Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
827
 

Sahibinden Satılık Mutluluk

Bir yanda " açız, aaaç" diye isyan eden insan manzaraları, bir yanda her yeni çıkan cep telefonunu almayı onur meselesi haline getirmiş bir insan kitlesi... Hatta, iki farklı uçta olması gereken bu insanlar bazen aynı insanlar olabiliyor. Yani "para yok, ekmek yok, yetmiyo..." diyen bir insanın elinde son model bir telefon görebiliyosunuz. Büyük çelişki... Git gide gereksiz tüketimde canavarlaşan bir toplum olmaya doğru gidiyoruz. Bu az gelişmiş toplumlara özgü bir yaşam biçimidir. İnsanlarda, dışardan bakıldığında nasıl göründüğüne dair düşünce, kompleksli bir ruhsal sorun halini almış durumda. Şöyle ki, artık evi, eşyaları, arabası, giyimi kuşamı son moda ise insanlar mutlu oluyor.(ya da olduğunu sanıyor)...

Hırs öyle birşey ki, elinizdeki kısıtlı imkanlarla bile amacınızı gerçekleştirmenizi sağlar.Hırslı bir insansanız, geçiminizi sağlayabileceğiniz miktarda parayla dahi lüks sayılabilecek bir ortamda yaşayabilirsiniz. Etrafta örnekleri fazlasıyla var.Az yersiniz, sosyal hayatınız yoktur, eğlenceye, gezmeye para harcamazsınız, çocuklarınızı birçok şeyden yoksun bırakırsınız, alışverişte ucuzluk takip edersiniz. Ama taksitle ev, eşya, araba, cep telefonu vs. alır, modeli eskiyince yenilersiniz. Yetmezse kredi kartına 20 ay taksit yaptırır, o da yetmezse kredi çekersiniz, bir şekilde ödersiniz... Formül bu... Hemen herkes az da olsa, zaman zaman bu formülü uygulamıştır hayatında. Neden? "Herkeste var, bende de olsun, başım kel mi?

Toplum nereye gidiyor bilemiyorum. Ama bu dünyevi mutlulukların, asıl mutluluğu gölgelediği kesin. Topluca tüketiyoruz, tükeniyoruz.. Zengin daha zengin, yoksul daha zengin olmaya devam ediyor. Sonuçta kendi lüks hapishanelerinde yaşayan mahkumlar gibi, ruhumuz özgürlükten bihaber yaşamaya devam ediyoruz. Eski Türk filmlerinde kırlarda, çiçeklerin, ağaçların arasında meşkeden sevgililerin yerini, 3G telefonlarıyla muhabbet eden aşıklar alıyor. Hangisi daha mutluydu, düşünmek gerek...

Para, lüks, zenginlik tabi ki insanı mutlu eder. Ama hayattaki tek amaç haline geldiğinde ve asıl mutlulukları yok eden bir canavara dönüştüğünde, kişilerde ruhsal, toplumlarda sosyal bir sorun haline geliyor. Bir insan yemeyip, içmeyip her yıl evinin zeminini ( karo, parke, fayans, halıfleks vs.) değiştiriyorsa bence sağlıklı düşünemiyordur. Bu haller hayra alamet değil... Mutsuz bir toplum olmaya doğru hızla sürükleniyoruz.

Eğer her kim bu yazıyı okuduğunda, sırf modası geçtiği için ya da sıkıldığı için evinin zeminini, eşyalarını vs. çok gerekli olmadığı halde değiştirmeyi düşünüyorsa, vazgeçsin. Bunlar anlık, geçici mutluluklardır. Kısa bir süre sonra yine sıkılırsınız. Bunlara harcayacağınız parayla sevdiğiniz insanlarla tatile gidin, gezin, eğlenin. Hiç gitmediğiniz lüks bir restorantta yemek yiyin, oradan sinemaya gidin. Sevdiklerinize hediyeler alın. Ya da birgün dünya turuna çıkmak üzere biriktirin. Sizin hayal dünyanıza ve maddi gücünüze kalmış... Sizi gerçekten mutlu edecek şeyler donatsın hayatınızı... Ruhu olmayan metalar değil. Böyle düşünmeye programlarsanız kendinizi zengin ya da fakir dahi olsanız mutluluğun rotasına girmiş olursunuz. Sahibinden satılık şeylerin anahtarı yüreğinizi açamaz, satılık mutluluk olmaz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir yazı , elinize sağlık, zevkle okudum.Üstelik başlığınız çok yaratıcı olmuş,mutluluk aslında içeriden gelen bir hal iç dünyaya yolculuk,sınırsız mutluluk ve neşe kaynağını yüreğimize açar,yüreğinize pırıl pırıl muıtluluk dolsun,herşey gönlünüzce olsun.

Tanju 
 15.11.2009 21:29
Cevap :
Yorumunuz ve güzel dilekleriniz için çok teşekkürler.  17.11.2009 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 776
Kayıt tarihi
: 17.10.09
 
 

Yaşıyorum, yaşadıkça öğreniyorum, öğrendikçe düşünüyorum, düşündükçe çözümlüyorum, çözümledikçe y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster