Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
135
 

Sağ beksiz bu iş olmaz !

Sağ beksiz bu iş olmaz !
 

Maçın yıldızı


Gökhan Gönül'ün, ameliyat sonrası çok geç takıma döneceği, daha geçen sezon bitmeden bilniyordu. Ama ne yaptı yönetim, gidip sağ beke futbolcu alacaklarına sol beke futbolcu aldılar. Alınan futbolcu iyi olsa yine bişey demeyelim ama gönderilen Ziegler'den hiç bir farkı yok. Elinde sağ bek olmayınca da futbolun temel prensiplerinin hiçbirinden haberi olmayan Mehmet Topuz'dan ancak bu kadar sağ bek olur. Amrabat'ın kendi kendine bile çalım atma hastalığı (tıpkı yardımcı teknik direktörü Hasan Şaş gibi) olmayıp biraz akıllı oynayabilse maç zaten ilk yarıda bitecekti. Ersun Yanal, sağ bek zaafiyetini sağ stoperi, bekin açıklarını kapamak üzere görevlendirip, Mehmet Topal'ı da bir stoper gibi defansın içine yerleştirerek çözmek istemiş ama maalesef bu da tutmadı. Çünkü bu sefer de orta saha boş kaldı. Bu yüzden de Salzburg maçının en iyi üç oyuncusundan biri olan Topal oyunda hiç gözükmedi.

Sol beke gelirsek... Hasan Ali, gerçekten belki de Fenerbahçe'ye gelmiş en teknik kanat oyuncularından biri. Ve bence kendini geliştirirse Apdullah Ercan'ın bir kopyası olabilir (tabi Fenerbahçe'deki değil Trabzonspor'da oynadığı yıllardakinin) Ama ne fizik ne de defansif yönden kendini geliştirmiyor. İki yıldır Fenerbahçe'de, bir milim ilerleme yok... Gökhan Gönül de çelimsiz gibi görünüyor ama her topa kafa sokar, her kafa topunu almak için zıplar, kademesini yapar, ileri geri arı gibi çalışır. Ve benim bildiğim kadarıyla takım içerisindeki en tembel futbolcu. Antrenmanları sevmezmiş. Hasan Ali'ye tavsiyem, sakatlanmamak için tekmelere kafa sokmuyorsa, kafa toplarına çıkmıyorsa ve defansını geliştirmiyorsa kendine yazık ediyor. Çünkü sakatlanarak değil, kötü defans yaptığı için formasını kaybedecek ve bir yıldız olabilecekken kaybolup gidecek.

Orta saha için söylenecek tek söz var;  Emre sakat olmadığı sürece bu takımın iskeletidir. Ve diğerleri onun etrafında şekillendirilir. Ve bunlar arasında Christian kesinlikle olmamalıdır. Emre, yaşı çok ileride olmasına rağmen sahada basmadık yer bırakmadı, insiyatif alıp oyun kurmaya çalıştı, pres yaptı, top kaptı ve takımı için terinin son damlasına kadar mücadele etti. Kaldı ki sakatlıktan yeni çıkmış ve fazla antrenman yapmamıştı. Onun etrafındaki isimler ise Salburg maçındaki gibi iyi oynayacaksa; defans yapılması gereken maçlarda Mehmet  Topal ve Meireles. Defans yapılmayacaksa Alper ve Meireles olmalı. Tabi Salih'e de, yedek kadroda tutulup forma şansı her maçta verilmelidir. Yoksa yazık olur. Christian denen futbolcu, sahada trafik polisi gibi eliyle koluyla arkadaşlarına direktifler verip, Alex'in pozisyonunda oynayıp hiç birşey yapamıyorsa; bir de üstüne üstlük oyundan çıkarılınca tavır yapıyorsa, bu yabancı kısıtlamasında dışarıda kalacak ilk futbolcu olmalıdır. Holmen konusuna girmiyorum bile. Neden alındı, kim aldı, niye lisansı çıkarılmadı, neden bir maçta bile kadroda düşünülmedi ? Ne zaman ve kim bu sorulara cevap verecek çok merak ediyorum.

Fenerbahçe forveti ilk defa bu kadar uyumsuzdu. İleri üçlünün ne kendilerine, ne birbirlerine ne de takımlarına bir faydası oldu. Boş yere koşup durdular. Bunda takımın organize olamayışının ve bunu yapacak bir liderin olmayışının da etkisi olabilir ama yine de daha iyi olmaları gerekiyordu.

Bruno Alvez'in, zamanında Zenit'e transfer rekoru kırarak gidişini bu maçta bir kez daha anladım. Her topa müdahale etmeye çalışıyor, canla başla mücadele ediyor, duracağı yeri, yapacağı hamleyi yi biliyor ve oyunu defanstan iyi kuruyor. Yıllardır Fenerbahçe'nin defansında böyle iyi oyun kurulduğunu, uzun top atıldığını görmedim. Kırmızı kartın ilk sarısında hatalıydı ama ikinci sarı kartta atağı kesmek istedi ve zamanlama hatası yaptı. Emre'nin de orada üç kişinin arasında girmemesi gerekiyordu ama takımda sorumluluk alan başka birisi olmayınca mecbur kaldı.

Maçın en iyisi ise tartışmasız Drogba'ydı. Bence yaşayan bir efsane. Keşke Fenerbahçe bu futbolcuyu zamanında alsaydı. Otuzbeş yaşındaki bir forvetin bu kadar diri olduğunu, bir defansı bu kadar hırpaladığını, takım arkadaşlarına yardımcı olduğunu, kendi defansına gelip top çıkardığını ilk defa gördüm. Bu yaşta bu durumdaysa yirmili yaşlarında düşünemiyorum bile. Tabi ki o yaşlardaki maçlarını da izledik ama karşısındaki futbolcular da üst düzey olunca bu kadar sırıtmıyordu. Ama karşısındaki kişi Bekir olunca bu kadar ön plana çıktı. Bekir, formasından çekerek, iterek, tutarak, sert müdahale ederek bile marke edemedi. Yazık ki o yaştaki bir rakibine rezil oldu. Ve Fenerbahçe stoperliği için yeterli olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Bu haliyle Drogba, Türkiye liginde üç yıl daha üst düzeyde oynayabilir. Ve Drogba bana bir şeyi daha gösterdi. Eğer ki bir futbolcu kendisine iyi bakıyorsa, yetenekliyse, iyi futbolcuysa, hırslıysa ve akıllıysa yaşı ne olursa olsun futbolda başarılı olur. Bunu Emre için de söyleyebiliriz. 

Fenerbahçe için bu maç, daha önemli olan Arsenal maçlarından önce çok önemli bir testti ve maalesef bu testi geçemedi. Sağ bek için yapılan çözüm başarısız oldu. Bu saatten sonra bir sağ bek alınmayacağına göre elimizdeki diğer futbolculardan bir sol bek oluşturmaya çalışacağız. Mehmet Topuz olmuyor. Bekir de Arsenal karşısında dayanamaz. Acaba Kadlec ya da Caner sol bekte oynatılabilir mi diye Ersun Hoca düşünemez mi ? Örneğin Daum; Aurelio'dan ön libero, Ümit Özat gibi bir futbolcudan sol bek ve Tuncay'dan iyi bir sol açık yapmıştı.

Galatasaray'ı tebrik ederim ve Drogba gibi bir efsaneyi Türkiye'ye getiridiği için kutlarım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 255
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster