Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
93
 

Saflık, zalimlikten iyidir

Ülke gündemine bomba gibi düşen Balyoz kararları toplumu bir kez daha böldü.

Bir yanda başından beri darbecileri savunan, basın yoluyla da toplumu manuple etmeye çalışan Ergenekoncular. Diğer yanda, nereden gelirse gelsin, kim tarafından, hangi amaçlarla yapılırsa yapılsın, darbelere karşı olanlar. Orta yerde de; ”bu kadar da olmaz ki, koskoca paşalara da bu kadar ceza verilmez ki! “ diyen bir kesim.

Dikkat ederseniz, her üç kesim de sonuçlar üzerinden değerlendirme yapıyor. Mahkemeler, hukuk sistemi, yargı tartışılıyor ama balyozu tartışan yok.

Çok safiyane, kendi ordusuna sahip çıkan, tek yanlı okuyan ve değerlendiren, farkında olmadan zalimlerin yanında saf tutan kesim için yukarıdaki başlık aslında çok şey anlatıyor.

Bu insanların büyük bölümü, ne iddianamelerde yer alan belgeleri, ne de darbe planlarını okumamıştır ama daha çok da taraftarı olduğu partinin ve ya da sosyal grubun takip ettiği basının yönlendirmesi ve etkisi altında değerlendirme yapmaktadır.

Yani bir anlamda gazeteci, yazar ya da siyasetçi büyüklerinin söylediklerini tekrarlamaktadır.

Oysa günümüzde bilgiye ulaşım o kadar kolaylaştı ki, tüm gerçekleri klavye başında bile öğrenmek, öğrendiğiniz bu bilgileri sorgulamak ve daha objektif değerlendirmek mümkün.

Gözaltı sürecinde yaşanan kimi gereksiz uygulamalar, tutukluluk sürelerinin uzun olması, yargılama ve delillerin incelenmesinde yapılan kimi teknik ve adli hataları ön plana çıkararak, daha doğrusu davalara ilişkin eksiklerden yola çıkarak toplumu yanlış yönlendirenler bu konuda hayli başarılı oldular.

Bunlardan etkilenen kesimler,“darbe yapmaya teşebbüs etmiş olabilirler ihtimalini” bile dikkate almadan duygusal tepkiler verdiler.

Kuşkusuz ceza alanların içinde gerçekten suçsuz olanlar, ya da aldıkları ceza yaptıkları eylemin karşılığı olmayanların bulunabileceği de bir ihtimaldir.

Balyoz davası sanıklarının aileleri, çocukları, sevenleri ve onların özgürlüklerinin ellerinden alınmasından rahatsız olanların içinde bulunduğu duygusal atmosferi anlamaya çalışmakla birlikte; henüz Yargıtay aşamasındaki bu davada yargılananların, o darbe planlarında yazılanları gerçekleştirmeleri halinde neler olacağını düşünmek bile istemiyorum.

Darbe planlarının yapıldığı bu seminerlere emir-komuta çerçevesinde katılmak zorunda kalmış, sonra da belki mesleğine duyduğu saygıdan, belki cesaret edemediği için, büyük bölümü de ihbarcı durumuna düşmemek için açıklayamadıkları bu durum yüzünden ceza alan subayları ayrı tutmak istiyorum.

Ancak askeri iç hizmet kanununun 35. Maddesini referans alarak her fırsatta ülkenin yönetimine el koyabilmeyi kendilerinde bir hak olarak gören, kendilerini ülkenin sahibi sayan paşaların, geçmişte 12 Eylül döneminde de görevli oldukları gerçeğini unutmamak gerekir.

Yani orduda geçmişten bu yana bir darbe geleneği vardır ve bu gelenekten yola çıkarak,”darbe yapmış olabilecekleri ihtimalini” bile dikkate almayanların bu saflıkları, darbeyi bir hak olarak görenlerin zalimliklerinden iyidir.

Çünkü onlar, sözüm ona ülkenin bölünmez bütünlüğü adına insanlara baskı ve zulüm yapmayı, işkencelerden geçirmeyi ve hatta gerekirse öldürmeyi düşünebilen zalimlerdir.

Diğerleri ise bu zalimlerin içinde bulundukları statüyü önemseyen, askeri vesayeti doğal karşılayan, bir anlamda onlara öykünen ve onlar gibi ayrıcalıklı statüleri olsun isteyen saf vatandaşlar.

Ama bilmezler ki, o zalimler ellerindeki gücü kimseyle paylaşmazlar, kendi ikballeri uğruna gerek duydukları zaman bugün kendileri için üzülen bu saf vatandaşlara da zulüm yaparlar.

Geçmiş tarihimiz, bunun acı örnekleriyle doludur.

Balyoz davasını, yukarda saymaya çalıştığım kimi gerekçelerden dolayı; “bir demokrasi zaferi” olarak tarihe not düşemedik ne yazık!

Ancak şu da bir gerçek; geçmişte değiştirilmesi istenen anayasa maddelerine karşı çıkanlar şimdi o yasalardan yararlanacak, anayasaya mahkemesine bireysel başvuru hakkını kullanacaklar.

Ön yargıları bir yana koyup, yakında açıklanacak gerekçeli kararlarda yer alan belge ve iddiaları bir kez daha objektif şekilde değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum.

Belki o zaman şimdi bize seminer planı diye yutturmaya çalıştıkları şeylerin ne tehlikeli bir darbe planı olduğunu daha net görebiliriz.

Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasinin gelmesini istiyor ve kendimizi herkes gibi eşit birer yurttaş olarak kabul edebiliyorsak, Türkiye’ de darbelerle, darbecilerle hesaplaşmaktan korkmaya gerek yok.

Geçmişiyle yüzleşmeyen bir toplum, geleceğini kuramaz.

AYHAN ONGUN(Gazeteci-yazar)  25.09.2012   BODRUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 160
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster