Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '09

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
2920
 

Safoşun mevlidinde lahana turşusu

Safoşun mevlidinde lahana turşusu
 

Safoşuma benziyor


Safoşum’un 40 mevlidinde başıma gelenler mahalle baskısından da beter, kadınlar az daha beni linç edeceklerdi.

Safoş, benim yan apartmanda oturan komşumun annesiydi. Bir rivayete göre Safoş 85, kendi söylemine göre is 75 yaşında, hani çilek zamanı doğanlardan. Çilek gibi de şeker ve tatlıydı Safoş. Asıl ismi Safiye ama benim Safoş demem hoşuna gidiyormuş…O benim Safoşumdu.

Severim yaşlılarla oturup konuşmayı…kızından, oğlundan sızlanmalarını dinlemeyi, ona dedikodu yapmayı, kızını oğlunu onunla birlikte çekiştirmeyi. Kızdırınca Safoş daha da tatlı oluyordu, daha bir şevkle dedikodu yapıyordu benle…rahatlıyordu. Bunu yüzündeki ifadeden anlıyordum ve sırf bu ifadesini görebilmek için dedikodu yapmak, onu kışkırtmak çok keyifliydi.

Her gün evde diyaliz aletine bağlanıyor, böbreklerine işlem uygulanıyor sonra giriş katındaki evinin bahçesine geçip oturuyordu. Beni balkonda görünce de “gel hadi kahve yapta, içelim, güzelleşelim” derdi. Benim ona nedense çok güzel fal baktığıma, hep doğruları söylediğime inanmıştı.

Bende nerede fal bakma yeteneği, sadece onun dilediklerini söylemeyi, fincanın içindeki şekilleri de göstererek “ bak gördün mü çok yakında bu diyaliz aletinden filan kurtuluyorsun, fıstık gibi olacaksın Safoşum” derdim…hatta eklerdim “bak hani o yakışıklı esmer tenli amca var ya (bu da fal uyduruğu), işte o amca elinde bir çiçekle sana geliyor…bak bak işte şurda, kulp tarafına bak, görüyor musun?”.

Bir Pazar sabahı Safoş aniden rahatsızlandı, kalp krizi ve o kaçınılmaz son. Tuhaf oldum, ağlayamadım bile…Bahçedeki koltuğunda Safoşum yoktu artık. Kahveyi kiminle içecektim, hem içsem bile Safoşum’la içtiğim gibi olur muydu? Safoş’da 22 sene önce, 60 yaşında bir anneler günü kaybettiğim “annem” vardı çünkü…

Sonra da bir suçlandım ki sormayın; her falda “diyaliz aletinden kurtulacaksın Safoşum” demiştim ve hepten kurtulmuştu Safoş…töbe töbe, nasıl suçlu hissetmem kendimi!

2 gün önce kırkı doldu Safoşum’un, mevlit değil de sadece Yasin okunacak denildi. Ben çok anlamam, bilmem de dua işini, bir bildiğim Elham, çekindim gitmeye. Ben kim Yasin suresi okumak kim…olacak iş değil. Ama Safoşum’a son görevimi de yerine getirmeliyim diye düşündüm ve gittim.

Kadınlar çepe çevre oturmuşlar, başlarına örtüleri takmışlar, ben örtü bile almadım yanıma, ellerinde dua kitabı, Yasin Suresini bilenler yüksek sesle sırası ile okuyacaklarmış ,diğerleri de dua kitabından takip edeceklermiş. Galiba her okunuş 10 kereye mi tekabül ediyormuş neymiş, bilmediğimden oturdum bir kenara ben de, elime bir dua kitabı verdiler.

Dua kitabının içinde Yasin nerede araştırırken zaten bir ter boşaldı sıkıntıdan üstümden…öyle ya rezil olmak vardı işin içinde. Aniden, belli ki bu konuda bilge olan bir kadın, bana döndü ve dedi ki “ baş örtünüz yok mu sizin, lütfen başınızı örtün, yoksa duaya başlamayacağım”…buyrun buradan yakın. Tüm kafalar bana çevrildi, zaten tuhaf tuhaf bakıyorlardı, demek bundanmış.

“ Zaten hepimiz kadınız, ben baş örtüsü takmam” diye bir saçmalık dökülüverdi birden ağzımdan. Bir tane yaşlı teyze dedi ki “olmaz evladım takacaksın örtüyü, dua başı açık okunmaz”…

“O zaman ben çıkayım siz duanızı ediniz, ben bütün iyi dileklerimi Safoşum’la günlerce paylaştım zaten”…bu sefer de Safoş’un kızı, elinde pembe bir baş örtüsü ısrar etmeye başladı; “olmaz öyle şey, gel inatlaşma tak şu baş örtüsünü”. Kadınların bana kızgın kızgın bakışları şimşek gibi çakıyor, sürekli homurdanıyorlar.

Sonra bana da gelenler geldi…”Ben Allah’la arama şimdiye kadar kimseyi sokmadım, siz kim oluyorsunuz? Oturmuşsunuz burada ne olduğunu anlamadığınız arapça bir sureyi okuyacaksınız, Türkçe okusanız, anlasanız hadi neyse okuyun, takmıyorum örtü filan da, burada da oturuyorum işte, Safoşum’un hatırına”…neyse homurdana homurdana başladılar okumaya.

Dualar bitti, helvası v.s yeniliyor. O çok bilmiş, bana “örtü tak yoksa duaya başlamam” diyen hoca kılıklı kadın yanındaki ile sohbet ediyor…“ bunların hepsini sallandıracaksın!”. Bir an bana mı bu laf diye düşündüm, hayır değil…devamı geldi.

“Bu çarşaflıları, türbanlıları başımıza musallat ettiler, şimdi de Ergenekon zırıltısı çıkardılar, sırf Atatürk düşmanlığı bu, başka bir şey değil, iyi yapıyor ordu da bunlara, şöyle meydanda sallandıracaksın bunları ki bir daha devleti, itibarlı adamları sorgulamak neymiş görsünler!”…

“Yuh” dedim, tabi içimden. Sesli olarak da sordum “siz lahana turşusu yapmayı da çok iyi bilirsiniz dimi?” dedim...baktı aval aval yüzüme, "çattık nezleye" der gibi!

Memleketimden insan manzaraları, mahalle baskısı, Ergenekon, turban, çarşaf, darbe, cehalet, lahana turşusu, Safoşum…tekmili birden “İşte Türkiyem”.

Toprağın bol olsun Safoşum, ruhun huzura kavuştu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beran seni hayatın bir köşesine hapsedilmek zorunda bırakılmış yaşlılarımızı hoş edebilecek güzel bir yüreğe sahip olman çok güzel tebrik ediyorum seni, hepimizin hayatında ( en azından kendim adıma) bu türden anılarımız hep vardır. Verdiğin mesajı alabilenlere helal, tekrar toprağı bol olsun Sefoş Teyzemizin. Nur içinde yatsın!..

Erkan KILIÇ 
 22.01.2009 10:29
Cevap :
Çok teşekkürler, gerçekten yaşlı ve çocuklarla aram çok iyidir, severler genelde:) ben uyarım onlara belki de bundandır...Toplum yapımızın ne yazık ki yüzde 70 yazımda anlattığım gibi i ...sevgiler  22.01.2009 20:42
 

Sen çok yaşa sevgili Beran.işin özeti bu.duygulandırdın beni.yaşlılarla sohbet edip dedikodu yapmak harika bir duygu.çok anılarım var istanbuldan böyle.dobra beran sevdim seni.sevgi muhabbetimle

CAFER DEMİRTAŞ 
 17.01.2009 11:25
Cevap :
Merhaba Sevgili Cafer, bilmem ben çok seviyorum yaşlıları, hoşuma gidiyordu Safoşla çene çalmak, çok hikayeleri vardı eskilerden:(.. teşekkür ederim sevgin için..benden de çok sevgiler  17.01.2009 13:05
 

Başınız sağolsun, sevgili kardeşim.. Anne yerine tuttuğun (yerine asla olmaz, lafın gelişi) Safoş'un kurtulmuş.. O yaşına kadar gördüğü, yaşadığı hiç bir dert onu rahatsız edemeyecek artık.. Sevenleri, evlatları çok özleyecek ama, bilsinler ki, Safoş, yukarıdan bakıp onlar için dua edecektir.. Tanrı bunu unutturacak acı göstermesin...

Celalettin Karabayer 
 17.01.2009 2:17
Cevap :
Sevgili Celalettin, yaşlı teyzeler hep annemi hatırlatmıştır bana...Safoş rahatsızdı baya, çok ızdırap çekiyordu...ama yine de çok üzüldüm:(...toprağı bol olsun, çokteşekkürler ve sevgiler  17.01.2009 13:07
 

Sevgili Beran, oğluma hamileyken buna benzer bir ortamda bulunmuştum. Dualar henüz okunup bitmişti ki, yaşlıca, kupkuru bir kadın yanıma yanaştı ' Öbür dünyada bu tırnaklarınız gözlerinize girecek ' dedi. Tırnaklarım hep uzun ve ojelidir de:) Yine de size laf söyleyenlerin affedilir bir yanları varmış; Perhiz - Lahana espirisini anlayamamış olsalar da:) Işıklar içinde uyusun Safoş'un...

Tülin Aksoy 
 16.01.2009 22:05
Cevap :
Tülinim, klasik kadın tiplemesi işte anladın sen onu:))) bu gibi ortamlarda genelde bulunmam, din konusunda bilinçsizce ahkam kesenlerle aram pek iyi değilidir. Ama aydın görüşlü hocalarımız da çok...onlardan bilgilenmeyi tercih ederim...Mevlitteki durum biraz garipti:)) benim de inadım tuttu işte...sevgiler canım  17.01.2009 5:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2321
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster