Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '16

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
120
 

Sağlıklı toplum bizim ellerimizde yükselecek

Sağlıklı toplum bizim ellerimizde yükselecek
 

Bugün sabah gözümü açıp gazeteleri elime aldığımdan beri, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili tüm makaleleri okuyor ve sabahın ilk saatlerinden itibaren hemcinslerimden gelen tebrikleri kabul ediyorum. Gazeteler kadınların ne istediği, ancak ne noktada olduğunu, kadına şiddetin son on yıldır görülmemiş bir raddeye vardığını anlatan makalelerle dolu. Yaşadığım şehrin büyük meydanlarında ve ana caddelerinde kadın haklarını savunmak üzere yapılacak yürüyüşler bir hafta öncesinden düzenlenmiş durumda. 

Biliyorum yazılanlar da, bugün hatta haftalardır tekrarlanarak yapılan ve yapılacak olan kadın yürüyüşleri de hep umut ve iyi niyet yüklü adımlar. Amaç: Toplumun dikkatini kadınlara yapılan haksızlıklara yöneltmek, kadının hakkını savunacak dirayete erişmesini sağlayarak kadına şiddete dur demek; yani toplumda bir çeşit uyanışı tetiklemek. İyi güzel de sorum şu: Bu çaba, sonuç veriyor mu? En azından şimdiye kadar yapılanlarla, sokaklarda yürümemizle, canhıraş şekilde başlatılan ve milyonların seve seve adını yazdığı imza kampanyalarıyla istenilen noktaya en azından yaklaşılabildi mi?

Naçizane fikrim: Biz kadınlar sadece kendimiz bağırıp çağırıp, kendimiz dinliyoruz. Ne gördüğümüz şiddet azalıyor, ne de bize hissettirmeden, sinsice eimizden alınan haklar geri veriliyor. Özgecan Yasası Çıksın Kampanyası, Cansel İçin Susma Kampanyası, Nikahsız Evliliğe Hayır Kampanyası, "Böyle Çok Daha Güzelsin" programı yayından kalksın kampanyası ve daha niceleri onaylanmayı bekliyor. Oysa, biz kadınlara karşı işlenen suçlar gittikçe artıyor ve görmezden geliniyor. Kadınları 2. sınıf vatandaş olarak görme eğilimi giderek artmakta, hakkını arayan ve bu bağlamda sesini yüselten kadın, "çirkef", "makbul olmayan kadın" ilan ediliyor. Zaten ilk bakışta sevimli görünen ancak kadınların dolaylı olarak işsiz kalmasına sebep olan "doğum sonrası" haklarımız da var. Bunlar sayesinde üreten, kazanan ve geliştiren birer birey olmamız önleniyor ve görevi sadece evde oturup çocuk bakmak ve evin erkeğinin gönlüne göre şerbet vermek olan tek tip robotik yapılara dönüştürülüyoruz.

Diyeceksiniz ki; Sen sayıp döküyor, verip veriştiriyorsun da başka bir formülün mü var? Bizler elimizden geleni yapıyoruz. En azından savaş veriyoruz haklarımız için. Ya sen?

Ben de bir kadınım. Çoğu zaman o yürüyüşlere katıldım, imza kampanyalarının her birine adımı büyük harflerle yazdım ve bundan sonra da bunları yapmaya devam edeceğim. Lakin bir kadın, bir anne, bir öğretmen ve bir yazar olarak kesinlikle biliyorum ki bunlar yeterli değil...

Öncelikle erkeklerin kafasındaki kadın imajının değişmesi gerekiyor. Sadece annelerine ve kızkardeşlerine değil tüm kadınlara saygı duyan erkekler yetiştirmemiz gerekiyor. Öğretmen kimliğimden güç alarak şunu söylemek ihtiyacındayım: Eğitim ve kültür, aiede başlar. Okulda devam eder. Saygılı, hoşgörülü ve olgun erkekler, bilinçli, erkek evlatlarını kız evlatlarıyla eşit şartlarda yetiştiren annelerin başarısıdır. Oğullarımızı yetiştirirken erkek olmanın değil, insan olmanın niteliklerini kazımalıyız beyinlerine. Erkek olmanın, efelik yapmak, maço davranışlar sergilemek değil, beyefendi olmak, olgun ve saygılı birer birey olmak demek olduğunu yinelemekten bıkmamalıyız.

Sonrasında ise eğitim sistemimizdeki boşluk doldurulmalı. Bugün birçok Avrupa ülkesinde var olan ve ilkokul düzeyindeki sınıflarda başlayan cinsel eğitim bizim okullarımızda da kesinlikle olmalı çünkü ancak bu sayede yeni neslin kadını bir meta, kullanılıp atılacak bir eşya, 2. sınıf vatandaş olarak görmesi engellenebilir. Evet, eğitim şarttır. Bir toplumun kendi kendisine düzelmesi beklenemez. Kökten değişimin tek formülü ise aile ve okulun el ele verdiği eğitimdir.

Yalnız şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Benim idealimdeki bu eğitim, bugün başlasa en iyi ihtimalle ancak on sene sonra toplum yeni, sağlıklı yüzüne kavuşacaktır. Bu yüzden bugünün facialarını önlemek, şiddeti durdurmak adına kadının adı geçen tüm yasalarımızın yenilenmesi gerekmektedir. Köhnemiş, erkek yanlısı ve boşluklarla dolu kanunlardan, kadına şiddeti kati şekilde caydırıcı hale getiren yasalara geçebilmeliyiz. Kadınlar olarak eğitim reformunun yanı sıra savaşımız bu yönde olmalıdır.

Öncelikle ruhunu şiddet görerek, büyük travmalar yaşayarak teslim eden Özgecanların ve Cansellerin son şehitlerimiz olmasını dileyerek ve bu gencecik fidanları kurutanlara içten lanetler ederek bir Kadınlar Günü daha kutlamaktayız. Şunu unutmayın arkadaşlar: 

Sağlıklı toplum, bizim ellerimizde yükselecek. Gücünüzün farkında olun, üretin ve kendinizi çok sevin çünkü buna layıksınız. Tüm emekçi kadınlara sonsuz sevgi ve saygılarımla...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 341
Kayıt tarihi
: 20.12.13
 
 

1993 yılında Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. On beş yıl bo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster