Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '16

 
Kategori
Sağlık
 

Sağlıklı yaşam için sözde uzmanlardan uzak durun!

Sağlıklı yaşam için sözde uzmanlardan uzak durun!
 

Medya, kamuoyuna aktardığı haber ve bilgilerle toplumun algısını ve paradigmasını biçimlendirir. Yalnızca algıyı biçimlendirmekle kalmaz,  onun tüm değer yargılarını da etkiler. Özet bir anlatımla medya, toplumdaki ortak anlayışlar ve değerler dizisini oluşturan veya oluşturulacak toplum modelini biçimlendiren ana kuvvelerden biridir.
 
Medyanın görünen amacı bilgi ve haber aktarmak olarak bilinir ise de esas amacı bu bilgiler ve haberler doğrultusunda toplumu biçimlendirmektir. Bunu, tercih ettiği toplum modeline göre, haber ve bilgiler seçerek, seçmenin de ötesinde haber ve bilgileri doğrudan yapılandırarak yapar. 
 
İnsanların tüm bilgi ve algısının doğuştan ölüme dek medyanın etkisi altında olduğunu ve yaşamın tüm alanlarını kapsadığını belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, “Bu nedenle de, toplum modelini oluşturma ya da toplumu biçimlendirmek açısından medya okuldan, aileden ve etkili tüm diğer kurumlardan da daha etkili olmaktadır” dedi. 
 
Prof. Dr. Recep Akdur, medyanın etkisi ve sağlık haberlerinde karşılaşılan yanlışlar konusunda konuştuk. 
 
Medyanın sağlık algısındaki etkisi nedir?
Medya, toplumun ve kişilerin tüm sağlık algısını beklentilerini ve davranışlarını ve de bu alandaki değerlerini belirler. Bundan ötürü de bir toplumun sağlığında medya çok önemli bir yere sahiptir.  Sağlık alanında doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi değerlendirme ölçülerini tamamen değil ise bile büyük oranda medya belirler. Özet bir anlatımla kişilerin ve toplumun sağlık okuryazarlığını belirleyen önemli etkenlerden biri medyadır. 
 
Bu saptama üzerine, medyada çalışanların sağlık okuryazarlığının toplumun sağlık okuryazarlığını belirleyen önemli etkenlerden biri olduğu söylenebilir. 
 
Genelde medya özelde de medya çalışanı sağlık alanındaki bir haber ya da bilgiyi yapılandırırken iki etmenin etkisi altındadır. Bunlardan birisi kendisinin genelde okuryazarlık düzeyi özelde sağlık okuryazarlığı düzeyi ikincisi de kendisinin sağlık algısı ve modeli konusundaki tercihidir. Kuşkusuz haber kaynağı ya da bilgi kaynağı seçimini de aynı şekilde bu iki etmen belirler.
 
Sonuçta da haber ya da bilgi kaynağı seçerken, doğru, teyit edilmiş haberden ya da uzman bilgiliden ziyade kendi okuryazarlığına uygun kendi sağlık modeline uygun olanları seçer. Bilgi kaynağı seçiminde gerçekten alanın uzmanı veya bilgilisinden ziyade kendi yönlendirmelerine ve düşüncelerine hizmet edecek ve hatta kendi yönlendirmelerinin etkisi altında kalacak kişileri kaynakları tercih eder.
 
Sağlık okuryazarlığı ve medya ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Sağlık okuryazarlığı ve medya denilince konunun iki bileşeni vardır. Bunlardan birisi medya çalışanının sağlık okuryazarlığı, diğeri de toplumun sağlık okuryazarlığı.
 
Genel okuryazarlık; kişinin okuma, yazma ve sayıları kullanma, bilgiyi elde etme, fikir ve düşüncelerini ortaya koyma ile karar verme ve sorun çözme becerisi olarak tanımlanır. Sağlık okuryazarlığı ise; kişinin sağlığını koruma, geliştirme, hastalandığında ise tedavi edici hizmetleri edinebilme, tüm bu konularda doğru bilgilere ulaşabilme, seçebilme, anlama, yorumlayabilme ve kullanabilme yeteneği ya da gücüdür.
 
Yaşamın tüm alanları ile ilgili okuryazarlıkta olduğu gibi, sağlık okuryazarlığı da, genel okuryazarlık temeline inşa edilir. Asıl olan genel okuryazarlıktır. Geneli veya temeli yeterli olmayanın sağlık okuryazarlığı da yeterli olamaz. Yetersiz sağlık okuryazarlığı ise, bilgi kaynaklarından yani hekim, kurum, bakanlık gibi dağıtılan bilgilerin yanlış anlaşılarak ve yorumlanarak, hizmet ve tedavinin aksaması yanında yanlış bilgi ve kaynaklara yönelme açısından da önemli sonuçlara neden olur.
Herkesin iyi bir sağlık okuryazarı olma sorumluluğu vardır. Toplumun sağlık okuryazarlığını belirleyen medya çalışanlarının ise bu sorumluluğu kat ve kat daha yüksektir.
 
Sağlıkta sözde uzman kime denir?
Tüm dünya da olduğu gibi Türkiye’de de mesleklerin meslek sahiplerinin ve mesleğinde uzman olanların tanımları yasal düzenlemelerle yapılmıştır. Örneğin Türkiye’deki yasal düzenlemelere göre tıp fakültesini bitirenlere “tabip” ya da “tıp doktoru” denir. Aynı şeklide “Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği”ne göre belli bir alanda eğitim alarak başarı ile bitirmiş olanlara “uzman” denir. Aynı şeklide diğer sağlık meslekleri ve onların uzmanlık eğitimleri ve uygulamaları da yasal düzenlemelerle belirlenmiştir. Yasal düzenlemelerle tanımlanmış alanlar dışında kalan tüm uzmanlık unvanları “sözde uzmanlıklardır”. Kendilerine böyle uzmanlıklar yakıştıranlara da “sözde uzman” denir.
 
Türkiye’de önemli bir sorun da mesleklerin birbirine meslek içindeki uzmanların da birbirinin uzmanlık alanına saygı duymaması ile ilgili. Örneğin bir ziraat mühendisi sağlık alanına da hukuk alanına da saygı göstermeli. Sağlık alanında bir açıklama yapmayı ya da danışmanlık vermeyi hekimlere, hukuk alnındakileri ise hukukçulara bırakmalı. Aynı şeklide bir ortopedist, kulak burun boğaz ya da beyin cerrahisi, halk sağlığı alanına giren konuları o alanın uzmanlarına bırakmalı. İnsanlar kendi alanında meslek sahibi kendi alanında uzman olabilirler, mesleğinin dışına, uzmanlığının dışına çıktıkları zaman ise sözde uzman olurlar. 
 
Gazetecilerin sağlıkta sözde uzmanların ayrımını yapmaları için neler önerirsiniz?
Tüm insanlar için olduğu gibi gazeteciler için de uzman ile sözde uzman ayırdını yapmak çok kolaydır. Söz konusu olan alanın yasalarla düzenlenmiş diplomasına sahip olmayan insanlar sözde uzmanlardır. Gazeteciler her şeyden önce yasalara uygun hareket etme bağlamında “yasal olarak uzman unvanı olmayan” hiç kimseyi uzman olarak isimlendirmemelidir.  Gazeteci kişilerin diplomasından kuşkulandığında diplomayı teyit etme sorumluluğu vardır. Diplomayı kontrol edemiyor ise, o kişiyi hekim olarak, uzman olarak isimlendirmemelidir. Yasal zorunluluğun ötesinde gazetecinin ahlaki ve etik bir sorumluluğu da vardır. Hiç kimsenin yasalarla hak edilmiş unvanlar kullanmasına aracılık etmemelidir.
 
Medyada unvanların arkasında yer alan uzmanların doğru bilgi verip vermediğini basın mensubu nasıl anlar?
Bu konuda gazeteci ya da medya çalışanının okuryazarlığı ve araştırmacılığı devreye girmelidir. Unvanı ne olursa olsun, “Tavuğu günde üç kez yumurtlatıyorlar” ya da “Bir tavuktan günde üç yumurta alıyorlar” diyen birine,  “Hadi canım sende” diyebilmelidir. Bu durumun doğaya aykırı olduğu tüm gazetecilerin bilgi dağarcığında olmalıdır. Bir medya çalışanının genel okuryazarlığı ve sağlık okuryazarlığı ne kadar yetersiz ise  “o kadar kolay kandırılır”. Söz konusu bilgi kendi dağarcığında yok ve gerçekten uzmanlık düzeyinde bir bilgi ise gerçek bir uzmana ya da gerçek bilgi kaynaklarına başvurarak bu bilginin yanlış olduğunu hemen görebilmelidir.
 
Bilimsel çalışmaların birbiriyle çakıştığı söyleniyor. Bu konuda neler önerirsiniz?
Araştırmaya, kanıta dayalı bilgilere “bilimsel bilgi” diyoruz. Doğru bilgilere ulaşmak için doğru bilimsel yöntemler kullanılması gerekir. Aksi takdirde hem araştırıcı hem de toplum yanılır. Doğru bilimsel yöntemlerle elde edilen bilgiler kim tarafından ve dünyanın neresinde elde edilir ise edilsin birbirini doğrular ve birbiri ile çakışırlar. Aksine doğru bilimsel yöntemler kullanmaksızın elde edilen bilgiler ise birbiri ile uyuşmaz ve birbiri ile çatışırlar.
 
Bilgi alanın tam oluşmadığı ya da henüz klasik bilgiye dönüştürülememiş bilgiler birbiri ile çatışabilir. Sözde uzmanların, şarlatanların kullandığı alanlar da bu alanlardır.
 
Eğitimin sağlıkta önemli olmadığı söyleniyor. Sertifikalarla sağlık anlatılır mı?
Sağlık profesyoneli ve uzmanlıklarında eğitim ve diploma çok önemli. Meslek ya da uzmanlık için diploma olmaz ise olmazdır.  Çok küçük bazı alan ya da girişimlerde sertifikasyonlara başvurulabilir. Ancak bunlar asla uzmanlık anlamına gelmez. 
 
Sağlık alanında şarlatanların ayrımı nasıl yapılır?
Bizim mevzuatımızda, kanunen yetkilendirilmiş olmamasına rağmen o konuda meslek icra eden ya da danışmanlık yapan, beyanda bulunanlara “şarlatan” denilmektedir. Tıpkı meslek ve uzmanlıkta olduğu gibi şarlatanlıkta da en önemli ayıraç diplomalardır. Yurttaşlar diploması olmayan hiç kimseye itibar etmemelidir gazeteciler ise hiç itibar etmemelidir.
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 188
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 92
Kayıt tarihi
: 16.10.15
 
 

Gazeteci, Biyolog, Konuşmacı ve Sosyal Medya Danışmanı, Kokuyla Keşfet ve  Sağlık Haberlerine Far..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster