Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
394
 

Şahi (yedinci bölüm)

Şahi (yedinci bölüm)
 

Daha şimdiden kocaman namlusuyla ağzını açmış bir canavara benzeyen top, Bizans’ı her an yutmaya hazır bekliyordu. Ama soğumalı, ateşi üzerinden atmalı, işlenip eğelenmeli, düzlenerek parlatılmalı, genç bir kız gibi süslenmeliydi.

Bütün bu işlemler yapılıp görücüye çıktığında, genç padişahın gözleri parladı. Yine tatlı bir sevinç dalgasıyla ürperdiğini hissetti. Muslihiddin Ağa, Saruca Sekman paşa sevinç gözyaşları dökerken, Macar Urban kazanacağı akçeleri hayal ederek gülümsüyordu.

Sultan Mehmed Han, hafifçe kaşlarını çattı. Bu korkunç topun bir an önce tecrübesinin yapılmasını istiyordu. O yüzden Edirne’de haberi olmayanların dilleri tutulmasın, hamile kadınlar çocuklarını düşürmesin diye, şehrin dört bir yanına tellaklar göndererek topun atılacağı saati ilan etti.

İlk ateş tecrübesinde “Şahi” gök gürlemesini andıran bir sesle gürlemiş, granit bir gülleyi bin iki yüz metre uzağa savurmuş, gülle yumuşak toprağa saplanıp kalmıştı.

1453 Şubatında Sultan Mehmed Han “Şahi” nin Edirne’den İstanbul’a nakledilmesi emrini verdi. Devletin bir anne şefkatiyle yaklaştığı Edirne’den İstanbul’a naklinde iki yüz mandanın çektiği, iki yanında dengeyi sağlamak için iki yüz askerin vekâlet ettiği, geçtiği yollarda, yüzlerce kişinin köprü kurduğu, yol açtığı Şahi, 1453 Martında Bizans surlarının karşısına dikildiğinde, bunu gören bir Bizans askeri, Deccal’a benzettiği topu anlatınca, şehirde müthiş bir kargaşaya sebep olmuştu.

Konstantin, hiç vakit kaybetmeden askerin başını vurdurarak, şehirde tellaklar dolaştırdı. Tellaklar, halkın yersiz yere korkuya kapılmamasını, surların çok güçlü olduğunu, ayrıca Papa’nın gemiler dolusu yüzlerce asker gönderdiğini, bu gemilerin çok yakında yardıma geleceğini duyurdular. Halk biraz sakinleşmişti ama 6 Nisan 1453 de Şahi, muzaffer bir kumandan edasıyla ilk güllesini savurduğunda, yer gök inledi.

Paniğe kapılan halk çareyi kiliseye koşmakta buldu. Papazlar bunun semavi bir keşif olduğunu anlatıyorlardı. Birbirlerine sımsıkı sarılıp Meryem’e sığınmalılar, tövbe edip, günahların manevi kirlerinden arınmalılar, yeni doğmuş bir bebek saflığıyla, Mesih’i çağırmalıydılar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 327
Kayıt tarihi
: 30.08.10
 
 

Anadolu Üniversitesi İşletme fakültesi mezunuyum. Çeşitli kuruluşlarda muhasebe ve dış ticaret or..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster