Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '18

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
89
 

Sahibinden Notlar-2: Seçilmişlerin Günahlarının Gerçek Sahipleri

Sahibinden Notlar-2:  Seçilmişlerin Günahlarının Gerçek Sahipleri
 

İnsanlar nedense siyasetçilere kızarlar ama ben asla onlar kızmıyorum. Küçük çıkarlarına bu kadar sıkı sıkıya bağlı insanların seçimlerinin doğru olması beklenemezdi de komik olan iki tane sıfırdan bir şey yapabileceklerine olan insanların bencilliği ve düşüncesizliği yüzünden dizayn edilen sistemler de ancak bu kadar inandırıcı olabilirdi.

Düşünelim ki bir köye muhtar lazım. Eski zamanlarda da şimdi de köylerdeki muhtarların ciddi maaş almadıkları bilinir. Birçok insan prestij sahibi olmak ister, kimisi koltuk sahibi olmanın önemli olduğunu düşünür, kimisinin de daha büyük hedefleri vardır ancak söyleyecek sözü olanların, cesareti olanların sahneye çıktığı ancak diğerlerinin sinerek ürkek ürkek baktığı bir arenada siyasete aday olanlara muhtarlık da dahil alkışlamak gerek.

Maddi kazancı olmayan seçilmişler angarya işi yapmak üzere oraya gönderilmiş kurban gibidirler. Örneğin bundan yirmi yıl, otuz yıl önce bir köyde muhtar seçilecek kişiyi ele alalım, muhtar adayından gönüllerini hoş tutmasını isteyen ahali, söz konusu kişi Ankara, İstanbul veya valilik, kaymakamlık, İller Bankası arasında mekik dokusun ama bizden bir şey de istemesin denir. Yine köye gelen gideni karşılasın ama yine bizden bir şey istemesin diyen bir ahali vardır. Kendilerini dürüst olarak adlandıran seçilmiş muhtarların çoğunlukla da köyün hakkını savunmadığını hatta ormancılarla birlik olup köyün ormanlarını sattığı genel olarak inanılan bir algı veya gerçektir.  İnsanlar kendilerini hem dürüst hem de sorumluluk sahibi olarak adlandırıyorlarsa korkaklık değilse kendileri de çıkıp dürüstçe aday olmalıdır. Olmalıdır ki en azından ben de seçilmek istedim ama siz bana oy vermediniz diyebilsin. Tıpkı benim yazılarımda söylemeye, ifade etmeye çalıştığım şey gibi. Ben söyledim elimden gelen buydu, ben kendi üslubumca ikazlarımı uyarılarımı yaptım ama siz dinlemediniz diyebilirim ki diyorum. Bu ifade tarzından elbette kendimi olmadığım bir yere konumlandırmak istemem, lakin her yazının ortalama bir saatten fazla zaman verildiği düşünüldüğünde maddi kazancı olmayanların uzun süre maddi manevi bir kazanç elde etmeden bunu sürdürebilmesi mümkün değildir. Tıpkı mahalle, köy muhtarlığı, belediye başkanlığı gibi. Muhtar, muhtar seçildiğinde diğer köylüler gibi çiftçiydi, tarlalarını sürüyor ve hayvanlarına bakıyor, onları yazın yaylaya götürüyor ve bunlardan nafakasını temin ediyordu. Muhtar olduktan sonra kendiişlerini terk ettiği gibi fazladan bir de masraflar yapması gerekirdi. Bu masraflar için muhtar seçilmiş kişilere verilen bir para halk yardımı yoktu. Bu durumda muhtar nasıl bir olağanüstü yetenekle hem işe gitmiyor hem de diğer köylülerden ekonomik olarak daha iyi hale gelebiliyordu.

Sistem dürüst olduğunu iddia edenlerin kurbanı olmuş vaziyettedir. Muhtar örneğinde olduğu gibi, bir işin bedava yapılması uzun süre bu bedavanın devam ettirilmesi,  fazladan para harcanması mümkün değildir. Bu durum uyanıkları bir adım öne çıkarmış mıdır? Elbette bu durumda hem uyanıklar hem de yetenekliler birkaç adım öne çıkacaktır. Öyle ya hangi işletme patronu başında olmadığı halde kar edebilir, kimin ineği hiç sütten kesilmez? Uyanık muhtarın. Suç muhtarda mıdır elbette hayır. Apartman yönetimleri bile böyledir. Yönetimin olduğu her yerde neredeyse şaibeli olmayan bir yönetim yok gibidir. Ancak birileri asla fedakârlık yapmak istemezler, fedakârlıkla yapılan apartman yöneticiliği sadece bir yıl yapılabiliyor değil mi? Yumurtlamayan tavuk horoz değildir ki bekletile…

Seçenler; “ boğazda bir insan suya düşer, insanlar çığlıklar atarlar, ‘şu insanı kurtaracak bir babayiğit yok mu?’ falan diye. Sonra bir adam suya atlar ve söz konusu insanı sudan çıkarır tekneye. Herkeste bir alkış adamsa oralı değildir. Neyse birisi akıl edip sorar; ‘bir şeyini mi kaybettin sağına soluna bakıyorsun?’ Adam cevap verir; "beni suya iteni arıyorum’.” Seçenler çoğu zaman uyanıklıkla birini suya iterken, suya itilenlerin akıllanması da suya itenler yüzünden olduğu için suya itilenlerin itilmelerine üzülemiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1239
Toplam yorum
: 230
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 203
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster