Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
743
 

Sağlığın anahtarı: uyku

Sağlığın anahtarı: uyku
 

Bir efsaneye göre, Gece tanrısı kendi başına iki oğul yaratır. Bunlardan birisi Uyku tanrısı Hipnoz, diğeriyse Ölüm tanrısı Tanatos'dur. Bu iki kardeş tanrı, Ozan Hesiodos'un dizelerine şöyle yansır:

Orada oturur kara Gece'nin çocukları, Uyku'yla Ölüm, o korkunç tanrılar. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken, ne inerken, biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara, ötekinin demirdendir yüreği,
tunçtandır canı. Hipnoz, karanlık ve dumanlı bir mağarada yaşar. Unutkanlık ve kayıtsızlık ırmağının suları odasının içinden akar. Hipnozun iki oğlu vardır. Bunlar insanların düş görmesini sağlarlar.

UYKU ...
Hayatımızın büyük bir kısımını uykuda geçiriyoruz.. Uyku, aslında tüm vücudumuzun bakıma alındığı ve dinlendiği bir süreç. Bu süreç içerisinde bünye bir sonraki güne hazırlanıyor. Ve tüm organlarımız bakıma alınıyor.
Yetişkin bir insanın günlük uyku gereksinimi yedi sekiz saat kadar. Ancak bu süre
kişilere göre önemli değişiklikler gösteriyor. Kimileri 8 saatten az uyku uyudukları zaman huzursuz olurken , kimileri de 3 saatlik bir uyku ile kendilerini iyi hissedebiliyorlar.Uyumadan sağlıklı bir yaşam sürdürmek olanaklı değil.
Uzun süre uykusuzluk problemi yaşayan insanlarda ciddi ruhsal problemlere , hatta klinik psikolojik bozukluklara rastlanabiliyor.

Düşünün normal bir insanın günde 7- 8 saat uyması gerekli demiştik. Bir hafta içerisinde hergün 1 saat eksik uyuduğumuzu düşünürsek bu hafta da 1 günü tamamen uykusuz geçirdiğimiz anlamına geliyor.

Uyku ile ilgili son yıllarda yapılan bir çok araştırma var. Ve buna bağlı olarak ortaya çıkan 2 önemli sorun sözkonusu.

1. Uykunun miktarı ve kalitesi ile ilgili sorunlar:Çogumuz hayatımızın bir evresinde mutlaka uyku ile ilgili sorunlar yaşamışızdır. Uykuya dalamama, sabaha karşı uyanma , hiç uyuyamama gibi problemler. Tabii bunların en önemli kaynağı yaşadığımız günlük hayat , sıkıntılar ve STRES . Aşırı çay ve kahve tüketimi de bir diğer etken...

Ve maalesef her geçen gün değişen dünya manyetik alanı ve teknoloji...
Düşünün sabah yataktan kalkıyorsunuz , evden çıkıyorsunuz , bir araca biniyorsunuz, işyerinize gidiyorsunuz , işyerinizde bir sürü bilgisayar , cep telefonu vs. bir sürü manyetik akım yok edici cihazlarla içiçe çalışıyorsunuz. Çay- kahve tüketiyorsunuz , fast food gıdalarla öğle yemeğini geçiştiriyorsunuz ve akşam yine aynı koşuştumaca ile tekrar eve dönüyorsunuz , akşam yemeği ve bankooo
televizyonun karşısına geçiyorsunuz. Ve elinizde o muhteşem alet kumanda ile yine Tv karşısında uyuya kalıyorsunuz , çoğu zaman yatağınıza gidecek gücü bile bulamıyorsunuz kendinizde ve sabah oluyor. Alarm çalıyor ve yine aynı koşuşturmaca.

Ve akıp giden zaman içerisinde hep aynı düzen içinde uykunuzun bir süre sonra size yetmediğini hissetmeye başlıyorsunuz.

2. Uyku sırasında yaşanan anormal olaylar: Bunlardan en bilineni uyurgezerlik.Uyurgezerlik uykunun ilk 1-2 saati içinde ortaya çıkıyor.
Kişi, yatakta oturma, kalkıp dolaşma, giyinme, yemek yeme gibi davranışlarda bulunabiliyor. Bu davranışlar sırasında kişinin yüzü donuk. Tek bir
noktaya bakarak hareket ediyor ve bu sırada sözel ilişki kurmak genellikle olanaksız.

Uykuda diş gıcırdatma, bazı kişilerde stresli dönemlerde belirginleşiyor. Kadınlarda, adet dönemleriyle bağlantılı dalgalanmalar gösterebiliyor
Diğer bir bozukluk 'uykuda korku nöbeti'. Kişi, bir rüya görmediği halde birden büyük bir korkuya kapılıyor ve haykırarak uyanıyor.
Korku ve paniğin yanısıra çarpıntı, terleme, derin nefes alamama duygusu bu tabloya eşlik ediyor.

Bu bozukluk genellikle ilkokul çağlarında başlıyor ve çocukluk dönemi biterken ortadan kayboluyor.

Horlama da uyku sırasında yaşanan anormal olaylar arasında sayılabilir. Horlama, yanlızca horlayanı değil birlikte uyduğu kişiyi de etkileyen bir sorun. Bazen ağız, boğaz ve solunum yollarındaki bozuklukların işareti olabildiği gibi, hiç bir nedene
bağlanamadığı durumlar da az değil.

Etkin uyku için; Her gün düzenli saatte kalkın. Sizin için 'normal' olan süreden daha fazla uyumayın. Kahve, çay, kola uykuya dalışı zorlaştırdığından,
alkol ise uykuya dalışı kolaylaştırmasına karşın kalitesini bozup sabah yorgunluğuna neden olduğundan kullanmayın.

Gündüz uykularından (5-10 dk. bile) sakının. Sabahları fiziksel egzersiz yapın. Yatma öncesi TV seyretmek yerine rahatlatıcı şeyler okuyun
ya da müzik dinleyin; aşırı uyarılmalardan kaçının. Yatmadan bir süre önce 15-20 dakikalık banyo yapın. Yatma zamanına yakın yemek yemeyin.
Ortamın ısısı, gürültü olup olmaması, yatak değişikliği gibi alışkanlıklarınıza özen gösterin.

Unutmayın uyku sağlığınız için gerekli en önemli şartlardan birincisi. Organizmanın kendini yenileyebilmesi ve bir sonraki güne aktif başlayabilmeniz için mutlaka önemsemelisiniz uykunuzu. HAni hep derler ya "uyku , uykunun mayasıdır" ama lütfen dozunda uygulayın bunuda .Çünkü uykusuzluk gibi çok uyumak da bir çok hastalığın habercisi olabilir.
Mutlu günler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınızda haklı oldugunuz şüphesiz ortada.Benimse deviasyon(burun kemik eğriliği ) sorunum var.Bu da uyurken düzgün nefes alamama ve ağızdan enfes almama sabahları kuru bir agız,bogaz agrısı,tonsilit,farnajit gibi hastalıklara nedne oluyor.En beteri ise yeterli nefes alamadığım için bölük pörçük uyumam.Senelerdir bunu bir türlü aşamadım.Ameliyat olup bu işi çözmem gerek ama İstanbul'un yaşamın yorgunlugundan buna fırsat bulamadım.Şu an hala sabahları neredeyse uyku uyumamaıs gibi yorgun gidiyorum işe..Yazınız için teşekkürler.

Emre ÖKTEN 
 21.11.2007 21:37
Cevap :
emre bey merhaba. yorumunuzda belirttiğinz tüm rahatsızlıklar bende de mevcut. sıkı bir devüasyon problemim var.bademciklerim 3,5 yaşında iken alındı. ama farenjit, larenjit ve üst solunum yolları enfeksiyonları hiç yakamı bırakmadı. ağzım kapalı uyuyamıyordum ve sık sık uyanıyordum ve çok çabuk sinirleniyordum. takii bundan 6 ay öncesinde sağlıklı uyku sistemlerini keşfedene dek. bir japon firmasının ürettiği yatak yorgan ve yastıklardan edindim artık çok iyi uyuyor, yataktan dinlenmiş kalkıyor , sinirlenmiyor ve en önemlisi horlamıyorum. bu durumdan en memnun olan kişi ise tabii ki eşim. bu konuyla ilgili yardım ve bilgi isterseniz seve seve yardımcı olurum. mutlu , sağlıklı ve bol uykulu günler.  21.11.2007 22:43
 

Beden yorgun! Beyin kepenk indirmemiş! Düşünceler ile yatağa uzanıyor sunuz! Düşünce kalabalığından yatakta size yer kalmıyor! Yastık elde dolanıp duruyor sunuz!Bu hal ne zaman çekilmez oluyor diye takibe aldığımda(senelerdir)hep aynı sonuç!Dolunay! Eşim tesadüf diyor, benim buna pek inanasım gelmiyor! Ay ve yerküremizin bağlantıları inanılmaz ilginç! Hipnoz ile ölümün kardeş olduklarını bilmiyordum! Yazı uyarıcı nitelikte, bu tür konularda hatırlatmaların gerçekten faydası oluyor. Elinize sağlık.Selamlar

Alev Meisel 
 15.11.2007 22:37
Cevap :
KAç gündür bilgisayar başına oturuyorum . Size cevap yazmak için. bir aksiliktir gidiyor. Ya elektrik kesiliyor, ya çocuk uyanıyor , ya da huysuzluğum tutuyor. uyku ile ilgili yazıma gönderdiğiniz yorumu dikkatlice okudum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kelime seçimleriniz mükemmel. Dünya manyetik alanı insanları olumlu ve olumsuz etkileyen en büyük etken.Eşiniz tesadüf diyormuş ama bu bir tesadüf değil gerçek. MAil adresinizi bana ulaştırabilirseniz , size bu konuyla ilgili yaşanmış bir çok deneyim ve bilgiyi gönderebilirim. Sevgiler.  19.11.2007 23:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1565
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

İzmir 1975 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi buca eğitim fak. biyoloji öğretmenliği mezunuyum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster