Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '07

 
Kategori
Dans
Okunma Sayısı
552
 

Sadece dans mı?

Sadece dans mı?
 


''Ne olur anne hadi gel artık. Bak neredeyse iki yıl oluyor sen hala gelip izlemedin beni!''
Kızım haklıydı. 2 yıldır dans eğitimi alıyordu ve ben hala zaman ayırıp O’nu izleyememiştim. Evdeki çalışmaların dışında sahnedeki performansını görememiştim.
Nihayet dün gece bunu başardım!
Eğitim aldığı dans hocalarının nezaretinde hafta içi toplanıp eğitim salonundan başka bir mekanda, pratik yapıyorlardı.
Çalıştıkları tür salsa, bachata ve la rueda... Hem kıvrak, hem duygusal figürler var. Partnerli danslar hepsi de.

Topluluk üyeleri yavaş yavaş gelmeye başladılar. Sanırım yaşça en küçük üye benim kızım. Ama bakıyorum boyca en uzun olanı O. Ve uzun boyu burada O’na dezavantaj sağlıyor. Boyuna uygun partner bulamamak gibi. Yine de erkek üyeler gelip sırayla dansa kaldırıyorlar kızımı. Bu arada kızımı pür dikkat izlerken diğer dansçıları da izlemem gerekiyor. Çünkü dans konusunda pek bilgim yok. Kızımın ne kadar ilerleme kaydettiğini ancak diğer dansçıları da izleyerek tespit edebiliyorum. En beğendiğim dansçılar meğerse hocalarıymış. Üstelik Dünya şampiyonasında da yarışmışlar!

Bir taraftan onları izlerken bir taraftan da düşünüyordum. Kızım bunu hemen farketti ve yanıma geldiğinde ''anne bu ne ciddiyet böyle'' diyerek beni kendime getirdi. Öyle ya eğlenceli bir mekandaydım.

Fakat ben onları izlerken hem kendi beceriksizliğime kızıyordum hem de dansın aslında hayata dair tüm kavramları içinde barındırdığını düşünüyordum. Çok isterdim salsa ya da tangoyu öğrenebilmeyi. Fakat sanırım sporcu olmamdan dolayı bende o esneklik yok. Gençliğimde lisanslı atlettim. Oysa dans için çok daha estetik ve yumuşak olmak gerekiyor. Lisanslı basketbolcu olan kızımda da aynı eksikliği gördüm. Kıvraklığı daha azdı diğerlerine göre. Bu kıvraklığı ve estetiği hayatta değişen şartlara uyum olarak düşündüm bir an. Hayatta da sahnedeki gibi rahatça figür değiştirebiliyorlar mıydı acaba bu gençler?

Dikkatimi çeken bir diğer nokta da çiftlerin uyumuydu. Genellikle erkekler yönlendiriyordu bayan dansçıları ama estetik ve kıvraklık bayanlarda göz dolduruyor ve dansı güzelleştiriyordu. Erkek egemen toplum misali. Dansa davet de erkek dansçılardan geliyordu. Bayan dansçılar gelenek üzerine davet bekliyorlardı. Bu platformda da bu geleneğin yıkılmamış olması bana ilginç geldi doğrusu.

Ancak uyumlu çiftlerin birbirlerini yönlendirip hataları çabucak kapatmalarını da görebiliyordum. Ve hatasını düzeltmeye yardımcı olunan taraf partnerine sıcacık bir gülümsemeyle karşılık veriyordu. Tıpkı gerçek hayattaki çiftlerin birbirine uyumu ve hata telafisi konusunda hoşgörüsü vardı bu dans pistinde de.

Bitmeyen bir enerji ile çok eğlenerek dans ediyorlardı. Çiftler sürekli değişiyor ve pratik artıyordu. En ilginç çift de benim kızım ve İtalyan dansçı Felix’di. Felix’in veda gecesiydi aynı zamanda o gece. Kızım grubun en uzun boylu bayanı, Felix’de en kısa boylu beyiydi. Ancak yine de çok eğlenerek ve uyum içinde dans ediyorlardı. Birbirlerinin dilini anlamasalar da sergiledikleri uyum bana evrensel barışın çok da hayal olmadığı gerçeğini hatırlatıyordu. Eğer amaç insanca paylaşımsa işte dil, din, cinsiyet, milliyet farketmeden bir uyum gözler önündeydi. Hatta bir ara Afrikalı bir gencin kısacık hip hop şovu da geceye renk katmıştı ki, bu bana evrensel barış için umut olabileceğini hatırlatıyordu; hatta iyimser tarafım kalmıştı demek ki insanlık için. Amaç insanca paylaşımsa tabi ki...

Gecenin sonuna doğru grubun son şovu için hazırlanan plaketler veriliyordu. Kızım o şov grubunun içinde değildi. Ondan daha sonra başlayanlar bile plaketlerini aldılar. Kızım biraz üzgündü, yeterince zaman ayıramadığından o gruba dahil olamadığını söylüyordu. O’na üzülmemesi gerektiğini, bir lise öğrencisi olarak imkanlarının ancak bu kadar olduğunu hatırlattım. Önünde daha uzun yıllar vardı ve sevdiği bir etkinliği sorumluluklarına göre sırasıyla götürdüğünde mutlaka başarılı sonuçlara ulaşacağını hatırlattım. O bu ara yine uzun boyundan dert yandı, partner bulması zorlaşıyormuş ve şov grubunda partneri olması gerekiyormuş. İçimden ah kızım dedim, bugün boyun sorun olur partner bulmana, yarın da huyun! Ama mutlaka uygun birileri çıkacaktır senin de karşına.Ve danstaki uyum gibi hayatta da uyumlu bir partnerle, azimle ve birbirini tamamlayarak yaşamak şansın olur umarım.

Ben yine bunca eğlence arasında beynimi yormuştum bu türlü uzayan düşünceler zincirinde. Ama gece biterken yüzümde huzurlu bir gülümseme vardı. Biraz da kıskanmıştım onları, keşke ben de o sahnede olabilsem diye. Biraz denesem hiç olmazsa adımları öğrenmeye çalışsam yapabilir miyim acaba? Denemeden bilemem tabi, ama onlar kadar olmasa da bir iki figür için kızımdan yardım isteyeceğim sanırım. Hiç yapmamaktansa iki adım olsun ilerleyebilmek de bir kazanımdır hayatta. Hem hayatta hem de dansta!


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dans etmek ha?? harika bir fikir:))) nasıl da yakışır benim güzel arkadaşıma.. şöyle salsa yapmak fena olmaz yaanii.. ben de istiyorum hep ama... pek kıvrak degilim galiba ben.. denemekte fayda var hadi bakalım kolay gelsin arkadaşım.:) sevgimle !

sema öztürk 
 24.11.2007 13:37
Cevap :
Sema'cım, daha dans etmek değil dans etmeye çalışmak desek. Dans ve kıvraklık konusunda senin açılışı ne zaman yaptığını en iyi bilenlerdenim ben:) Umudumuzu kaybetmeyelim, belki bir gün başarırırız eğer azmedersek! Sevgiler.  24.11.2007 13:44
 

Dansın da hayatın da matematiğini anlamışsın, esneklik zamanla gelişiyor insanda dene derim ben hem de büyük bir sevinçle. Dans pistinde de olsa anne yürekleri hep dua edermiş ya tanıdık geldi kızına duaların. Hayatta kıvıramasanda dansta kıvrak figürler yapmak inan çok keyifli, ben destekliyorum seni, sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 23.11.2007 19:11
Cevap :
Hayatta kıvıramadım bir türlü Sevgili Kevser. Pistte de aynı beceriksizlik var işte. Ama denersem belki...Anne yürekleri konusunda hepimiz aynı sessiz dili konuşuyoruz zaten. Ne mutlu bize ki, yavrularımız sağ salim gözümüzün önünde. Teşekkürler bu güzel yorumun için. Sevgiler.  24.11.2007 9:54
 

dansı öğrenmelisin , hem de iki adım filan değil. Tüm adımları ile...Müziğin ritmini içinde hissedenler , savaştan kötülükten yana olabilir mi hiç ? Yaşasın dans !!! Harika bir anlatımdı yoldaş. Sen bu işi çözmüşsün. Gerisi mutlaka gelir. Sevgilerimle

Neşe İleri 
 23.11.2007 13:38
Cevap :
Ah Neşe'm ah, aklıma hep sen geldin. Bursa'da olsan senden kuvvet alıp kursa beraber yazılalım derdim. Sen piste çık ki, bizim kızlar dans neymiş görsün! Gerisi gelse iyi olacak kafama takmaya başladım ben bu dans olayını...Ama şöölee eğitimiyle, hakkıyla yapmayı tabi ki. Sevgiler yoldaşım, hasretle!  23.11.2007 15:42
 

Sayın yazarım dans konusunda ümitsizliğe kapılma. En beğendiğin dansçılar öğretmenler çıkmış. :) Bence sen bu işten anlıyorsun...Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 22.11.2007 19:18
Cevap :
Teşekkürler sayın yazarım:) Ama izlemekle aynen uygulamak o kadar farklı ki...Yetenek işte hemen farkediliyor: varsa var yoksa yok...Neyse ucundan azıcık kapsam da yeter bana...Sevgiler.  22.11.2007 22:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1607
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster