Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
148
 

SAĞ-SOL AYNI YOL

Bir kısmımız doğru olduğunu düşünerek yapar, başka bir zümre ise yasak haram der ama gizli yapınca normal karşılar. Bu içki içmek gibi. Muhafazakârlığıyla nam salmış şehirlerde içki tüketilme oranlarının yüksekliği aslında bir şeyler anlatır, gizli olunca daha fazla merak uyandırır. Tersinin tersidir kendisi yani.

Sol sağ da böyledir aslında bizde. Rekabet gereği karşıda olan mahalleler, köyler hatta sülaleler bir sır değildir. Birbirini tanımayan insanların hakkında olağanüstü yalanlarla ötekileştirilir. Bu bizde kuraldır adeta. Öteki olmak, kimlik meselesinin özüdür.  Sağımız solumuz dahi böyledir. Bu ülkede sol görüşe sahip bir ailede dünyaya gelmek birçok şeyi bilmek gibi lanse edilirken, muhafazakârlık sağcılık olarak adlandırılır ve her grubun sahipleri mümkün mertebe birbirinden uzaklaştırmak ister. Sıra insana gelince özünde hepsi aynıdır. Bu toplumda yapay bir kimlik verme meselesidir.

Solcularımız, sağcılarımız da dünya standartlarına göre tam tersidir. Ne yazık ki bu ülkede solcular genelde zenginlikle doğru orantılıdır. Gerçi bu döngü son yıllarda tersine döndü. Son zamanlarda kıyafet olarak muhafazakâr insanların özellikle de kadınların abartılı makyajlarının, kullandıkları arabalar ve yaşam standartları özellikle Ramazan aylarında sıklıkla görülen alenen özellikle büyükşehirlerde sigara tellendirdikleri bir tezatlık gibi görünse de aslında olaylara tersinden bakmakta fayda var.

Birçok ülkede fakirler genel olarak daha dindardır. Özellikle fakir ülkelere bakıldığında o ülkelerde daha katı din kuralları uygulandığı görülür. Avrupa buna örnek verilirse, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan Avrupa’da bildiğim Ortodoks topluluklar. Hepsi de görüldüğü üzere Avrupa’nın en fakir ülkeleri denebilir. Doğumuzdaki devletler, Ermenistan, Gürcistan ve Rusya da aynı kategoride değerlendirilebilir. Dindarlıkla fakirlik arasında doğrudan bir ilişki yoktur ama insanların zenginleştiğinde ilk yaptığı şeylerden biri de fakirken yaşadığı mahalleyi terk etmek olduğu, kendisi gibi zenginlerin yanında yer aldığı malumumuzdur. Ekonomik durum iyileşince daha sağlam binalar, otoparklı, içinde asansörü hizmetçisi, yirmi dört saat güvenliği, kapalı açık havuzu olan binalar, içerisinde olmadığım için bilemiyorum daha neler. Ve daha da önemlisi orada yaşayabiliyor olmak aydınlanmış olmanın da en belirgin işaretidir!

Birçok şey adet olmuş, yoksa belli bir akla mantığa dayanması gerekmiyor. Kabul gördüğü sürece sorun yok. Kısaca herkes bir yol tutturmuş gidiyor. İkna ettiği sürece sorun yok, ikna ve haklılık ne yazık ki ölçü aracı para tarafından ölçülüyor. Para da böyle ölçüyor, menşeini sormaya izin verse de gücü ile muhaliflerini susturuyor. Bizde sağ, sol aynı yola çıkar. Paranın gücünün satın alma kabiliyetine

 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Paranın gücünün satın alma kabiliyetine''söyleminiz çok yerinde. Zira sağ ve sol tamamen ayrı ve zıt çizgilerdir ama para suyun yönünü değiştirmiştir. Öyle ki biri ÜRETİME diğeri ise TÜKETİME sırtını dayar. İşte burada üretenler tüm Dünya'da tüketenlere yenilmişlerdir..Dahası Paranın satın alma gücü, galip gelmiştir..

Yalnıztürk 
 01.11.2020 22:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2000
Toplam yorum
: 311
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster