Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1255
 

Sağlıkta Dönüşüm IMF kaynaklı politik bir projedir

Sağlıkta Dönüşüm IMF kaynaklı politik bir projedir
 

Sağlıkta Dönüşüm Programı  Sağlıkta Dönüşüm  Projesi mi?

IMF'nin (55) ülkeyi kapsayan ‘sağlık raporu’ 2003'te yayınlanmış. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Akdağ da söz konusu kitabın editörlüğünü yapmış. Kitabın künyesi ayrıca şu bilgileri içeriyor: T.C. Sağlık Bakanlığı Yayın No: 839 ISBN: 978-975-590-377-4 Haziran 2011  TURKEY HEALTH TRANSFORMATION PROGRAM.

Bu kitap Sağlık Bakanlığı’nın sanal alanında Türkçe değil İngilizce olarak yayında bulunuyor. Bziler için değil yabancılar için yazılmış. Oysa adınan anlaşıldığına göre bütün içerik bizi ilgilendiriyor. Kitap yaklaşık (380) sayfadan oluşuyor. Türkçesi: Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı demektir. Batı'ya  bir 'sağlıkta dönüşüm programı' olarak sunulan söz konusu çalışma olayın adını büyütmek için Bize ‘Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ olarak sunulmuş. Bana göre sağlık Bakanlığı Anayasal bir gereklilik olan yurttaşlarımızın 'sağlık hizmetlerinden yaygın bir şekilde' gerçekleştirilmesi kuralı üzerinden değişik programlar uygulanması yerine, kelime oyunu ile siyaset yapılmaya çalışıyor bu yaklaşım ile.

Oysa bir işin ‘program’ içerikli olması ile ‘proje’ olarak adlandırılması birbirinden çok farklı yaklaşımlardır. Anlaşılan o ki 2003’te IMF tarafından yayınlanan ilgili rapor geçen yıl ülkemizdeki uygulamalar da göz önüne alınarak genişletilerek yazılmış. İşte son yıllarda sağlık alanındagörmeye başladığımız bazı değişiklikler bu programınSağlıkta Dönüşüm Projesi adı ile uygulanmasının birer yansımasıdır. 

Sağlıktaki gerçekler hiç de sandığımız gibi değilmiş 

Bu konuda Ürolojik Cerrahi Derneği üyesi Dr. Cenk Bilen Sağlıkta Dönüşüm için belgeleri ile sözlü ve yazılı olarak  tek tek açıklıyor. Bu konuda IMF’nin ilgili raporu ile Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak çok ilginç bir sunumda bulunmuş Ankara’da. Dr. Cenk Bilen on beş dakikalık konuşmasını yaklaşık (60) görsel sayfa ile destekleyerek sunuyor. Dr. Cenk Bilen konuşmasında değinmese bile söz konusu raporun İngilizcesinin kısa bir özetini sunuyor bize. Az sonra size erişimini sunmak istediğim bu konuşma umarım kamuoyunda gerekli etkileri sağlayacaktır.

Ayrıca Kürtaj Sorunu içinde çıkartılarak yasalaştırılan Sezaryen gerekliliği içerikli son yasa sizce nasıl ortaya çıktı? Son yıllardaki Sezaryen ameliyatlarının özellikle Özel Hastanelerde artmakta olması nasıl açıklanabilir? Söz konusu ‘gereklilik’ raporu Özel Hastanelerde nasıl uygulanacak? Yoksa bu alandaki yüksek masraflar için bir kılıf mı bulunmak istendi?

Harcanan paralar daha çok Kamu mu yoksa Özel kesim tarafından mı sömürülmüş? Devlet Hastaneleri nasıl zarar eder; neden zarar eder?

Doktorlar için öngürülen ‘performans’ uygulaması ne kadar gerçekçi?

Bu proje Batı'da yazılan bir projenin 'hastalar seçmenlerinizdir' ilkesine göre uygulamaya konulmuş. Bilindiği gibi Özel Hastaneler ile Özel Klinikler her yanımızı sardı. Doktorların maaşları eskiye oranla %100 arttırıldı en az. Oysa bu projenin muhalifleri 'önce doktorlar' deniliyordu. Onların da bazı eleştirilerine rağmen düzene ayak uydurdukları görüldü.

Öte yandan doktor ile hastası arasındaki konuşma ortamı, ilaç alımlarını da kolaylaştıran Sağlıkta Dönüşüm nedeni ile artan hasta sayısı yüzünden yine mümkün olamıyor. Cankurtaran (yanlış bir biçimde AB özentili olarak 'ambulans' yazılıyor) hizmetlerindeki yaygın uygulama ile hastaların hastanelerde 'rehin alınması' uygulamalarına da son verilmesi gerçekten güzel. Ancak yine de kimi gözü açıkların bazı eğitim kurumlarında olduğu gibi bazı kişilerin özel durumarından dolayı 'seans' ya da 'fizik tedavi' gibi yönlendirmelrde bulunmaları oldukça anlamlı. Bu bakımdan sanırım kimi hastalara uygulamalı olarak bazı hareketlerin Sağlık Ocağı'nda gösterilmesi ve bazı önemli tavsiyelerde bulunulması gerekmektedir.

Ayrıca Koruyucu Hekimlik ya da Temel Sağlık bakımından hastaların beslenmeleri yanında özellikle şişmanlıkalrın önlenmesi için beslenme düzenlerine göre uygun tavsiyelerde bulunulması da ayrıca önem taşımaktadır bence. Gözlemlerime göre bazı hastaların öncelikle büyük kentlerdeki Sağlık Ocaklarında görevlendirilecek birer psikolog ile Ruh Sağlığı Helimlerince de dinlenilmesinde yarar vardır.

Sonra ‘hastane sahipleri ile ilaç ve eczacılık endüstrisi’ geliyor.Bu kesimlerden oldukça yükses sesler çıkmıştı yıllarca. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer ABD’de olduğu gibi ‘marketlerde bile ilaç satılması’ yoluna gidileceğini söylemiş ancak uygulamaya geçilememişti. Bazı gerginliklerin yaşandığı o günlerde gerekli bir ‘uzlaşma’ sağlanmış olmalı ki ilaç satışı eskiden olduğu gibi yoluna devam ediyor bugün. Bu konuda da ‘devrim’ her hangi bir yapılamadı ne yazık ki.

Bu sağlık projesi için 'Hastalar önemli değil' diyormuş IMF Raporu.

Rapora göre:

Eski sağlık yaklaşımlarından vaz geçilmelidir, denilmiş.

Katkı Payı için örgütsüz hastalar hiç ses çıkartamazlarmış.

Doktorlara dikkat etmelisiniz, deniliyormuş.

Bu amaçla 'doktorları bölün' önerisi bile getirilmiş.

Dernekler bölünsün, istenmiş.

Doktorları kötüleyin, denilmiş.

Sağlık Bakanlığı doktorları kaç TL alıyor?

Dr. Bilen’den öğreniyoruz ki Sümerler’in On Yönetim ilkesinden biri de hekimlerin alacağı para konusunda imiş. Sağlık Bakanlığı’nın 2010 (?)'daki kaynaklarına göre:

Devlette bir Klinik Şefi (8.500) TL,

Aile Hekimi (4.600) TL,

8. Derecedeki Pratisyen Hekim (3.777) TL,

6. Derecedeki Uzman Hekim (6.351) TL,

Klinik Şef Yardımcısı ile (7.012) TL aylık alıyormuş.

Klinik şeleri ile şef yardımcılarının Sağlık Bakanlığı’nca siyasi takdire bağlı olarak atandığını da ayrıca belirtelim. Sağlıkta Dönüşüm öncesi yıllarda sağlık çalışanlarının ne kadar aylık aldıkları konusu ise ayrı bir araştırmayı gerektirir. Bu alanda ortaya çıkan yüksek artışlar neden diğer çalışanlara yansıtılmadı, sorusu ise Hükümetin açıklık getirmesi gereken bir başka konu olsa gerek.

IMF diyor ki: Hastaları kendinize çekin

Anlaşıldı ki IMF’nin (55) ülke çapında gerçekleştirdiği Sağlık Raporu bizde Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında uygulanıyor. Sanırım bir kaç özgün uygulama dışında Sağlıkta Dönüşüm Projesi ‘yerli malı’ değil. Bu tür raporların siyasi yönleri de olduğu için bu proje ile 'hastaları kendinize çekin' denilmiş ilgililere. Yukarıda da yazdığım gibi bu proje ‘politik bir proje’ olduğu için Sağlıkta Dönüşüm için ne kadar büyük çabalar harcandığını görüyoruz.

Sağlıkta Dönüşüm için dayatılan 'Performas Sistemi' Dr. Cenk Bilen’in de açıkladığı gibi ancak kâr payı için geçerlidir. Sağlıkta kim neden ‘kâr’ peşinde koşacak değil mi? Ortada harcana bir ‘mal’ yok! Ortada ‘bir can’ var. Doktorlar için uygulanması yanlıştır: Bu amaca ulaşmak için doktorların ameliyatları arttırarak daha çok para kazanmak  istemesi  'etik bir suç' değil midir? ‘Yatırım malları’ konusundaki ‘teşvikler’ ile ‘maliyet muhasebesi’ konuları ise sanırım başta Maliye Bakanlığı olmak üzere ilgili diğer bakanlıkların alanına girer.

Sağlık alanında işlemler sanal ortamda gerçekleştirildiğinden ve hastlara da yapılan işlemler için hiç bir belge verilmediğinden en olmadık laboratuar işleri ilgili kişilerin aylıklarından kesilebiliyor(du). Bence bugün bile her hastanede her bir gerekli muayene ve laboratuar işlemi için küçük birer fiş verilmesinde yarar vardır. Bazı özel kliniklerde imzalatılan kopyasız ‘tahhütname’ ise başlı başına bir sorun olmalı.

Sağlıkta Dönüşüm neden protezler için işlemez?

Gözlükler için (3) yıllık ve değişik protezler için (4) yıllık zorunlu değişim süresi sizi etkilemiyor mu? Bu konuda ben dertliyim. Gözlüğü protezi olan herkes dertli. Ne ki ‘emir demiri kesmiş!’ Sağlıkta Dönüşüm ne yazık ki ‘gözlüklüler ile protezliler’ için kör. Oysa sorunun içinde ‘kaza’ yanında ‘diş eti çekilmesi’, ‘bir trafik kazası sonucu protezin yerinden fırlaması’ ve ‘dişlerin çekilmesi’ gibi zorunluluklar neden görmezden gelinir, değil mi? Bence belirli bir ‘katkı payı’ ile bu sorun çözülebilir. Anlaşılan o ki Sağlıkta Dönüşüm ister çalışan ister engelli ister yaşlı ister emekli olsun seçmen kitlesi olarak pek de büyük bir sayı içermeyen kimi yurttaşımızı özel kesime gitmeye ya da Bakanlığın ilgili kuruluşlarında yıllık tarife üzerinden ödeme yapmaya yönlendiriyor.

Okumak zor diyorsanız Dr. Cenk Bilen’in bu konuşmasını dinleyiniz

Bu tür konular ile Sağlık Bakanlığı’nın diğer çalışmaları için Batı'daki ve Türkiye'deki sayıları da açıklayan aşağıdaki konuşmayı izlemekte fayda vardır. Sağlıkta Dönüşüm ile ilgili kimi sırlar ile çok çarpıcı yaklaşımlar için aşağıdaki alanda bulunan konuşmayı dinleyelim bir de. İşte size bu konuları bütün ayrıntıları ile anlatan Dr. Cenk Bilen'in Koruyucu Hekimliğin bir yana bırakıldığı ve politik bir proje olduğunu belgeleri ile birlikte anlattığı Sağlıkta Dönüşüm videosunun bulunduğu alan:

http://www.urolojikcerrahidernegi.org/ContentVideo.aspx?p=2037

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ömer bey çok haklısınız ve kanayan yaramıza parmak bastıgınızdan ötürüde ayrıca teşekkür ederim.Sağlık Bir devletin milletine verebileceği en güzide hizmetlerden biri iken malesef para politikalarının vazgeçilmez oyuncağı haline gelmiştir hele hele gelişmekte olan ülkeler için pasta çok büyük bir nimet haline gelmiştir.Çalışanların sorunları birtaraftan hasta olanların sorunları ise öbür taraftan çok önem arz etmektedir.herkez haklı olmakla birlikte haksızlıgın faturası daima hastaya ve çalışana kesilmektedir.Burası unutulmamalıdır ki gün gelir yok etmeye çalıştıgınız sistem içerisinde kendinizi dahi bulamaz hale gelirsiniz.Kendine has kendine özgü varlıgı olmayan kimselere yar olamaz.Saygılarımla

Şakir Hakan GÖKŞEN 
 23.07.2012 11:50
Cevap :
Hakan Bey açıklamalarınız için teşekkürü bir borç bilirim.Bu konuda sağlık hizmetlerini güvence altına almış olan Devletimize çok borcumuz var.Ne ki kendinden menkul Hükümetler kendi çıkarları için sağlık,eğitim,güvenlik ve bayındırlık hizmetlerini iç piyasa ise dış piyasa ilişkileri ile izledikleri para politikalarının oyuncağı durumuna getirmişlerdir,vurguladığınız gibi.Bu konuda ne uygulanan siyasetlerin ne de açılan ihalelerin şeffaf olmaması beni üzüyor.Sanırım geniş toplum da bu kaygıları duyuyor.Oysa sizin de yazdığınız gibi kimi haksızlıkların faturası hastalar ile sağlık çalışanlarına çıkıyor.Böylece birileri bulanık suda balık avlıyor.Bu yüzden olsa gerek yeni yeni zenginler türedi.4x4,4x2 türü arabalar ile diğer yeni araç sayıları en az %100 arttı son on yılda:(8) milyondan (16) milyona çıkmış araç sayısı.Benim kiracılarım, dar gelirlilerim,çiftçilerim,emeklilerim ilaç katkı payını bile zor ödüyorlar.(3) ve (4) yıl ömür biçilen protez sorunu da acil çözüm bekliyor.Ya sabır!  23.07.2012 22:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster