Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
553
 

Sahillere akının sırrı ve uzun tatil hüsranları

Sahillere akının sırrı ve uzun tatil hüsranları
 

Herkes bir sahil kasabasına yerleşme derdinde epey zamandır... Bir onulmaz özlem bu, büyük şehirlerdeki insanlar arasında… Dayanılmaz bir istek! Sahil kasabaları da gittikçe şişen orta boy şehirlere dönüştü oysa... Kendi gözlerimle gördüğüm birkaç örnek; Manavgat, Alanya, Kemer, Kuşadası ve Ayvalık civarları... Buralar artık on yıl öncesinin sahil kasabaları değil... Ne deniz kıyısında kafa dinlenebiliyor, ne dalgaların sesi duyuluyor artık… Balık tutulan kıyılar bile yok oldu… Yok oldu demeyelim ama kasaba dışında bu yerler artık… Kibrit kutularına benzer iğrenç villa kentler ve aynı büyük şehirlerdeki gibi site kentler kapladı her yeri… Oysa hala insanlar akın akın gelmekteler buralara... Tüm servetlerini de buralara akıtmaktalar... 

Bir şeyler oluyor ama ne? Deniz sevgisi değil bu... Kimse yelkenli, deniz, yüzme, sahil ve balık peşinde değil... Bu denize koşmak değil... Bir kaçış bu... Öyle bir kaçış ki, düşman kovalıyor sanırsınız arkalarından... 

Yurdum insanı köyden şehre göçtü çok kısa dönemde... Yurdum insanı kasaba kültürü ile yeni tanıştığı yaşam arasında sıkıştı kaldı... Kendi kültüründen kaçıyor şu anda... Şehirlerden, kasabalardan, köylerden kaçıyor... Bu kaçışı sadece metropollerin insanı yoran yaşam tarzından kaçış diye nitelersek çok yanılırız... Metropol olmayan, insanı yormayan binlerce yerleşim yerinden de kaçıp kurtulmak istiyor insanlarımız... Bilincinde oluşan yaşama koşuyorlar bence... Özgür olacakları yaşama... 

İş için, ekmek parası için gelenler azınlıkta buralarda… Kendi yaşamlarını getiriyorlar zaten sırtlarında onlar... Değişime ayak direyenler de onlar… Oysa yaşamaya gelenlerin geçim sıkıntısı, iş derdi yok… 


Sahiller özgürlük alanı diye çağrışım yapıyor insanların kafasında... İnsanlarımız önlerine konan yaşam tarzından bezdiler… Değiştirme gücünü de kendilerinde göremiyorlar… İçsel olarak bile düşünemiyorlar bunu... Ama bu kültürden kaçıyorlar… Sürüler halinde hem de... Gidebilenler yurt dışına… Yurt dışına gidemeyenler ise sahile gelmekle özgür olacaklarını sanıyorlar... Nispi olarak yaşanan özgürlük bile onları bir nebze rahatlatıyor... Sahiller bence özgür yaşamın simgesi haline geldi... Binlerce yerleşim yerindeki herkesin kafasından geçen bu... 

Birbirini gözetleyen, denetleyen, bilen ve yargılayan gözlerden herkes kaçıp rahat bir nefes almak istiyor... Sanırım sahillere bu akının adı, yarattığımız uygarlıktan kaçış... Sınır sahil o kadar... Sahil ötesinde sınır olsa orada arayacaklar yerleşim yerlerini... Mesela deniz üzerinde koloniler olsa... Kültürel komünler mesela... Kültürel komünler özlemi peşinde insan bence... Aynı kültürü benimsemiş insanların ortak yaşadığı yerleşimler diyelim komünlere… Diğer kültürel komünler ile savaşmadığı ve birbirlerine karışmadığı birliklere özlem duyuyor insanoğlu... Yaşam kısa, güzel ve birbiriyle uğraşmakla vakit geçirmeye değmez diyor... 

Gelenler mutlu mu buralara? Şöyle anlatayım sıradan, ortalama birini; Hayatı başarıp uzun tatile çıkacağım demiş... Herkesin hayali bu değil mi demiş? Önce çalışılacak, emekli olunacak… Sahilde ev alınacak. Uzun tatile çıkılacak... Bu öğretilmiş insanlara en büyük mutluluk hayali olarak… 

Uzun tatili yaşayabilir miyim diyen yok? Köyün delisi gibi yaşıyorlar uzun tatile çıkanlar oysa... Hep anılarını anlatıp duruyorlar buralarda… Makamlarını, önemlerini... Zamanında kaybettiklerini, zamanında kaçırdıklarını... Ankara’larını, İstanbul’larını... Köylerini, kasabalarını ve oraların güzelliklerini anlatıyorlar… Üstelik neredeyse rüşvet vererek, yalvararak, tehdit ederek anlatıyorlar... 

Siz siz olun, şimdiden kendinizi alın yanınıza da, bir tatile çıkın... Uzun tatilde yaşayacaklarınızı bir görün… Bu yaşam bana yeter mi diye bir test edin… Yoksa kendi başına konuşup duran biri daha eklenir sahillere... Tanıdık mekanları, köyleri, çocukluğunuzun geçtiği yerleri sakın düşünmeyin... Oradakilerin derdi kendilerine yetiyor zaten... Birde siz dert olmayın başlarına. 

Galiba asıl yapmamız gereken, kaçtığımız (ama dışarıdan bakıldığında özümüz diye sahiplendiğimiz) bu kültürü yaşanır hale getirmek… İnsanlar yetiştiği topraklardan kopmak zorunda kalmaz böylece… Haaa denize koşanlara saygım sonsuz… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gerçekten biz doğal hayatı seviyoruz. Tatilleri de seviyoruz. Bir süreliğine şehrin gürültüsünden, hayatın karmaşasından uzaklaşmak ne iyi geliyor bize(!) fakat bir süre sonra özlüyoruz şehri... burada yaşam hem zor hem kolay... herşeye ulaşmak, bulmak avantaj. Köyde veya kırsal yerde yaşadığında belki o kolay ulaşıyorum dediğin şeye ihtiyaç hissetmeyeceksin kim bilir? Fakat çok güzel tespitleriniz var.Memleketlerin cazibesi arttırılsa ve oralara da keşke imkanlar sunulsa yaşam orada da daha yaşanılır olsa... Selam ve Sevgilerimle...

Selma GÜRBEY TAŞDELEN 
 07.04.2011 14:13
Cevap :
Sevgiler... Tüm derdim, insanlar mutlu oldukları yerlerde yaşasalar düşledikleri yaşamı... Savrulmsalar ordan oraya...  07.04.2011 19:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 939
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster