Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
990
 

Sadelik

Sadelik
 

Sadelik, doğarken aldığımız o ilk soluk. Sadelik, doğanın giysisi. Sadelik, her şeyin içerisinde saklı o öz...

Sadelik, tüm kainatla bir olabilmek. Dünyanın geçmiş hafızasını okuyabilmek, tüm asırlardan bugüne ve geleceğe bakabilmek. Tüm ırklar, milletler, dinler, diller söz konusu olduğunda aynı hoşgörüyü koruyabilmek. Senin gibi düşünmeyeni de en az senin kadar değerli bulmak...

Sadelik, doğanın o eşsiz döngüsünün doğru bir parçası olabilmek. Her canlının senin kadar, bazı durumlarda yaşamın devamlılığı için senden daha da önemli olduğunu bilmek. Yaşamın merkezine kendini değil; tüm var olanları koyabilmek...

Sadelik, en çok kendi fikrinin kölesi olmamak. Yürüdüğü yol boyunca ona öğretilen ya da öğrendiği yanlışlardan soyunabilmek. Geçmişin ve geleneğin prangasıyla geleceği tutsak etmemek. Sadelik, doğru bilginin peşinden gitmek. Öğrendiği doğru bilgiyi yaşamının reçetesi kılabilmek. Doğru enstrümanlarla yaratılışına ve doğasına denk bir yaşam yolu çizebilmek...

Sadelik, yaşamın evrelerini doğru zamanda yaşayıp, zaman yolu sizi hayli ileri noktalara taşıdığında hala o girdapların dengenizi bozmasına izin vermemek. İçinizde yanan ateşi , cismin seslerini yavaş yavaş, aklın ve ruhunuzun birleşip oluşturduğu o akarsuyla dengelemek.

Sadelik, korkudan arınmışlık. İnsanoğluna eğilmemek. Cisimlerimizi o çok afilli markalara, giysilere adanmışlıkla teslim etmemek. Geçici varlıklara, varsıllığa sahip olduğun ölçüde an gelip, onların da sana sahip olabileceğini bilmek. Tüm geçici varlıkların, makamların gün olup, sizi terkedebileceğini bilmek. Hiçbir siyasi akımın, grubun fikrinize, aklınıza ve vicdanınıza ipotek koymasına izin vermemek.

Sadelik, sizi eksiltenleri yaşamınızdan uzaklaştırabilmek. Sizi çoğaltanları, çoğaltabilecekleri yakınınızda tutmak. Kimseye koşulsuz teslim olmamak. Kimseyi kendine ait bir nesne gibi görmemek; çoluk - çocuk, eş yahut anne - baba...

Sadelik, kendini bilmek. Kendine dışarıdan bakabilmek. Kendini eleştirebilmek. Öz kontrol mekanizmasını geliştirmek. Adalet duygusunu kaybetmemek. Fikri hür, vicdanı hür olabilmek. Cesaretini doğruya ve adalete yoldaş kılabilmek. Kendi elleriyle ya da başka ellerle zihninde var ettiği görünmez parmaklıkları kılabilmek. Sadelik, kimi kez çok zor olsa da affedebilmek. Sadelik, başka pencerelerden de yaşam nasıl görünüyor diye bakmasını becerebilmek...

Sadelik, kalabalıklar içinde yalnızlıktansa yalnızlığında kalabalık olabilmek. Zamanla birlikte ama onun önünde yürüyebilmek; yine de ondan özgür olabilmek. Yaşam yolu boyunca çantasında biriken dersleri, erdemleri, ortak insani değerleri kendinin sürekli bir parçası kılabilmek. Bilginin ve doğrunun meşalesini daha yukarıya taşıyabilmek.

Sadelik, "gerektiği kadar" karşılıksız iyilik yapmayı vermeyi bilmek. Sevebilme eylemini koşullara bağlamaksızın gerçekleştirmek. Sadelik, kendi içinde bütünlüğü ve birliği yakalamak. Kendi içinde birliği, bütünlüğü sağlamış, sağlamak için emek verenle yoldaşlık ve "eş"lik etmek. Sadelik, yansımanı bulduğunda başka bir ruhta, duru ve hesapsız sevebilmek; severken "bir" olabilmek...

Sadelik, yolun ortasından, orta yoldan gidebilmek. O altın dengeyi aramak ve ona yaklaşabilmek. Yoğun ama damıtılmış bilgiyle seçici ve aynı anda kibirden arınmış olabilmek. Sadelik, ruhunun işçiliğinin yeryüzündeki gereğini yerine getirebilmek. Büyük birliğe karışmak, bir olabilmek.

Ve nihayet sadelik, yeryüzünde daha çok iyilik, kendi hoş sedasını bırakabilmek. Arkamızdan gelen ve gelecek olana karınca kararınca kılavuzluk edebilmek. Sadelik, bu boyutta alınan o ilk nefes, sessiz bir ilk cümle ise o "son cümlede" sessiz bir duruluğu bulabilmek... Birliğe karışıp da o uzun uykuya dalınca, toprağımıza sessiz ve vakur eşlik edecek o ağacın çiçeğinde, yaprağında yağmur tanelerini, rüzgârın şarkısını hissedebilmek, mevsimleri seyredebilmek. Sadelik, var olmayı, varlığı bilmek kadar zamanı geldiğinde yokluğu da vakurlukla kucaklayabilmek. Sadelik, tüm geçici dekorlar gibi yeryüzü dekorunun da hikâyelerimizin fonunda geçici olduğunu bilmek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 872
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster