Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
180
 

Sağım Solum Anne

Sağım Solum Anne
 

         Aklının iyiden iyiye ermeye başladığı zamanlardı, zıpırlığı yavaş yavaş terk ettiği genç kızlığa adım attığı zamanlar. Mis gibi bahar akşamı herkes dışarıdayken, yaşıtlarının elebaşı olarak en son onun eve girmesi gerekirken erkenden ve aniden eve kapanması koca mahallede merak konusu olmuştu. Biraz dişlerini sıksalar ertesi gün sebebini zaten öğreneceklerdi ama sabırsız davrandılar. O an sürprizin bozulmasına ramak kalmıştı ki bereket versin ucuz atlatmış yakalanmamıştı. Çok heyecanlıydı çocuk yüreğiyle  saatlerce emek vermişti, yüzlerindeki tebessümü görebilmek için çok uğraşmıştı ve bu onun için dünyalara bedeldi...

         Mayıs ayının güzel bir Cumartesi akşamıydı. Havaların ısınmasıyla her zaman olduğu gibi akşam ezanından sonra genç, yaşlı, çoluk çocuk tüm mahalle yine bir aradaydılar. Çaylar gidiyor, kahveler geliyor sohbete doyum olmuyor mutlu yüzler birlikte olmanın, sevmenin, sevilmenin, beraberliğin tadını çıkarıyorlardı. Ertesi gün Anneler Günü ydü. Söz döndü dolaştı o güzel güne geldi. Büyükler koyu bir sohbete dalmıştı. Küçüklerde yanı başlarında kimi şakalaşıyor kimi konuşulana ucundan kıyısından kulak misafiri oluyorlardı. Sohbet koyulaşmışken bazı yüzlerdeki ve sözlerdeki hüzün Ece’ nin yüreğine dokunmuştu. Bir müddet dinledi ve inceden inceye düşünmeye başladı. Bu Anneler Günü onun için başka, çok başka olacaktı. 

        Vakit kaybetmeden bir bahaneyle  erkenden eve giderek odasına kapandı. Büyük resim defterini ve boyalarını çıkararak, annesine en kıymetlisine, canına can katan biriciğine çok güzel bir resim yaptı. Resim odanın en güzel yerine kurularak beklemeye başladı. Öğretmenini hiç unutur muydu? Genç yaşına rağmen üzerinde en az annesi kadar hakkı vardı. Kendisi ve arkadaşları için gecesini gündüzüne katıyordu.  O güzel yürekli anne yarısına da annesininki kadar güzel bir resim yaptı. Ardından yan komşuları Sebahat Hanım’ ı düşündü. Anneleri iş yaptığı, alışverişe gittiği zamanlar çocuklar hep ona emanetti. Çocuğu olmadığından kendini mahallenin çocuklarına adamıştı. Varı yoğu, sevgisi, emeği onlarındı. Ece’ nin yüreğinde o da bir anneydi bir resim de ona yaptı. Bir iki ev öteyi düşündüğünde İsmet Amca’ sı geldi aklına. Yakında düğünü olacak kızına annesi öldükten sonra büyük bir özveriyle hem analık hem babalık yapmıştı. O da bir anne bir anlamda diyerek kalemleri resim defterinin üzerinde yeniden dans ettirmeye başladı. Onun resmini de tamamlayınca zihninde mahallede dolaşmaya devam etti. Köşedeki evde oturan Süheyla Teyze sini düşündü. Hep elinde bir ciğer poşedi, yok zamanda yemiyor yediriyordu pisiciklere. Çocuğu yoksa pisileri var o da bir anne benim gözümde diyerek en anlamlı resimlerinden birini de ona yaptı. Biraz düşündükten sonra karşı komşuları Esin Ablası geldi gözünün önüne. Annesiyle babası hep dükkanlarında çalıştığı için okuldan geldiği gibi kardeşlerini doyuruyor akşama kadar da onlara göz kulak oluyordu o da küçük anne nihayetinde diyerek kaleme kuvvet bir resim de onun için yaptı. Büyük çınarın hemen dibindeki evde oturan Hülya Ablası yengesi çalıştığı için sabahın köründen akşamın geç vaktine kadar hala olarak yeğenlerine annelik yapıyordu. Okul etkinliklerinde bile çocukların yanında hep halaları vardı o da bir anne dedi yeni resim onun için geldi. Mahallenin köşesinde oturan Didem Ablası da sıradaydı. Bahçesinde iki köpeği ve yavruları vardı. Her sabah aynı saatte Ece okula giderken uykusundan feragat edip küçük dostlarını büyük bir zevkle doyuruyor, suluyor bir de hiç üşenmeden açılsınlar diye onları sokak sokak gezdiriyordu. Nasıl fedakar bir anne yüreği diye geçirdi içinden. Kalemle resim defteri bir de Didem Ablası için buluştu. Hazırlıklarını tamamlayınca yüzlerinde göreceği tebessümleri hayal ederek mışıl mışıl derin bir uykuya daldı.

          Sabah erkenden kalktı ve alt sokakta büyük arazide biten otların arasından rengarenk kır çiçekleri topladı. Bahçelerinin ortasındaki masanın üzerine özene bezene yaptığı resimlerini yerleştirdi, her birinin yanına küçük birer demette çiçek bıraktı. Kapının önüne oturdu bekledi bekledi. Heyecan doruktaydı ne var ki pazar sabahı olması nedeniyle kimsecikler uyanmamıştı. Olsun nasıl olsa birazdan herkes yeni güne merhaba diyecekti. Masanın önüne gelerek resimlerine, çiçeklerine bakarak gülümsedi. Doğurmuş doğurmamış ne önemi var? Benim gözümde yüreğinde anne sevgisi, anne şevkati, anne merhameti taşıyan herkes ANNE dir. 

 

SİBEL YILMAZ

          

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kız çocuklarına mutlak ve mutlak eğitimin önemini anlatmalı. Dünyaya getirsin, getirmesin, biyolojik bağ bir yere kadar. Ülkemizde eğitimsiz anneleri görüyoruz; çocuklarını cezayla, dayakla terbiye etmeye kalkanlar ne çoklar. Sonucunda eza cefa görmüş, psikolojik anlamda ileri derece hasta olan çocuklar toplum için tehlike oluşturmaktadır. Fikirlerinize sağlık. Sevgiyle,selamlar ile.

SAHAFÇA 
 14.05.2018 18:16
 

Size katılıyorum Sibel kardeş, ana gibi yar olmaz.Anneler gününüz kutlu yaşamınız sağlıklı mutlu olsun sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 14.05.2018 9:09
 

Analık duygusunun sadece doğurganlıkla paralel olmadığını ne güzel anlatmışsınız sevgili Sibel hanım.Yüreğinize sağlık.Sevgilerimi yolladım gönül dolusu...Selamlarımla...

fisun gökduman kökcü 
 14.05.2018 8:46
 

Merhaba Sibel Hanım, okunmaya değer biröykü. Anne hakkı hiç ödenmeniz. Dilinize sağlık. Selamlar...

Abdülkadir Güler 
 14.05.2018 6:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 580
Kayıt tarihi
: 22.02.18
 
 

1978 Bursa doğumlu. Kelimelerin Dansı ve Kırmızı Vosvos kitaplarının yazanı.  Eşi ve kızları olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster