Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
481
 

Sağın merkezindekilere dair...

SİYASİ kriz ekseninde en çok konuşulan, yazılan, çizilen konu, 'yeni siyasi oluşum'...

Tabi dikkat ederseniz, 'merkez sağda yeni oluşum' konuşuluyor sürekli.

Merkez sağda sıkıntı var o zaman.

Türkiye'de bir zamanlar var olan güçlü merkez sağ, şimdi AKP'nin tekelinde. Merkez sağ partilerden umudunu yitiren seçmen, son iki genel seçimde AKP'yi destekledi.

Seçime gireniyle, girmeyeniyle merkez sağ partiler darmadağın oldu.

Bir yanda darmadağın olan merkez sağ partilerin yeniden diriltilmesi hesapları yapılıyor..

Diğer yanda, yeni bir merkez sağ parti oluşumu için çabalar sürüyor.

AKP'nin kapatılmasıyla ilgili yargı süreci, partinin kapatılma olasılığı, siyasi yasaklı olması muhtemel Başbakan'ın yeni parti, sinei millet, sivil toplumculuk, bağımsız adaylık gibi karmaşık ve çok şıklı planları ekseninde, yeni oluşum çabaları da hızlandı.

Son birkaç gündür siyasi arenada hummalı şekilde tartışılan bir diğer konu da, erken seçim.

Erken seçim hem siyasi krizden, hem AKP iktidarından kurtuluşun reçetesi mi, orasını bilemeyiz.. Ama bildiğimiz bir şey var: Millet iradesinin alaşağı ettiği eski siyasilerin önderliğindeki yeni merkez sağ oluşumun, oluşma olasılığının düşük oluşu!

Hâttâ sıfır...

***

ŞİMDİ alın anlı şanlı ANAP'ı yerle yeksan eden Mesut Yılmaz'ı, yeni merkez sağ partinin başına getirin.. Dünyanın en iyi programını koysa ortaya millet yer mi?

Mesut Yılmaz, Meclis'te tek başına bağımsız olmaktan sıkıldı, liderlik yapacağı bir parti kurmanın derdine düştü. Rizeli'ler kendisini çok seviyor olabilir, milletvekili seçip Meclis'e göndermekten de mutlu mesut olabilirler.. İş Rizeli'nin desteğiyle bitmiyor ki.

Şu gerçeğin altını çizelim; Mesut Yılmaz'ın başında olacağı bir merkez sağ parti marjinal kalmaya mahkumdur.. Ne Yılmaz'dan köy olur bu saatten sonra, ne Özal soyadından kasaba!

Beri yanda, Demokrat Parti'nin başına Tansu Çiller'in geçeceği dedikoduları yayılıyor.. Türkiye'yi Avrupa Birliği'nden önce Gümrük Birliği'ne sokup, yüzlerce milyar dolarlık zarar ziyana yol açan gaf şampiyonu Tansu Bacı'nın da merkez sağa ve ülkeye vereceği pek bir şey yok artık. Zaten siyaset sahnesinin assolistleriyken de ne Yılmaz'da, ne Çiller'de liderlik karizması vardı; genel başkan olarak devirlerini tamamladılar, olay bitti. Perde kapandı, seyirci selamlandı.. Yeniden perdeyi açıp, seyirciyi selamlamanın anlamı da yok zaten.

Yıllar önce eski aktörlerden birinin jilet reklamında oynamasıyla ilgili bir eleştiri okumuştum.. Şöyle diyorlardı o aktör için: "Eski gemileri jilet yaparlar, eski artistleri de jilet reklamında oynatırlar!"

Bugün yeniden diriltilmeye çalışılan eski partiler ve eski politikacıların durumu da aynen böyle.

Yani, merkez sağdaki boşluğu dolduracak, halkın gönlünde taht kuracak yeni siyasi oluşumlara ve yeni siyasi aktörlere ihtiyaç var.

***

AMA yukarıda adı geçen partiler, yeni liderler ve yeni kadrolarla bir şekilde yaşıyor.. ANAP turuncudan vazgeçti, yeşillendi.. Demokrat Parti yönünü değiştirse de Kırat'ı besliyor hâlâ.. Ne ki, simgeler, klişeler, kadrolar yenilense de, milletin hafızasından silinmişse olay bitmiştir. ANAP ve DP için 22 Temmuz son şanstı.. Birleşip güçlü bir parti olabilecekken iç ve dış mihrakların oyunlarıyla bölündüler.. İki parti birleşseydi baraj sorunu olmayacaktı. Bugün Meclis'te bir grupları olacak ve merkez sağdan giden oyları geri alma şansını yakalayacaklardı.

22 Temmuz'un üzerinden dokuz ay geçti.. DP ve ANAP cephesinde değişen bir şey yok. DP cephesi birleşme yolunda adımlar atmayı deniyor, formüller geliştiriyor.. ANAP cephesi, mağdur rolü oynuyor... Erkan Mumcu'nun cumartesi günü Balıkesir'de verdiği mesajlar, ANAP'ın mağdur rolünü oynamayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor.. Mumcu, mağdur edildiklerini söylüyor, birleşme kapısını tam kapatmıyor ama kapıyı açıp "içeriye buyrun" demek de işine gelmiyor.

DP Genel Başkanı geçenlerde şöyle diyordu: "Sütten ağzımız yandı, yoğurdu üfleyerek yiyoruz..."

Bence yoğurdu buzluğa koymuşlar, iyice donduğundan emin olmadan yemeyecekler... Yoğurdun buzu çözülünceye kadar iş işten geçer tabi.

Ayrıca ne DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'da, ne ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu'da, merkez sağ siyasette yepyeni bir dönem açacak, AKP'nin yarattığı tahribatın izlerini çabucak silecek siyasi birikimi göremiyorum ben.. Sizi bilemem, belki size göre bu iki isim kurtarıcıdır, bana göre değil.

..Ve hâlâ her iki ismin 'yardımcı erkek oyuncu' pozisyonunda olduğunu düşünüyorum!

***

MERKEZ sağda yeni oluşum çabalarının bir diğer önemli kahramanı da AKP'li Abdüllatif Şener...

22 Temmuz'a kadar kabinedeydi, Devlet Bakanlığı yaptı.. AKP Hükümeti'nin en önemli adamıydı.. 22 Temmuz'da aday olmadı, geri çekildi, partisiyle ters düştü.. Ama hâlâ AKP'de.. Bugün, AKP'den ihraç edilen diğer milletvekilleri gibi, Şener'in de partiden ihracı konuşuluyor.. Partinin üyesiysen ihraç ederler.. İhraç konusu gündeme gelmişse, demek ki hâlâ AKP'de.

Hem partiyle yolların ayrılacak, hem partinin üyesi olmayı sürdüreceksin.

AKP eski Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'e de bu noktada tepki göstermiştim.. Çömez'in de AKP ile yolları ayrıldı, hem kendi isteğiyle, hem parti tavanının isteğiyle.. İhraç talebiyle disiplin kuruluna sevkedildiğinde görüşmüştük.. Şöyle demişti: "Ben partinin üyesi olduğumu bilmiyordum, herhangi bir üyelik formu doldurmamıştım, milletvekili olunca demek ki direkt üye yapıyorlarmış..."

O gün Fener'in maçı vardı, maça odaklandığım dakikalarda aradığı için uzun uzun konuşamadık.. O sözleri bana tuhaf gelmişti; her platformda AKP ile bir ilişiğinin kalmadığını söyleyen Çömez, neden üç satırlık bir dilekçeyle "istifa ettim" dememişti acaba?.. İstifadan 'olay' çıkmazdı; ihraç kararıysa, 'flaş haber'!

Abdüllatif Şener tüketilmemiş, kendini tüketmemiş bir isim.. Ama AKP felsefesinden uzak değil, o zeminden geliyor. Farklı söylemleriyle genel AKP profilinden biraz daha farklı; tabi yüzde yüzlük bir fark değil bu. Şener'in kurması muhtemel bir parti, AKP'nin biraz daha modernize edilmişi olacaktır. Turhan Çömez'in de bu oluşumda yer alma olasılığı yüksek.. Tabi Turhan Çömez'in millici çıkışlarını baz alarak, Şener liderliğindeki yeni partinin serbest piyasa düzenini tamamen terkedip, devletçi bir model uygulayacağını düşünmeyin..

Adı üstünde, merkez sağ!

***

MERKEZ sağ cenahta gözleyebildiklerim bunlar.. Sizce bu yapıdan bilinenden farklı bir merkez sağ oluşum ve kurtuluş programı çıkar mı?

Gelecek ne gösterir bilinmez, bugünkü genel manzaraya göre, çok parçalı bir merkez sağ hareket geliyor diyebiliriz.

Çünkü hepsinin merkezi farklı olacak.. Herkes kendini 'merkez' gördüğü için birleşmeleri değil, ayrışmaları daha çok konuşacağız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merkez sağın parçalı olduğu görüşü doğru değil.Merkez Sağ ilkeleri şu anda sadece AKP temsil ediyor %47 oya ve merkez sağın tek partisi durumuna bu yüzden geldi.CHP sosyal demankrat yada merkez sol parti olmadığı "resmi İdeoloji-Devletçi" parti olduğu gibi DP ve ANAVATAN'da bir zamanlar bulundukları Merkez Sağ ilkeleri bırakarak devletçi parti durumuna dönüştüler ve merkez Sağı AKP'ye bıraktılar.22temmuz öncesi millet iradesinin kabesi dedikleri TBMM'yi protesto ederek CHPlileştiklerini, merkez sağdan ayrılık devletçi çizgiye geldiklerini gösterdiler.Şener'in kuracağı partinin ilkelerini görünce merkez sağ olup olmadığına karar verebiliriz....BKZ:http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=85020 ve http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=85018

mehmetbirolsahin 
 07.05.2008 14:49
 

Türkiye'de şu an, ne eski merkez sağ partilerin, ne de chp tarzındaki bir sol partinin uygulamaya sokacağı kayda değer bir argümanı vardır. Türkiye'nin şu an içine düşmüş olduğu siyasal çöküntünün müsebbibi merkez sağ anlayış ve kadrolardır. Türkiye'yi bu tarz insanlar ve partiler daha da batırırlar. Çünkü, Türkiye'yi kalkındıracak tine ve değerlere sahip değillerdir. İhtiyaç olan şey, evrensel aydınlanmayı yaşamış sol düşünüşü taşıyan bireylerdir. Onlardan ise, Türkiye'de zaten yetişmiyor. Toprağından mı suyundan mı neyse, yetişmiyor. Sonuç; kalitesiz bir toplum ve ülke olmaya devam.

Erdal Aydın 
 06.05.2008 21:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1017
Kayıt tarihi
: 02.04.08
 
 

Şehr-i Balıkesir'de mevkutesel işlerle iştigal ediyorum; yirmi küsur yıldır yazıp çiziyorum... Yaz, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster