Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
383
 

Sahi Aşk neydi?

Prof.Dr. Hamdi Temel

htemelh@hotmail.com

Aşık Veysel eşine öylesine sevdalıydı ki, kendisini alamadan hep kıskanırdı Esma'sını... Deliler gibi aşık olduğu, kendisine onca şiirler yazdıran ve önüne bir tas çorba koyan kadını asla ömrü boyunca unutamadı. Aslında biliyordu aynı zamanda akrabası da olan eşinin kendisini bir gün terk edip gideceğini...

Gizli gizli aşık olduğu kadınının çorabına para koyardı. O gün geldiği zaman, sevdiği kadın sersefil olmasın diye…  Kendisini terk edeceğini bile bile, giydiği çoraba en az bir ay yetecek kadar para koyabilecek kadar sevmişti o kadınını. Düşünsenize bunu kaç kişi yapabilirdi. Aşk buydu galiba.

Ya da içinize bir aşk ateşi düştüğü zaman, hiç düşünmeden Ferhat gibi koca dağları sevdiğiniz Şirin için delip geçebilmekti aşk…

Ya da çöllerde Leyla'nızı aramak Mecnun gibi... O aşk öyle sarar ki sizi, taaa Mevla'nıza götürür...

Öyle şeyler yazdırır ki aşk size, karşınızdakine "Güzelliğin peş para etmez, bu bendeki aşk olmasa" dedirtir...

Sahi aşk ne idi? Unutuldu mu o yüce duygu? Peki bu gün aşktan anladığımız nedir? Nefsin oyuncağı mı olmak, yoksa ulvi duygular ile tatlı bir heyecana kapılıp uykusuz gecelere giriftar olmak mı?

Belki de bir aşığın sevdiği kadının bir saç telini görmek için hayatını feda etmesiydi aşk...

Ve ya bu satırları okuyan gençliğin, ben bu satırlardan bir şey anlamadım, "hayat çok kısa  değmez bir kıza" nakaratıydı...

Çok mu değiştik acaba, çünkü biz millet olarak çok duygusal bir toplum idik. Şarkılarımız, türkülerimiz hep aşkı anlatırdı. Gönül penceremiz öyle geniştir ki tüm dünyayı kucaklayabilirdik. Sevgi dağarcığımız tüm gönül dostlarını kapsama alanına alırdı. Duygusal bir şarkıda göz pınarlarımızdan damlalar süzülür, "Senin duygularını acılarını ben de paylaşıyorum" derdik adeta…

Millet olarak bir deformasyon mu geçiriyoruz acaba. Sevdiğimiz türküleri artık gençlerimiz dinlemiyor. Benim sevdiğim şarkıları oğlum veya kızım dinlemek bile istemiyor. Daha sesli, gürültülü ve anlam içermeyen şarkıları seviyorlar, sanki kendi çocuklarımız değiller. O duygu yüklü geçmişimiz siliniyor, yep yeni çok aşklı hayata sürükleniyoruz.

Filmlerimizi de izliyoruz, aslında hemen hemen hepsi aşk üzerine odaklanıyor, ama ne aşk....

Benim bildiğim aşk bu değil.

Lütfen ayakta kalan güzel hasletlerimizden biri olan aşk üzerine çok oynamayalım. Eskimez duygularımızı yeniden yeşertelim, karşımızdaki sevmese de biz ona sevgiyi öğretelim ve tattıralım. Yoksa naylondan aşklar türedikçe türüyor, haberiniz olsun...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merak etmeyin hala türkü dinleyen ve türkülerdeki sevdayı, aşkı yaşamak isteyen gençlerde var :) Türkülü sevdalar bizide bulur umarım.. Şikayetlerinizde kesinlikle haklısınız.

Nazlı Kara 
 10.02.2014 10:05
Cevap :
ben yeni gençlikten ve gençlerden çok umutluyum, yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim  19.06.2014 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 180
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 172
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster