Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '08

 
Kategori
Sektörler
Okunma Sayısı
461
 

Safralardan kurtulalım

Safralardan kurtulalım
 

Havacılık; planlama ve kalitenin en önemli olduğu sektörlerden biridir. Çünkü iradesizlik ölümdür.


SANAYİLEŞMENİN HİKAYESİ - 3: (Başarının sırrı)

Gerçek anlamda bir objektiflik olmadan ortaya çıkan sonucun başarı olarak değerlendirilmesi pek de doğru değil. Gerçekten başardık mı yoksa kuşlara yem mi oluyoruz . Yaşananların ve sonuçların en önemli sebebi ortamın elverişli şartlara sahip olmasıdır. Sözünü ettiğim elverişli şartlar sırasıyla:

1- Hızlı büyümede en önemli etken, tekstil sektörünün ülkemizin sosyo-kültürel yapısına uygun olması:

İdare ile yükümlü koltuk ve makam sahipleri kendilerinden beklenen gayreti tasarruf ederek, olanla yetinmeyi tercih etmişler! Bu durumun sonucu toplumun büyük kesimi çağın nimetlerinden habersiz bir hayata mahkum olmuş. Topluma değer vermeyen bir zihniyetin eseri olarak ortaya çıkan uygulayıcıların zihninde:

* Düşük eğitim düzeyine sahip kalabalıklar teknik ve kabiliyet gerektiren bir iş kolunda çalışamaz.
Gelişme sürecinde sancılı safhayı aşan ülkelerde; tekstil gibi emek yoğun işler, eğitim düzeyi yükseldikçe tercih listesinde arkalara itilmektedir. Vasıflı elemanın vasfını ederi kadar bir bedelle değerlendirip katma değer oluşturmak ön plana çıkmaktadır. Bu durumdaki kitlenin eğitim ve yetenek gerekleri en az seviyede olan bir alanda değerlendirilmesi mümkündür.

* Kendilerince “başarı” sayabilecekleri bir işte avutulmaları yerinde olacaktır.
Asgari bir bireyin temel yeteneği olan “Beden gücü” sektörler için cazip vasıf olarak kendini gösterir.

* Böylece toplumsal mutluluğun temini en ekonomik yoldan mümkün olabilir.
Başka hiçbir yetisi olmayan birey. Elindeki iş imkanını korumak uğruna 10-12 saatlik vardiyalar ile dişini tırnağına katarak, çok düşük ücretler için çalışmaktadır.

* İş bulmuş olmaları bile mutluluk kaynağı olarak sunulmalıdır.
En küçük yakınmasında; kendisine bahşedilen nimetleri hak edip etmediği sorgulanıp işinin başına geri yollanmaktadır.

* Elde ettikleri kısıtlı geliri dahi elinden alacak enstrümanlar icat edilmelidir.
Ücretlerini daha almadan tüketmelerini sağlamak için kurulan çarkın farkında bile olmayan bu kitle kendini her gün yeni bir tüketim malzemesini almaya zorunlu hissetmektedir. Aileler hiçbir zaman tatmin olmayan bir istek hastalığı ile aşılanmıştır. Artık iş göremez hale geldiklerinde bile anlayamazlar. Emekliler ücretlerinin oluşturduğu düşük bütçelerini bile tüketim canavarına teslim etmektedirler.

* Geleneksel özellikler değerlendirilmelidir.
Her dönemde sosyal seviye göstergesi olarak varlıkların gösterildiği bir ülkede olmamız bireyin tüketime yönlendirilmesinde geleneksel bir etki yapar.

Tercih edilen politik zihniyetler, bu politikayı uygulamaya zemin hazırlayan fiili durum ile karşılaştığında rahatça harekete geçer. Sonuçta örneklerde verildiği gibi çarpık politikalar ortaya çıkar. Bu politikalar, hayata geçirmeyi becerecek düzeyde donanımlı bir planlayıcıyı gerektirmez. Genel süreç içinde kendi çıkarlarını tatmin edebilen uygulayıcılar bulduğu müddetçe benimsenmeye devam eder. Her geçen gün büyür. Tıpkı bir hastalık gibi tüm bir toplumu sarabilir.

Murat SEVGİ

(Devam edecek....)


___ Serinin önceki yazısı: ___
SANAYİLEŞMENİN HİKAYESİ - 1: (Ağaların sanayi ile tanışması)
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=121048

SANAYİLEŞMENİN HİKAYESİ - 2: (Başarının sırrı)
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=121239

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Konunuzla ne kadar ilgili olur,bilemiyorum ama bir tecrübemi aktarmak istiyorum. 1974 Kıbrıs Harekatı'ndan sonra, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan fabrikaların çoğu kapanmak durumu ile karşı karşıya kaldı. Çünkü bu fabrikalarda yönetim ve teknik kademelerde çalışsn hiçbir Türk yoktu. Mesala portakal suyu üreten fabrikalarda Türkler yalnızca hammaliye ve getir-götür işlerinde çalışıyorlardı. Harekattan sonra yönetici ve teknik elemanlar(İngiliz-Rum) güneye gidince fabrikalar çalışamaz hale geldi. Demek istediğim, teknik eleman yetersizliği. Günümüz Türkiyesi'nde de teknik eleman azlığı üertimde aksamalar neden oluyor. Sanayi üretimi için teknik ve bilinçli çalışan elemana ihtiyaç var.. Ancak ne varsa her gencin hayali bir üniversiteye kapak atmak.Mezun olduğunda ise kafası nazari bilgilerle dolu memur çıkıyor. Sokakta araba içinde patates satandan tek farkı biraz kültürlü olması, hepsi o kadar..vb...Selamlar.

cdenizkent 
 09.11.2008 11:30
Cevap :
Katkınız için teşekkürler. Verdiğiniz örnek o yılların klasik sorunu olan teknik insan ihtiyacı evrimleşen toplumun önüne bu defa, teknik insan fazlası olarak çıktı. Ama fazlalık olarak gördüğüm kesinlikle teknik elemanların varlığı değil. Teknik olmayan insanların 'teknik' miş gibi gösterilmesi. Yani olay, DEVLET ELİ İLE SAHTE DİPLOMA VERİLMESİ. Bu iddiayı ortaya atarken en önemli gerekçem; Diplomaların gerektirdiği asgari bilgi ve becerinin verilmemesi. İşte bu olay; POLİTİKACILARIN TOPLUMU DOLANDIRMAK İÇİN UYGULADIĞI BİR TEZGAH! Yani; Şener Şen filmlerinde Almanya'ya götürülme vaadi ile kamyona doluşan köylüler gibi. Zavallı insanlar kamyon dorsesinde Almanya'ya gideceklerini düşünerek mutlu-mesut yol alıyorlar. Ama bu mutluluğa kısa süreli. İstanbul yakınlarında bir tarlaya bırakılan zavallılardan hiçbir farkımız yok. Senaryo aynı. Gençler, bugün üniversite bitiriyoruz diyerek mutlular. Ama ziyan ettikleri zamanın hesabını veren yok. Selam ve sevgilerimle...  10.11.2008 11:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1045
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster