Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger

http://blog.milliyet.com.tr/diyetisyen_ipek

19 Nisan '08

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
3833
 

Sağlıklı beslenme takıntısı (Ortoreksiya Nervosa)

Sağlıklı beslenme takıntısı (Ortoreksiya Nervosa)
 

ortoreksiya nervosa


"ORTOREKSİYA NERVOSA" nedir biliyor musunuz?

Sağlıklı Beslenme’ nin yaşam için ne kadar önemli olduğunu artık az çok hepimiz biliyoruz. Sağlıklı Beslenme; var olan sağlığı koruma ve geliştirmede, hastalıklara yakalanma riskini azaltmada, mevcut hastalıkların tedavisinde önemli rollere sahiptir.

Konu her ne olursa olsun; Sağlıklı Beslenme’ nin öneminden bahsetmeden edemeyiz. Çünkü temel amacımız; bireylere ‘Sağlıklı Beslenme’ alışkanlığını kazandırmaktır. Fakat; önemli bir nokta: Sağlıklı Beslenmeyi takıntı haline getirmeden !!!

‘SAĞLIKLI BESLENME TAKINTISI’ diye bilinen ‘ORTOREKSİYA NERVOSA’ yeni bir yeme davranışı bozukluğudur.

Ortoreksiya Nervosa üzerine araştırmalar halen devam etmektedir. Ben de; bu konuyla ilgili pek çok bilimsel yayın taradım ve sizlerle bu yeni davranış bozukluğunu paylaşmak istiyorum.

Ortoreksiya terimi, orthos (doğru) ve oreksia (iştah) Yunan kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Ortoreksiya ‘doğru beslenme’ anlamına gelmektedir.

Ortoreksiya Nervosa, önemli diyetsel kısıtlamalar getiren, biyolojik ve saf yiyeceklere hastalık derecesinde olan takıntıyla karakterizedir. Ortoreksiya Nervosa’da doğru besini yemeye patolojik bir düşkünlükten bahsedilir. Bu hastalık; genelde psikolojik bir bozukluktan kaynaklanmaktadır.

Ortoreksiya; SAĞLIKLI BESİNLERİ YEME TAKINTISI ve SAĞLIKSIZ BESİNİ REDDETME durumudur. Bir besinin sağlıklı veya sağlıksız olması, kişinin kendi diyetsel inanışlarıyla ilişkilidir. Yani belki de sağlıklı olan bir besini sağlıksız bulup tüketmeyebilir. Bu kişiler için yiyeceklerin saf, katkısız ve işlenmemiş olması oldukça önemlidir. Bu yüzden çoğu sebze ve meyveyi çiğ yemeye gayret ederler. Ortoreksiya’lı bireylerin çoğu vejetaryen grubundadır. Zararlı maddeye karşı duyulan derin korku sebebiyle tarımsal ilaçlar içermesi ve hazırlanış teknikleri sebebiyle bazı yiyecekleri diyetlerinden çıkartırlar ve en sonunda beslenme listelerinde sadece 1-2 tür yiyeceğe yer kalır.

Ayrıca Ortoreksiyalılar; yanlış olduklarını düşündükleri belirli pişirme yöntemlerini de reddedebilirler. Örneğin; aliminyum kaplar bu insanların asla kullanamayacakları araç ve gereçler arasında yer almaktadır.
Bu davranış biçiminin ekonomik bir boyutunun da olabileceğini eklemek istiyorum. Organik besinlerin satıldığı dükkanlardan alışveriş yapacak yeterli ekonomik gücü olmayan, besin tercihinde fazla seçeneği olmayan, vb. bireylerde bu tarz obsesyonların gelişmeyebileceği de araştırmacılar tarafından bildirilmektedir.
Bu hastalık için herhangi bir klinik kılavuz mevcut olmadığından doktorların tanı kriterlerine göre teşhis edebilecekleri bir durum gibi görülmemektedir.

Ortoreksiya Nervosa sadece;

Uzun dönemde görüldüğü zaman (Birkaç hafta için sağlıklı yiyeceklere verilen dikkat obsesyonun üzerinde olmadığı sürece bozukluk olarak tanımlanamaz.)
Eğer bireyin yaşantısında anlamlı oranda negatif bir etki yaratıyorsa (Yaşam stresini önlemek için yiyecekleri düşünmek, her günün büyük bir çoğunluğunu yiyecekleri düşünerek geçirmek) tanımlanabilmektedir.

Bu beslenme takıntısı, sosyal ilişki eksikliğine ve tatminsizliğe yol açar.

Ortoreksiya’lı hasta, sağlığını iyileştirmek veya bir hastalığını tedavi etmek ya da kilo vermek istiyor olabilir. Diyet, hayatlarının en önemli kısmını oluşturur. Çoğu zamanlarını mutfakta geçirirler; Çeşitli ve sağlıklı yemekler hazırlarlar, daha o gün bitmeden bir sonraki gün yapacağı yemekleri planlarlar. Kısaca; beslenme ve besinler, onlar için her şeyden önde gelir.

Ortoreksiyalı olup olmadığımızla ilgili şüphelerimiz henüz çok yeni ve tartışmalı bir durum olması dolayısıyla doktorların henüz tanı koyabilecekleri bir bozukluk olmadığı da bildirilmektedir.

Ortoreksiya Nervosa, bilinen iki beslenme bozukluğu (Anoreksiya Nervosa ve Bulimia Nervosa) ile birçok benzerlik içermektedir.

Aralarındaki bir fark; Anoreksikler ve Bulimikler, BESİNLERİN MİKTARI üzerinde odaklanırken; Ortorektikler ise BESİNİN KALİTESİYLE ilgilenirler.

Bu üç beslenme bozukluğunda da bireyler, besinlere hayatlarında haddinden fazla yer verirler.

Anorektiklerin aksine Ortorektik bireyler genelde kilolarıyla ilgilenmezler ve kendilerini şişman hisetmezler.

Bu bireyler genellikle sadece besinler konusunda değil, araştırıldığında derin duygusal konular dahil pek çok konuda saplantıya sahiptirler. Altta yatan konuları araştırmak, normal beslenmeye geçişi kolaylaştırmak bakımından önemli bir adımdır.

TEDAVİ, oldukça uğraştırıcıdır; çünkü Ortoreksiya’lı bireyler, antidepresan gibi ilaçların doğal ve arı olmadıklarını düşünürler. Aynı şekilde şeker, yapay tatlandırıcı ve yapay lezzet vericiler gibi maddeler içerdiği için bazı beslenme destek ürünlerini de kullanmayı reddederler. Terapi destekli bir diyet tedavisi uygulanmalıdır.

Tedavide; besin kuramlarına dikkat edilmesi gerektiğini kişilerin özdeğerlerinin ve yaşantılarının sadece besinler etrafında dönmediğinin farkına varmaları gerektiğinin önemi üzerinde durulmaktadır.

Ortoreksiya Nervosa’nın önümüzdeki 10 yıl içinde görülme sıklığında artış olacağı düşünülmektedir.

Evet tabiki sağlıklı beslenmeliyiz ama TAKINTI HALİNE GETİRMEDEN...

Dyt. İpek Ağaca

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İpek Hanım, Öncelikle çok faydalı bilgiler verdiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Üzerinde araştırmaların devam ettiği bir konu. Özellikle ev hanımlarında ve sosyoekonomik düzeyi yüksek gruplarda sıklıkla görülmekte olduğunu düşünüyorum. Bu iki grubun ortak özelliği ise bazı evhanımlarının kendilerini bu işe adamış olması ve bir süre sonra bunu obsesyon haline gelmesinin doğallığıdır. Sosyoekonomik seviyesi yüksek kısımda ise organik ürünleri tüketebilme imkanı doğmasının ardından hep daha iyisini ve sağlıklısını tüketme arzusudur. İki grupta da obsesyon görülme sıklığı oldukça fazla. Böylesine önemli ve yeni araştırılmaya başlanmış bir konu üzerinde durduğunuz için tebrikler. Çalışmalarınızı zevkle takip edeceğim.

Psikolog Ezgi Basaran 
 19.04.2008 23:34
Cevap :
ben teşekkür ederim. siz de belki bir yazınızda belki ortoreksiya' ya psikolojik açıdan değinirsiniz...faydalı olur. sevgiler...  21.04.2008 0:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3469
Kayıt tarihi
: 10.09.07
 
 

Merhabaaalar ! Mesleğini çok ama çok seven bir Uzman Diyetisyenim. Hacettepe Üniversitesi 'Besl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster