Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1296
 

Şahsiyet - Unutmak İnsana Verilmiş En Büyük Hediyedir

Şahsiyet - Unutmak İnsana Verilmiş En Büyük Hediyedir
 

Yazıya teşekkür ile başlamak gerek: Şahsiyet 7 8 9' da bölüm başlarına yerleştirilen ‘hatırla’ temalı özetler tam gönlüme göre olmuş. Yetkili isimleri etiketleyerek az talep etmedim sosyal medya kanalı ile, ‘ben dedim oldu’ diye kendime pay çıkartmak değil ama doğrusu oldu, güzeli oldu...

İlk 9 bölümü geride bıraktık. Son üçlü, Şahsiyet 7 8 9 yayına girer girmek takip eden hafta sonu izleyip bitirdim. 10 11 ve final 12 olarak planlanan yayın programına göre yeni bölümleri haziran ayında izleyebileceğiz. Bu kadar uzun aralar olması sinir bozucu değil mi? Keşke haftalık ilerlese…

Gelelim 7 8 9 özelinde benim için Şahsiyet’e…

Haluk Bilginer’i o kadar hayranlıkla izliyorum ki, ders niyetine izlenilesi bir performans çıkartıyor doğrusu… Bu nedenle hep Haluk Bilginer sahnesi olsun istiyorum, isterse hayat dersi niyetine anlatsın, isterse flört etsin, isterse de gitsin listesinden bir isim daha temizlesin… Kabul, akışa ters, biz Firuz’un geçmişini bile bilmek durumundayız ki karikatürize bir ‘kötü polis’ olarak yer almasın hikâye içinde…

Ve Müjde Ar, izlemek gerçekten keyif. Özellikle İffet’in kült sahnesine yıllar sonra gönderme yapılması da çok hoş olmuş doğrusu… Küfür bile ağzına ne yakışıyor… Küçük bir notum var, bedenine yaptırdığı uygulamalar kişisel tercihidir ama bu tercihlerin mimiklerini etkilediğini fark etmesini dilerim.

Bana göre kadronun en zayıf halkası -inanın Cansu Dere’den bile zayıf, Şebnem Bozoklu.

“Fotoğraflarda annem olsun, babam olsun, bir de ben olayım. Dünyanın en güzel manzarasında olsak da hepsi silinip gitsin bir tek biz kalalım. Çünkü biz bize yeterdik … “

Belki bu zayıflık oyuncu performansından çok karaktere ısınamamış olmamla da ilgili olabilir. Her ne kadar yalnızlığı vurgulanan bir kadın bile olsa onun kolejlerde okuyan, İngiltere’de mastera giden, yıllar boyu kendi ekmeğini kazanmış bir kadının biraz da olsa ‘güçlü’ yanını da görmek istiyorum. Ama alkol etkisinde olsun ya da olmasın hep zayıf, hep güçsüz…

Şenay Gürler ile Haluk Bilginer arasındaki enerjiyi Cansu Dere ile Metin Akdülger’den alamayan bir ben miyim? Tamam, Haluk Bilginer kaynaklı torpil geçiyor da olabilirim ama diğer tarafta da Metin Akdülger karizması diye bir gerçek var.  Sahi Ateş artık basından olmadığına göre salt Nevra’nın sevgilisi olmanın dışında hikâyeye nasıl bir katkısı olacak?  Yoksa Deva’nın önderliğindeki Köpek Öldüren takipçileri ile Ateş’in yolları kesişecek mi?

 

TECAVÜZE UĞRAYAN NEVRA MI?

Sadece benim kafam karışmış olamaz değil mi? Tecavüze uğrayan Nevra mı? Cesetlerin üstündeki şeritlerle verilen ‘Hatırla’ mesajı Nevra’ya mı? Yoksa ‘tecavüz’ sadece Nevra’nın yolunu değiştirmek üzere zamanında Tayyar’ın abisine söylenen ve Cemil’in adamları ile de devam ettirilen bir oyun mu? Nevra evin yakılmasını annesinin kocasından öğrendi. Zihni başından geçen tecavüzü unuttursa bile yangını da mı unutturabilir miydi? Son kararım tecavüz olayının zamanında Tayyar’ın abisini uzaklaştırmak için söyledikleri yalan olması yönünde. Siz ne dersiniz?

Ucunda tecavüz, Roman olmaları yönünde intikam ya da bambaşka bir neden de olsa öyle bir ‘yangın’ var. Öyle bir ‘ailenin ölümü’ de… Yalnız bu ailenin ölümünde ciddi bir örtbas olayı var. Ağır ceza hakiminden tut itfaiyeye, doktora kadar rüşvet/tehdit söz konusu. Cemil o aralar bu kadar güçlü değil? O zaman bu Cemil’i de aşan tüm Kambura’yı kapsayan bir konu. Ama ne?

Tehdit konusunda hasta raporunu veren doktorun Nevra’nın ziyaretinde söyledikleri çok dikkat çekici. Gazetelerin üçüncü sayfalarında neredeyse gün aşırı okuduğumuz haberlerin nedeni;

“Normalde dolandırıcılık umutla çalışır. Bir dolandırıcı gelip size “bana bir lira ver, sana on lira olarak geri vereceğim” der. Siz de açgözlü iseniz, umutlanırsınız ve ona bir lirayı verirsiniz. Ama bu ülkede artık dolandırıcılar umut satmıyor; kolayı var… insanlar sizden o kadar çok korkuyor ki, telefonda “ben polisim” diyen birine sahip olduğu tüm parayı verebiliyorlar. Eğer bir ülkede dolandırıcılar umutla değil korku ile dolandırıyor ise, o ülkede hiç kimseye ne iş yaptığını ya da kim olduğunu sormazsınız.”

Agah Bey’in öldürdüğü adamın cenazesine gitmesi, imam helallik isterken ağzının içinde yuvarladığı kelimelere, o günü kendine ‘off’ ilan etmesine rağmen yeni kurbanının kendi ayakları ile ölüme yürümesi konusundaki şaşkınlığı… Listedeki bu adam her gün öldüğü için kendi belasını kendi buldu, hatırlamayacak bile olsa elini kana bulamaya ne gerek var değil mi?

Ama en efsane ölüm yolculuğu repliği Cemil için;

 “ ‘Bi’ ihtiyacın olursa’ demiştin, ‘mutlaka gel’ demiştin. Bi’ ihtiyacım var, rica etsem ölür müsün?”

 

“UNUTMAK İNSANA VERİLMİŞ EN BÜYÜK HEDİYEDİR!”

Peki ya unutan kim? Unutulan ne?  Hatırla mesajı Nevra’ya mı gidiyor? Nevra Agah Bey’in ‘gerçek’ kızı -ki bu doğum gününü bilmesini destekler, olabilir mi? Eğer öz babası değilse bile Kambura’da olduğu dönemde Nevra’nın annesi Nesrin ile bir ilişki yaşamış olabilir mi? İlişki yoksa bile tanışık oldukları kesin. Nesrin çok derin bir karakter. Az ama öz konuşuyor, hızlı düşünüyor, hemen uyguluyor. Korku nedir bilmiyor ki, Nevra’ya söylediği “Korkmaktan korkma!” manidar aslında…

Repliklerinde olduğu gibi duvar yazılarında bile uzun uzun düşündürmesi televizyondaki çoğu sabun köpüğü diziden sonra ilaç gibi geliyor değil mi?

Bu üçlü seride en sevdiğim replik yine Agah Beyoğlu’dan geliyor;

“Hayatın kıymeti olmazsa hayatın anlamı da olmuyor tabii”

 

Son bir alkış da rejiye: Onur Saylak ve Feza Çaldıran… Kadraj, çekim mekanları, renk, ışık… Ve tabii ki müzik…

 

SİZ HİÇ KAMBURA DA BULUNDUNUZ MU?

Sahi Kambura nerede? Kambura adıyla geçen belde gerçekte yok. Ama ‘Bölümlerde yer alan yarım adacık neresi?’ derseniz sorunuzun cevabı Bursa’nın doğal güzellikleriyle bilinen Gölyazı beldesi. Kambura’da bulunmadım (İyi ki) ama Gölyazı’da bulundum. Keyifli bir hafta sonu için yolunuzu düşürmenizi tavsiye de ederim 

Üç bölüm içerisinde en çok 9.bölümün finaline bayıldım sanırım. Bir duymaz, biri hatırlamaz ve biri de Agah Bey…

Yıllarca çalıştığı adliyede “gereği düşünülse de gereği yapıl(a)madı” diye düşünen ve kendi adaletini sağlamak için yola çıkan seri katil Agah Bey ve cinayet şube polisi Nevra Elmas’ın kesişim kümesi ne? Agah Bey’in panosundaki fotoğrafı çizilecek bir sonraki hedef kim? Sorular… Sorular…

 

KISA KISA…

Sevdiklerim; Hikaye için hikayede animasyon detayını pek sevdim…

Sevmediklerim; Yazarın teletabilerden etkilendiğini düşündüğüm Köpek Öldüren Fan Club

http://aslininsureti.com/izledim/sahsiyet-unutmak-insana-verilmis-en-buyuk-hediyedir/

 

Şahsiyet ilk üç bölümün yorumu için > http://aslininsureti.com/izledim/sahsiyet-peki-ya-benim-sahsiyetim-ne-olacak/

 

Aslı’nın Sureti

www.aslininsureti.com

*.*.*.*.*

Aslı’nın Suretini sosyal medya hesaplarından takip etmek ister misiniz?

Facebook:https://www.facebook.com/Aslının-Sureti-1065930830209554

Twitter:https://twitter.com/aslininsureti

Instagram: https://www.instagram.com/aslininsureticom/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bayıldım tesbitlerine diğer bloğunda yorum bırakmaya çalıştım ama beceremedim :) şahsiyette haluk bilgineri izlemek bile tek başına yetiyor şahane bir yazı olmuş sevgiler

Mavianne 
 21.05.2018 9:56
Cevap :
Merhaba, disqus'a üye olmak çok kolay aslında, nasıl bir sorun çıkıyor ki? Halledebilirsek sohbetlere de katılırsınız ne güzel ^^  21.05.2018 17:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 183
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1147
Kayıt tarihi
: 27.09.17
 
 

Ben Aslı…  'Takvim Yılı – Doğum Yılı hesabının sonucu giderek yükselmesine, aynaya baktığında kaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster