Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '15

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
375
 

Sadece öğretmenler okusun! (DEHB)

Sadece öğretmenler okusun! (DEHB)
 

-Bu mektubun mürekkebi bir damla gözyaşıdır-
 
Öğretmenim, canım benim;
Günlerdir beynimi kemiren sorulara cevap olsun diye size mektup yazmaya karar verdim.
Özellikle ve öncelikle sizi ne kadar çok sevdiğimi ifade etmek istiyorum ama –maalesef- sahip olduğum kelime dağarcığım buna izin vermiyor!
Biliyorsunuz, ne kadar risk alabiliyorsam o kadar da cana yakınımdır.
Öğretmenim, keşke benim sizi sevdiğim kadar siz de beni anlaya bilseydiniz!
Oysa okula ne güzel umutlarla/temennilerle ve hayallerle başlamıştım…
Tüm sorunlar, bağrışmalar ve aşağılamalar bitecek sanmıştım…
Her yaptığıma kızan babama, sabrı tükenen anneme ve çevremin aşağılayıcı bakışlarına inat size…
Evet, size geldim. Size olan güvenim henüz bitmiş değil, ilk günkü tazeliğini koruyor inanın bana!
Biliyorum beni hep; ’Yaramaz, söz dinlemez, sorumsuz, işgüzar, unutkan, dağınık, sınıfta değilmiş gibi, ödevlerini yapmayan, dersi anlamayan, arkadaşı olmayan, geçimsiz ve başarısız’ olarak tanımlıyorsunuz. Sahi, ben öyle miyim?
Bu tanımlarınız beni çok yaralıyor, çok yoruyor, hem de çok…
Bazen içten içe ve sessizce ağlıyorum.
Suçlu kim, hatalı kim?
Siz zannediyor musunuz ki durumumdan memnunum?
Ben de yoruldum kendimden…
Ben de üzgünüm halimden…
Ben de şikâyetçiyim durumumdan…
Ben de razı değilim davranışlarımdan…
Ben de öğretmenim ben de!                                                                                                                               
Sizi, beni ve çevremi rahatsız eden davranışlarımdan ben de bizarım ama inanın elimde değil. Yaratan beni böyle yaratmış!
Evet, aşırı hareketli, söz dinlemez, unutkan ve dağınığım. Biliyorum ve farkındayım. Freni boşalmış kırk tonluk kamyon gibiyim.
Ne yapayım, buyum işte!
Tüm sorunlarımın nedeni ‘sadece’ DEHB(Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) değildir öğretmenim, belleyiniz, biliniz ve unutmayınız!
Canım öğretmenim, ne olur olumlu yönlerimi geliştiriniz, yol gösterici ve yol yapıcı olunuzbana…                                                            
Yaşıma, gelişimime uygun açık, tutarlı, uygulanabilir ve denetlenebilir kurallar KOYALIM beraberce, olmaz mı?
‘Çocuklar, birlikten güç doğar’ hep vurguluyorsunuz ya öğretmenim?
Lütfen bana çok farklıymışım gibi davranmayınız, çok üzülüyorum...
Ama canım öğretmenim, başarısızlığımın nedeni tembellik ve ilgisizlik değil, hastalığımdandır!
Ben DEHB’ım, öğretmenim! Zekâ problemim asla yok benim, lütfen sorumsuzca ve olumsuzca etiketlemeyiniz beni!
Başarım; ilginizle doğru orantılıdır, cimri olmayınız lütfen…
Öğretmenim, biliyor musunuz sınıfımızda benim gibi en az iki arkadaşım daha var, yardım ediniz! Ve her birimiz birbirimizden farklıyız. Kıyaslamayınız, bizi birbirilerimizle kıyaslanmalarına izin vermeyin!
DEHB diye adlandırdığınız hastalığımın oluşmasında hiçbir katkım yok, ne olur beni suçlamayınız!
Ben ki öğretmenim, “ne yapacağını bilen ama bildiğini yapmayan”lardanım unuttunuz mu?
“Mazeret değil”  benimkisi hastalıktır ve öğrenebilmemi etkiliyor, kızmayınız bana!
Ben de bu sorunumun hiç olmamasını ve daha başarılı olmayı isterdim, duygudaşlıktan(empati)  söz etmiştiniz ya öğretmenim!
Öğretmenim, sizi ‘dış dünyaya açılan kapı’m diye adlandırıyorum biliyor musunuz? Ama öğretmenim bana güvendiğinizi bilmek benim için hayati önemdedir, güveninizi esirgemeyiniz!
Bazı şeyleri gerçekten farkına varmadan unutabilirim. Kasıt ya da ihmal yok, kalbimi kırmayınız!
Bana karşı sabırlı ve destekleyici olursanız daha kolay soru sorabilirim. Sabrınız bana karşı deryalar gibi olsun, annemin sabrına, merhametine eş… Elimden tutun, tut elimden öğretmenim!
Bazen konuşmaya yeni başlayan çocuklar misali tekrar tekrar soruyorsam, ilginizi çekmek için değil belki tam ve doğru anlamak içindir, biraz daha anlayışlı olmanızı istiyorum masumca ve çocukça…
Ha unutmadan öğretmenim, en çok canımı sıkan ve utandıran şey; bana yaptığınız uyarılar... Lütfen uyarılarınızı arkadaşlarımın önünde değil, yalnızken yapın. Mahcup etmeyiniz beni!
Doğrusu bana özel bazı uygulamaların olması benim de hoşuma gitmiyor. Bunlar gerekiyorsa da aramızda kalmasın, sırdaşım olmak istemez misiniz?
Keşke içimdeki tüm sıkıntılarımı, dertlerimi, sevinçlerimi, sorunlarımı size anlatabileyim…
Ben küçük olduğum kadar da acizim! Hele hele anlaşılmamak yüklenince o küçük küçücük omuzlarıma…
Size nihayetsiz selam ve saygılarımı iletir, hürmetlerimi sunuyorum.
Sizi çok seven öğrenciniz Mustafa Said…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 14.02.15
 
 

Psikolog, Dr.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster