Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
17
 

ŞAHİNZADE

'Rivayet ederler ki, gayet dik ve yüksek bir kayanın tepesine iki şahin yuva yaparak bu yüksek yerde mesud ve bahtiyar bir hayat sürüyorlarmış. Cenab-ı Hak, bunlara bir yavru ihsan eylemiş. Anne-baba sevince garkolup yavrularını bin naz ile besleyip büyütmeye başlamışlar. Yavru iyice palazlandığında bir gün, yiyecek tedariki için ana-baba yuvadan uzaklaşmış. Yavru, kendini yalnız görünce anası babası gibi uçmak hevesine düşmüş. Fakat henüz uçabilme kabiliyeti kendisinde bulunmadığından uçayım derken yüksek mi yüksek bir kayadan aşağıya düşüvermiş.


Şahin yavrusu, gitgide sürati artan bir hızla düşedursun, kayanın altında yuva yapmış bir çaylak, yavrularına solucandan ve böcekten yiyecek bulmak için tam yuvasından çıkar çıkmaz, yüksek kayadan aşağıya bir şeyin düştüğünü görerek, onu şahinin pençesinden düşmüş bir fare zannetmiş. Hemen düşeceği yere varıp beklemeye koyulmuş. Şahin yavrusunu, tam yere düşmek üzereyken, bir anda arka vererek onu kendi kanatları üzerine alarak feci bir ölümden kurtarmış.


Fare zannıyla tuttuğunun kuş olduğunu görünce kendi kendine şöyle düşünmüş; ''besbelli Cenab-ı Hak, bu yavrunun kurtulmasını murad buyurdu ki beni imdadına yetiştirmekle onu kesin bir ölümden geri çevirdi.'' Şahin yavrusunu alarak kendi yavrularıyla birlikte büyütme kararına varmış o anda.
Şahin yavrusu büyüdüğünde kendisini çaylağın yavrusu zannetmekle beraber diğer yavrulara benzemediğinin de farkındaymış. Çaylak ise böyle yırtıcı bir kuşun anası olmaktan çok gururlanıyormuş. Gerçeği, yavrudan saklıyor, hatta onu yavrularından üstün tutuyor, çok seviyormuş.


Ancak, 'herşey aslına çeker' kavli gereğince Şahinzade, çaylakların hayatına katlanacak soydan olmadığına tam kanaat getirmiş. Bu düşüncenin tesiriyle derin bir hüzne garkolmuş. Bir gün anne çaylak, bu durgunluğunun sebebini sual edince de şöyle karşılık vermiş; ''Evet, anneciğim, hakikaten kendimi pek büyük bir keder ve yeis içinde hissediyorum. Müsaade ederseniz biraz alemi gezmek, dünyayı görmek istiyorum. Belki üzüntüme bir çare bulurum.''


Çaylak, sevgili yavrusundan ayrılacağını sezer sezmez, gözleri yerlerinden fırlayıp dili tutulmuş. Söyleyecek birşey bulamamış o anda, gayri ihtiyari lafı gurbetin zorluklarını sayıp dökmeye getirmiş. Ezcümle; ''gurbet ve seyahate çıkmak iki sebeple hoş görülebilir. Birincisi kendi memleketinden rahatsızsındır. İkincisi yiyeceğini gurbette aramaya mecbur olmuşsundur. Sen, bunların ikisinden de uzaksın. Burada, seni üstün tutuyor, sana daha fazla ikramda bulunuyorum. Bu saadeti teperek gurbet illere düşmenin, binbir derde giriftar olmanın ne manası var?''


Bu nasihatlerden hiçbiri şahin yavrusuna kar etmemiş, bilakis gitme kararını daha da depreştirmiş. Ve bir gün kendini yuvadan dışarı atmış, göklere doğru süzülmüş, süzülmüş, en nihayetinde gözden kaybolmuş.'*

 

*Bu masal, Beydeba'nın 'Kelile ve Dimne' adlı eserinden alınmıştır. Orjinal adı 'Şahin Yavrusu'dur. Amaç, bilgiyi paylaşmaktır.
 

Büşran Betül Kaya, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 511
Kayıt tarihi
: 07.10.13
 
 

İnsanın kendinden bahsetmesi meselesi benim için zor konuların başında gelir. Bu anlamda söyleneb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster