Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '07

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
755
 

Sahne. Farklı bir deneyim…

Sahne. Farklı bir deneyim…
 

Mart 2007 de hobi amaçlı bir tiyatro kursuna başladım. İzlemeyi çok sevdiğim tiyatroyu bu kez farklı bir pencereden tanımak fırsatını yakalamış oldum. Hobi amaçlı bu kurslar genellikle Eylül-Ekim gibi başlayıp, tüm bir dönem boyunca elde edilen birikimin sahnede sergilenmesi ile Haziran ortası gibi bitiyor.

Benim de içinde yer aldığım hafta içi grubu Mart ayında başladığı için oyun çıkartabilmek gibi bir imkanımız olmadı. Eylül’de başlayan hafta sonu grubunun ön oyununda yer almamıza karar verildi.

Haftada 2-3 saat günlük hayatın rutininden kurtulmak, yaşamda büründüğün kimliklerden uzaklaşarak kendini yeniliklerle donatabilmek adına çok güzel bir molaydı. Arkadaş edinmek ve öğrendiklerinde cabası.

İnsanın sesini kullanabilmesi ne kadar da zormuş. Günlük hayatımızda çoğunlukla ne kadar da düz seslerle konuşuyormuşuz. İnsan bağırmadan da yüksek sesle kendini ifade edebilirmiş. Göz temasını koruduğunda, küçücük bir alanda ne kadar hızlı hareket edersen et etrafındaki insanlarla çarpışmayacağın. Ve bunlar gibi daha birçokları…

Aslında telaş ve stresim bizim grubun ön oyunda rol alacağını öğrendiğimde alttan alta başladı. Oyun hafta sonu grubu üyeleri tarafından yazılmış özgün bir çalışma idi. Text geldi. Oyun okundu. Bizim katkımızın ne olabileceği, ne yapabileceğimiz ile ilgili doğaçlama çalışmalar yapıldı. Müzik seçildi. Notlar alındı ve derken yaklaşık 1 ay önce iki grup ortak çalışmalara başladı.

09.06.2007 oyun öncesi son çalışmalar. Ufak tefek değişiklikler hala devam ediyor. Saçların nasıl yapılacağı, yaptırılacağı konuşuluyor. Aksesuarlar gözden geçiriliyor. Pazartesi (oyun günü) için yanımıza ne alacağımız tekrar kontrol ediliyor. Davetiyeler alınıyor. Ve saat 18:30 Pazartesi 15:00 de buluşmak üzere ayrılıyoruz.

10.06.2007 oyundan önceki gün. Yarını düşündükçe kendimi stresli ve gergin hissediyorum. Midemde kelebekler kanat çırpıyor sanki. Sadece ön oyunda yer alacaksın, oyundaki rolün 5 dakikalık devinim arkasından 2 cümlelik bir replik ve finaldeki selamlama sahnesi diye kendime telkinde bulunuyorum. Ama dinleyen kim. Ne de olsa bugüne kadar sahneye 1 kez çıktım o da ilkokulda. Mandolin grubumuzla konser vermiştik. İnsanın küçükken korkuları daha az oluyor. Stresleri de. Üzerinden çok zaman geçti ama bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Repliğim geçiyor zihnimden. Yattım uyuyamıyorum. Yine kanat çırpmaya başladı şu kelebekler. Eee hadi ama uyumam lazım. Gözlerimin altındaki torbalar sahnede hiç hoş olmayacak. Derin nefesler al. Uyu artık.

11.06.2007 ve sonunda oyun günü. Öğleye kadar işteyim. Rutin Pazartesi yaşanacak. Sabah toplantı. Heyecanlıyım. En son ne zaman bu kadar heyecanlandım hatırlamıyorum. Patron organizasyonda değişikliğe karar vermiş. Bu duruma biraz canımı sıktı. Böylece heyecanım baskılanmış oldu.

Cuma günü sahnede yapılan provaya yetişememiştim. Salonu ilk defa görüyorum. Grubun toplanmasını bekliyoruz. Bazılarımız sakin ki ben buna dahil değilim. Bazılarımız ise heyecan içinde. Işık ayarlamaları yapılıyor. Ne kadar zormuş bu iş böyle. Akış alınıyor, sahnede duracağımız yerler belirleniyor, ışık seçimi yapılıyor. Müzik nerede başlayacak, ses ne zaman artacak ve ne zaman bitecek. Saat 16:00 da başlayan ışık ayarlamaları hala devam ediyor. 17:30 sadece 1 prova alacak zamanımız kaldı.

Zaman yaklaşıyor.
Provayı yaptık.
Final ile ilgili zamanlama sıkıntısı var.
Önce bir mola yemek yiyelim, finali tekrarlayacağız.
En sakin olanlarımızda bile heyecan başladı.
Bu sefer zamanlamayı tutturduk sanırım.
Ve selamlama.

Artık giyinme ve makyaj zamanı. Fondötenler, pudralar elden ele geziyor. Saçlara form veriliyor. Alışkın mıyız sahne makyajına eğitmen her gördüğüne çok soluksun abart diyor. Hazırlanmaya ayrılan 1 saat içinde en çok fondöteni versene, far istiyorum, bana allık lazım, koyu renk ruj, abartın ışıkta soluk görünürsünüz, abartın, biraz daha far sözcükleri duyuluyor. Oyun saati geldi. Seyirciler sahneye alınmaya başlandı.

Heyecan doruk noktasına ulaşmaya başladı. Sahneye ilk çıkacak olmanın heyecanı biraz daha fazla sanırım. Seyirciler salonda biz kuliste oyunun başlamasını bekliyoruz.

Ve perde açıldı. (Sadece mecazi anlamda.) Oyun başladı.

Salonda seyirci yoktu sanki. Oyunumu oynayıp kulise geri döndük. Rahatlamıştık. Sırası gelen arkadaşları sakinleştirmek ve finali beklemek kalmıştı geriye.

Final.
Hepimiz sahnedeyiz.
Dijembe eşliğinde final şarkısı.
Selamlama.
Alkışlar.
Seyirci bizi biz seyirciyi alkışlıyoruz.

Sahnede olmak çok güzel bir deneyim. Sahnede olmayı ve bu heyecanı sevdim.

Kim bilir belki de tiyatro sahneleri yeni bir yıldız kazanmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok yoğun bir stres dolu da olsa o heyecanı çok sevdiniz değil mi?ve artık siz de sahne tozu yuttunuz...eyvah,yani hapı yuttunuz:))sanırım aramıza yeni biri katıldı,hoşgeldiniz....

Derya'ca 
 18.06.2007 16:31
Cevap :
Sanırım sahne tozunu ben de yuttum. Bu heyecanı yaşamak gerçekten çok güzel. Hayatımda iyi ki yaptım dediğim işlerden biri oldu.  19.06.2007 8:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Biz Tiryaki ailesi gezmeyi ve gördüğümüz yerlerin fotograflarını çekmeyi çok seviyoruz. Blogumuzda, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster