Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '21

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
5
 

Şahmeran

Şahmeran

SENİ SERBEST BIRAKACAĞIM, FAKAT TAKİP EDECEĞİM, BİZİM DÜNYAMIZA SEBEPSİZ GELDİNSE YILANLARIM SENİ VE ARKADAŞLARINI SOKACAKLAR.

Düştüğü yerde kendine geldi. Hiçbir yeri acımıyordu. Burası çok karanlıktı. 

El feneri düşme sırasında elinden fırlamıştı. Gözleri alışınca fenerini gördü, biraz ileride duruyordu. Az bir aydınlık veriyordu. Suna fenere doğru uzandı. Tam alacağı sırada bir başka aydınlık dikkatini çekti. Çok ürktü. Çığlık attı. Karşısında kocaman bir çift mavi göz parlıyordu. Sadece gözler! Suna poposunun üzerinde geri-geri gitti, bağırdı.

“İmdaaattt, beni buradan kurtarın. İmdaaattt!”

Duyduğu ilk ses yılan tıslaması olmuştu. Suna geri gitmeye devam etti. Devamlı yardım istiyordu. Geriye gittikçe gördüğü mavi gözler kendine yaklaşıyordu.

“Gelme, üzerime gelme…        Gelmeeeee!”

Gözler yaklaşıyordu ve yılan tıslamasının sesi yükseliyordu. Suna sonunda anlamıştı. En son sesle bağırıyordu.

“Yılan… Bu bir yılan... İmdaaattt!”

Suna Baydaroğlu bir ses duymuştu. Sustu. Biri konuşuyordu. Kadın o kadar korkuyordu ki, sesi dinlemek için bağırmaktan vazgeçtiği halde kulakları uğulduyordu. Çenesinin titremesinden dişlerinin birbirine vurma sesi bile çok yüksekti. Bu defa sesi duymuştu. Bu ses çok farklı bir sesti. Konuşuyordu ama korku filmlerindeki sesler gibiydi.

“Neden geldiniz buraya?”

“Konuşuyor… Deliriyorum. Yarabbi aklıma sahip çık.”

Aynı konuşma bir daha oldu.

“Neden geldiniz buraya?”

“Biz bilim adamlarıyız. Burada araştırma yapıyoruz.”

Kısa bir süre sonra ortada bir mavi ışık belirir helezon gibi dönerek ortalığı aydınlatmaya başladığında Suna hızla ayağı kalktı zıplamaya başladı.

“Bu-bu Şahmeran! İnanmıyorum, olamaz.”

Suna büyülenmişti. Öylesine bakıyordu. Karşısında çok güzel bir kadın duruyordu. Hayatında bu kadar güzel bir kadın görmemişti. Belden aşağısı yılandı. Upuzun bir yılan! Çok uzun siyah saçları vardı, çıplak bedenini saçları kapatmaktaydı. Sonunda yılan kadın ona gülümseyerek baktı.

“Buraya neden geldiniz? Kimsiniz?”

“Biz bilim adamlarıyız. Bizi Atlas isimli bir kadın davet etti. Bize bir mucize göstereceğini söyledi. Ne olur zarar verme.”

Suna sözlerini yeni bitirmişti, her taraf aydınlandığında! Şahmeran bir tahtta oturuyordu. Yerlerde binlerce yılan vardı. Hepsi tıslıyorlar, dillerini çıkartıyorlardı.

Suna geri –geri gitmek istiyordu. Çığlık çığlığa bağırıyordu.

“Hayır- Hayır! Bana yardım edin; beni buradan çıkarın.”

“Kaçma, zaten buradan ben izin vermeden kaçamazsın.”

Suna bağırdı.

“Onları benden uzak tut. Ne olur.”

Yılan kadın başını salladı. Yüzü pırıl -pırıl parlıyordu. Yılanlara baktı, bağırdı.

“Ukaraman yama lipartuanta.”

Yılanlar aynı anda hareket etti. Kadının arkasına doğru gidiyorlardı. Biraz sonra hepsi gitmişti.

“Buraya ne için geldiğini bilmiyorsun ama Atlas size önemli bir şey için dedi.”

Suna korku ile başını salladı.

“Seni serbest bırakacağım, fakat takip edeceğim, bizim dünyamıza sebepsiz geldinse yılanlarım seni ve arkadaşlarını sokacaklar.”

Suna öylesine, titreyerek, korku içinde onu dinliyordu.

“Dediğin gibi sebepli geldinse sen bizi görmeyeceksin.”

Şahmeran’ın olduğu yerde görüldüğü zamanki gibi mavi ışık huzmesi oldu ve kadın yok oldu.

 

 

Nazan Şara Şatana Kitaplarından…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1731
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4547
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster