Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
105
 

Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden geçer

Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden geçer
 

Alıntı.


 
Gün geçmiyorki bir çocuk gelin vakası ile karşılaşmayalım, henüz çocukluktan dahi çıkamamış bir ergen. Dün MB de okumuş olduğum bir gazete haberinde yine canım sıkıldı. Ülkemin nüfus artışı malum, gün geçtikçe artıyoruz, böyle artış istemiyoruz, ya da kendi adıma; istemiyorum.
Bir günah furyasıdır gidiyor, prezervatifin adını duymak istemeyen erkekler neden kısırlaştırılmıyor, 
kadın periyodik hap alsa ya unutur veya başka bir durum hasıl olur, spiralin güveni ne kadardır vs vs..
 
Haberin özünde, 8 çocuklu bie ailenin A.... isimli kızının kendisinden tam yarım asır büyük bir adamla evlendirilmesi! Resmen dedesi yaşında, böyle ırz düşmanlarının mekanları önce hapishane sonrası da Cehennem, ya ebeveynler? En az onlarda o ne idiğü belli olmayan arsız teke gibi Cehennemlikler.
Neden bir ceza uygulanmaz böylesi insan müsvettelerine? Neden kulak arkası edilir? Bu tür olayların? Türkiye genelinde çok olduğuna üzülerek inanıyorum. Ben mi yanlık okudum yoksa deyip, aynı satırı bir kez daha okudum ki, diğer sekiz çocuğunda batıda ki illere satıldığını söylüyordu A.... isimli talihsiz çocuk kadın, demek ki 8 kardeşin hepsi de kız, aile bunu ticarete dökmüş, yazık, bunun adına evlat katilliği denir.
 
Dikkatimi bir cümle çekti ki, bunca aşk sevda şiiri yazan beni yaraladı, ''EŞ BULAMAYANLARA'' ibaresiydi! Bizler koklaya, koklaya besleyip büyütelin, sonra yaşça büyük biri gelip tazecik süt kuzularını götürsün! Öyle kazın ayağı yok işte.
Utanmayıp birde aynı evde küçük kızı yaşlı dedenin koynuna veriyorlar. Ne güzel bir namus anlayışı, kız onca tecavüze uğrayacak, sonra dayak ve gelsin çocuk doğurma fasılları! 
 
Muhammed sav. efendimiz bir hadisi şeriflerinde; Kadın, Mevlamızın erkeğine en güzel hediyesidir demiş.Kim ne kadar alıyor köylerimizde? Ama o tür cahil kesim işini bilip yumurtaya bir kulp uydurur.
Yeter ki imam nikahı olsun! Hem evden kaçanlar için sokaklar daha tehlikeli olunca, evde ki tek
tecavüzcüye boyun eğilmiş istemeden de olsa küçük anne!
 
Yaşadığım yer olan, Danimarkanın 35 yıl önceki nüfusu 5,5 milyondu, şimdi de aynı, şaka gibi değil mi? Küçük ama demokratik bir ülke, her ne kadar da Monarşiyle yönetiliyorlarsa da.
Yabancılar, özellikle de Türk ve müslüman kökenliler, arap ülkeleri vs.Danimarka yapmış olduğu istatiklerinde;  Kendi vatandaşlarının çocuk sahibi olma durumunu alt tabana çektiklerini en fazla 2 çocuk istediklerini, hatta yeni neslin ya bir veya hiç çocuk istemediğini ortaya çıkarmışlar.
Karınları tok sırtları pek, ellerinde meslekleri var, çalıştıklarından kimseye de muhtaç olmadıktan sonra! Velhasıl işin ucu yine gelip devlete dayanıyor.
 
Avrupa ülkelerinde evli olsalar dahi gerçek evlilik pek yok, seneler senesi beraber yaşayıp bir veya iki çocuk sahibi olduktan sonra evlenenler çok. Peki bu doğru mu? Bu onların tercih sebebinden ziyade onların kültürü, üzerlerinde sıkça değiştirilen bir esvap şekli.
 
Sağ olsunlar! Yani mecazen,  ya, bizim Türk Boğası erkeklerimiz?
Danimarka ve Avrupada amme hizmeti yapar gibi, her yabancı hanımdan bir çocuk peydahlamışlar.
Hristiyan, Katolik veya Protestan, Yüce Yaradanı, sevabı, günahı, en az bizler kadar biliyorlardır.
Kolay yol varken, zorlanmakta neyin nesi demişti Danimarkalı arkadaşım, sizin ülkeniz müslüman ülke olmasına rağmen!  Sayısız ateist var bunlara ne dersin demişti geçtiğimiz aylarda, beni sıkıştırarak.
 
1980, lerde buraya geldiğimde kadınlarımız dert yanardı, hatta bana; dikkat et belki eşininde vardır gibi içime kurdu düşürmüşlerdi o dönemler. Amme hizmeti mağdurları, Danimarkalı eşlerinden olan Türk çocuklarını alamadılar, alamazlarda! Yabancı eşlerinden çocuklarını alıp Müslüman yapacaklarmış! Bu düşünceye ancak, benden alaycı bir gülümseme gelir burnumu kıvırarak. 
 
Hemen hemen her ailenin evinde, kedi, köpek, muhabbet kuşu, hamster hatta yılan besleyenler dahi var, şuan bizde de iki muhabbet kuşu ve bir minik hamter halen mevcut ve müthiş bir sevgi, 
35 yıl önce bana hediye edilen bir muhabbet kuşu sevgisi halen devam ediyor, efendim nedir
bu hayvan muhabbeti ne alaka? Diyenleriniz olacaktır, anlatayım! Türkiye'de kızları hiçe sayıp
paçavra gibi, salyalı adamların kuçağına atan ana babalara yazıklar olsun. Hamsterımızın bana yapmış olduğu bir hareketi çocuklarıma söylediğimde; Hadi canım demişlerdi.
Hayvanın yanına gittiğimizde, ona olmaz diller dökerek;  Hadi bana yaptığın o hareketi yine tekrarla yoksa bu işin içinde mahçubiyetliğim olacak boncuk gözlü oluşum dediğimde, uzatnış olduğum parmağıma başını  defalarca sürerek beni sevdi, onun eve ilk gelişinde hiç istememiştim, bula bula
fare mi aldın, hayvan kıtlığına kıran mı girdi gibi :P  Ama en çok seven de inanın ben oldum.
Hamsterlerin ömrünün iki katı yaşadığına Danimarkalı bayan arkadaşım hayret etti, bende ona;
Sevgi ile neler olmuyor ki, bak küçücük yumak gibi ışıltı bir göz, nasıl sevilmesin ki demiştim.
 
Bulunduğum ülkede; en değerli varlık kadın, çocuk, yaşlı, polis, doğa, geriye ne mi kaldı?
Mutlaka bir eksiklikleri var ama, Ülkem bu düzenin şimdilik yarısını mamuru mest etse eyvallah.
Avrupalı akıllı, sistemli çalışıyorlar, köylüsü, kentlisi erken yatıp işlerinde güçlerindeler,kimsenin etlisinde sütlüsünde değiller, kim, kiminle, nasıl, nerede? 
Bunlar biz Yabancıların az gelişmiş toplumların ve cahilce iz sürenlerin işi.
Akşam eve, sabah işe, geldiklerinde evde besledikleri köpek ve kediyi dışarı çıkartıp havalandırırlar.
Onlar ile adeta çocuklarıymış gibi ilgilenmeleri ise görülmeye değer
Devlet halkına yetiyor, bu sirkilasyon çalışma günlerinde böyledir, iki gün hafta sonu tatilinde ise, 
dilediklerince kendilerine zaman harcayıp okurlar, onlar kitap delisidirler, darısı başımıza ne diyeyim!
Türkiye'mde de böyle bir sistem olmasını istiyorum, devlet  her yönden yetmeli yurttaşına ki, 
böyle kızlar okuyup Vatanımızın kalkınmasında rol oynasın. Bu tür haberleri ne denli sıklıkla okuyorum ki, sinirim laçkalaştı diyebilirim. Son şiirimi de, yani dün kendimi o aciz, yardıma muhtaç olan,
ellerinden tutulması beklenilen çocuk gelinlerin yerine koyarak yazmıştım.
Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden geçer. Hayırlı Cuma'lar dileyerek saygılarımı gönderiyorum..
 
miracle, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 833
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 396
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster