Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
63
 

Sahip Çıkmadıklarımız!

Sahip Çıkmadıklarımız!
 

Adalet birgün herkese lazım olur


Malum yüzme havuzunun sauna kısmındayız. Fevzi abim, Uğur abim, ismet abim ve içeri yeni gelen Mustafa abim hepimiz 60-80 yaş arası yani…

— Şu zayıf mavi şortlu çocuğun saçlarını gördünüz mü? Şimdi çıktı kapıdan! Saçını çok uzatmış. Kız sandım!  Hey yavrum, bizim zamanımızda böyle miydi? Dedi, içeri girerken Mustafa Bey.

—Biz  bunların yaşındayken "alaburus" filan kestirirdik saçlarımızı. ya da babamız "sıfıra vurdururdu."

—Siz de hatırlarsınız. Saçlarımızı okul biter bitmez uzatmak isterdik. Gençler arasında o zaman favorilerde modaydı. Fakat çok kızarlardı yetişkinler, özellikle favorilere çok kızarlardı.

— Facebook'da bir paylaşım aynen şöyleydi. Askerlik şubesi duvarına yaslanmış, iskelet gibi zayıf, kafası önde  bir genç çömelmiş oturuyor. Saçı apaçi gibi, kenarlar sıfır sadece alından enseye kadar bir sıra diken gibi acayip bir şey. Kulağında küpe. Üst baş perişan. Mohikanların sonuncusu...

Bu fotografa eklenmiş yazı aynen şöyleydi. “Hadi bunu askere aldık. Ama düşmana ne diyeceğiz birader”

Gülüşmeler!

—Siz de hatırlarsınız. Okulda pazartesi günlerinde Bayrak töreni bitiminde genellikle korkulan bir Müdür Yardımcısı elinde makas ile uzun saçlara darbe yapardı. Saçlarımızı kestirmek zorunda kalırdık.

— Tabi abi disiplin şart. Bizim zamanımızda öyleydi. Şimdikilere bak bir de. Değil mi hocam!

—  Bana sormasaydın iyiydi Mustafa abim. Şimdi bence bu yapılan doğru değildi. O zamanlar eğitimde "korku" çok kullanılırdı. Bir film seyretmiştim. Oldukça eski. Belki hatırlarsınız. “Samson.” Hani gücünü saçından alan efsanevi kişi. Saçını kestirmemek için savaş veriyor. Saçıyla bütünleşmiş. Kendini böyle görüyor, ifade ediyor. Filmden pek emin değilim. Ben-Hur da olabilir.

Biz yetişkinler olarak da bazılarımız nasılsa "kimlik ifadesi için" saçımızı sakalımızı düzenliyorsak çocuklarda öyle. Ait olma duygusunu ön plana çıkarma gayretleri herhalde. Kendilerini öyle ifade ediyorlar.

Benim burada vurgulamak istediğim şudur. Neden insanların sakalını, bıyığını  kestirmek istiyoruz ki? Sahi neden çocukların daha doğrusu gençlerin saçlarıyla, davranışlarıyla uğraşıp dururuz? Neden? Eskiden uzun saçta bit oluşurmuş deyip “mazeretlenirlerdi” (TDK ya hediyem olsun).  Ya şimdi? Hala daha neden kılık kıyafetle uğraşır dururuz? Yani sahiden bize ne yahu? Bırakın kim kendini nasıl ifade etmek istiyorsa etsin. Otokontrol zaten aşırılıkları denetler.

— Ya hocam! onlar öğrenci! Öğrenci gibi giyinsinler. Yoksa disiplini nasıl sağlarız?

—  Peki siz de öyle diyorsanız… Asıl problem nedir biliyor musunuz?  Bakın bu işin sonu yani ilerisin de neler oluyor hiç düşündünüz mü? Biz de aynı cendereden geçtik. Daha çocukken, gençken eziyorlar yok ediyorlar, korkutuyorlar. O yaşlarda çocuğun belki de güç aldığı kendini ifade ettiği veya istediği bir şeyi saçma sapan gerekçelerle yasaklarsanız büyüyünce "Temel Hak ve Özgürlüklerin" kısıtlanması aslında olmaması "umuruna" bile gelmez. Buralarda herkes kendi gördüğünü dış uygar dünya ile kıyaslamadan normalmiş gibi düşünüyor.  Kişi Özgürlüklerine, Adalet duygularına, vicdanın gelişmesine engel koymuşlar. Başkaları düşünmüş bizim yerimize karar vermişler. Saçı şu kadar uzun olsun, kot pantolon giymesin, ellerini cebinden çıkarsın, bacak bacak üstüne atmasın, tuvalette kıçını bile yıkamayı bilmeyenlerin ellerini öpsün filan…Bu mudur istediğimiz?  

Askerliğimi erlerle birlikte yaptım. 80 gün sonra dağıtıma giderken yanımda duran ezik asker “bundan sonra ben kıracağım, dökeceğim. Artık usta asker oldum.” Özetinde konuşmuştu.

Bu ülkede hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz. Kendimize yapılanların intikamını alıyoruz bu yolla. Ve bunu normal zannediyoruz. Soruyorum sizlere! Bir çocuğun saçının uzun olması veya kısa olması sizi neden kaşındırıyor? Daha düne kadar okullarda kot pantolon yasaktı. Spor ayakkabı bile yasaktı. Müdür yardımcıları çocukların saçını keserdi. Neden? Neden hesabımıza uymayan bir başkasını kendi düşüncelerimize göre kalıplamaya çalışıyoruz? Tek tip olmalarını bekliyoruz. Tektip elbise, tektip düşünce…Çünkü bize bu yapıldı. Bu ülkede hiçbir zaman, hiçbir dönemde ne gerçek batılı anlamda bir demokrasi uygulandı ne de insanlar özgür bırakıldı. Hiç tatmadılar. Ne Demokrasi ne Özgürlük ne de Adalet.

Şimdi de insanlardan hiç sahip olmadıkları bir şeye sahip çıkmaları isteniyor. “İnsan sahip olduğu şeyleri kaybedince anlar değerini ve sahip çıkar.”

Demokrasi ve Adalet gibi…

 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınıza başından sonuna kadar katılıyorum ancak sonuç bölümüne itirazım var. Bence özgürlük, demokrasi ve adalet Bermuda şeytan üçgeni gibidir ve bunların bir arada olması mümkün bile değildir. Sen özgürsen başkalarının özgürlüğünü kısıtlarsın o zamanda Adalet değil faşizm hüküm sürer. 68'li yıllarda "tek yol devrim" derdik ama gördük ki devrimin sonunda da yine faşizm varmış. Uzun lâfın kısası bence tek yok HUKUK'tur. Hukukun üstünlüğü sağlandığında kimse kimsenin özgürlüğünü kısıtlamaya tevessül edemez ve herkes kendi sınırları içinde kalmak zorunda kalır. Kimse kimseye karışmadığında, haklarını ihlal etmediğinde adalet de kendiliğinden sağlanmış olur. Kimse benim haklarımı ihlal etmiyorsa Allahtan başka ne isteyebilirim ki? O zaman bende başkalarının saçlarına da karışmam, pantolonuna da. Öyle değil mi? Sen benim saçıma karışmazsan bende senin saçına karışmazsam, işte o zaman eşit oluruz.Selamlar

Matilla 
 22.07.2018 9:21
Cevap :
Yorumunuz eksik yazımı tamamlıyor. Selamlar.  22.07.2018 20:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 509
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster