık... Sadece “sarı yaz”ın kıymetini bilen bir kaç kişi çıkacak mavi yolculuğa, bir de ben. Böylece bir sezon daha bitmiş olacak.

Belki bu hafta değil ama hemen sonra düşünmeye başlayacak turizmci; “Nerede yanlış yaptık? Nedir bunun çözümü?” diye. Sıcak para ortadan çekilip, hesaplara bakınca iyi bir sezon geçirmediğimiz gerçeği birden göze çarpıverecek. Her yıl olduğu gibi.

Bendeniz de her yıl olduğu gibi benzer şeyleri tekrarlayacağım;

Ucuz sattıkça hem hizmet hem de turist kalitesi düşüyor. Herşey dahil tatillerde bu çok daha belirgin görünmekte. Sadece büyük, beş yıldızlı oteller değil irili ufaklı, önüne gelen otel de herşey dahil programlar üretti. Bu tip yerlerde allah bilir ne servis ediliyor? Bir kaç kaliteli otel haricinde bu tür tatili tercih etmeyin. İlle de gidecekseniz ve sağlığınızı düşünüyorsanız sadece salata yiyin ve sadece su, maden suyu için.

Mavi yolculuğa çıkanlar;

Sıkış tepiş bindiğiniz teknenin omurgasının, motorunun, sereninin sağlam olup olmadığını anlamak için uzman olmanız gerek ama hiç olmazsa sigortası var mı? Ona bakın.

Geçen gün gazetelerden birinde okudum ve çok güldüm (güleriz ağlanacak halimize) birisi çıkmış, “hiç kilosu 4 liraya çikolata olur mu?” diyordu. Olmaz tabi akıl var, mantık var. Bir buçuk liraya yarım ekmek et döner ve ayran (tatil beldelerinde satıyorlar. İçindeki döner ilik, kan, deri ve et aromasından yapılmıştır. İnanmayan alır tahlil ettirir. Ah bir de yetkililer baksa şu işe...) olmayacağı gibi.

Diğer yandan yabancı tur operatörleri de çok ucuz turist getiriyor ülkemize. Otellerle oda kahvaltı günlük ( o da bu günkü kurdan) 14 liraya anlaşan seyahat acentalarımız da buna çanak tutuyor ülkemizdeki tatili yok pahasına sattırıyor. Sonra, bir haftalığı 85 İngiliz lirasına yani bizim paramızla 240 liraya üstelik uçuş ve hava alanı transferleri dahil turist geliyor bu memlekete. Hal böyle olunca da gelen turist için her şey pahalı oluyor tabii ki. Bakkallarda bir somun ekmek için bile pazarlık etmeye çalışıp kovuluyorlar. Şaka değil yaşanmış örnekleri çok. Hatta bir tanesini ben kovdum. Zavallı bakkal da duruma şaştı kaldı.

Şimdi dürüst olalım. Göcek gibi yerde bu örnekler pek yaşanmaz ama Fethiye, Marmaris’de çok görüyoruz bu çarpıcı örnekleri.

Yeter artık bu kadar ucuzlatmayın şu güzelim memleketi! Ya da ille de ucuz verecekseniz yerli turiste verin. Hiç olmazsa onlar bir ekmek için pazarlık etmez, gittiği yerde de bütçesi elverdiğince yer içer. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 576
Kayıt tarihi
: 09.10.09
 
 

Haziran'mış, yıl 1963 Bursa'da doğmuşum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp, İngiliz Filo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster