Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '21

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
14
 

SADECE SEVİN!

Bazen kendini büyük bir boşluğun içerisinde bulur insan.Kim olduğunu, ne olduğunu, neden yaratıldığını bilmez ve başlar heyhatlar içerisinde yorgun yüreğine sonu gelmeyen işkenceler etmeye. İşte bugün beşeriyetin o yorgun ahvalini az da olsa çözümleyeceğiz. Nedendir ve ne içindir bu karamsarlık silsilesi.   

 Öncelikle belirtilmelli ki yaradılışın ilk gününden bugüne karşılaşılan sorunlar insanın iç bunalımından tutun, fiziki yapısına kadar hamur misali şekil vermiştir. Bu tanrısını bulmasından tutun, verdiği amansız ve sonu bitmeyen bencillik savaşlarına kadar etkili olmuştur. Sözün özü beşeri ve ilahi kaynakları baz alarak kısa ve anlaşılır bir çözümleme yapacağız. Tabi bu çözümlemeyi yaparken asli benlikten şaşmayarak, kutsiyetin amansızlığını da irdeleyerek ilerleyeceğiz.     

Başlamak gerekirse insanın ne ile mutlu olduğuna bakabiliriz. Birkaç örnek verirsek,  İnsan; Dostluk, aile, küçük hediyeler, tebessüm dolu sözler vb birçok elle tutulur kaynaklar ile mutlu olabilir. Bunun yanında ilahi olan varlığın, bu yaratıcısı, melekler vb kutsi olan varlıkların varlığına inanarak yaşadığı duyguları verdiği güven de örnek verilebilir. Bütün bunları bir araya topladığımızda insanın en ufak bir olumlama ile kolaylıkla mutlu olabildiğini görmekteyiz. Peki insan olumlama ile bu kadar kolay mutlu olabiliyorken neden? Bir anda her şeyini kaybetmişcesine mutluluğu öldürebiliyor. Ve derin bir mutsuzluk ağına takılabiliyor. İşte bugünkü yazımızın asıl nedeni bu. Neden bu kadar kolay mutsuz olabiliyoruz.     

Genel itibariyle mutsuzluğun, beşeri topraklara bakınca insan evlatlarının dil,din,ırk,milliyet ve cinsiyet fark etmeksizin ortak sorunlarından olduğunu görmekteyiz. Peki kısaca insan neden? Bu kadar kolay mutsuz olabiliyor. Birkaç anekdot vermek gerekirse;     Toplumun ahlaki ilkeleri sağlamak için uyguladığı ahlak dışı ilkeler,  Devletlerin dinsel baskısı,  Bireylerin maruz kaldığı cinsiyet eşitsizliği. Bu bir eşcinsel bireye yapılan dinsel baskı olarak da görülebilir.

Zira yaratıcının insanlığa bahşettiği ruha, bedene ve haklara sahip olmalarına rağmen cinsel kimliklerinden dolayı dövülen, şiddet gören, yakıllan hatta öldürülen bireyler…   Renginden, milliyetinden, ırkından dolayı ötekileştirilen bireyleri de göz önüne aldığımızda toplumumuzda, daha doğrusu dünyamızda bulunan ötekileştirme ve dışlanma korkusu insanın en büyük mutsuzluk kaynaklarımızdandır.

İşte tüm bu sorunları yaşayan bireyler dışarıdan mutlu görünmeye çalışsa da maalesef ki intihar vakalarına baktığımızda hiçbir şeyi yokken aniden ölen ruhların katillerinin bizler olduğu ve mutsuzluk nedeninin biz olduğumuz algısına ulaştığımızı görmekteyiz.   

 Kısaca ne olursa olsun,kim olursa olsun,neye inanıyorsa olsun kimseyi ötekileştirip, dışlamaya hakkımızın olmadığını görmek zorundayız. Zira görmediğimiz sürece mutlu sandığımız insanların istemeden ölümlerini hızlandırmış olacağız.   

 “Sevin ve sevilin. Mutluluk sevgiden ve merhametten geçer. Hayat farklılıklar ile yaşanılırdır.”   

ABDULLAH MEMİŞ  

Kerim Korkut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 20
Kayıt tarihi
: 27.10.21
 
 

LİSANS  EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ  YAZAR/ŞAİR  GİRİŞİMCİ  FAUNDER OF DROSPENY  EKONOMİST/YAZAR  MİNİK Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster