Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2583
 

Sahte gülüşler ardında "dost " sanılanlar !

Sahte gülüşler ardında "dost " sanılanlar !
 

Alıntı


Dost dediklerimiz vardır, “bittiğimizde” biten… Arkadaşlar vardır umulmadık anda “omuz veren”.. Bir telefon görüşmesi, bir yorum, bir yazı ile “tanıdıklar” vardır dosttan ileri gönül tahtımıza yerleşen, ve “zavallılar” vardır kariyeri, parayı, şöhreti her şey zanneden…

Sahte gülüşlerin ardında ki yüzleri görmek için ya ekonomik olarak mağdur, ya hasta ya da işe ihtiyacınız olacak ! Bir kez sorar sonra kaybolurlar. Dönüp yaşanmışlıklara bakarsınız, kurulan sofralarda ki kahkahalar gelir aklınıza, yatağınızı verdiğiniz günlerinizi anımsarsınız. Çocuklarını “evlât” bilip büyüttüğünüz, sevdiği yemek olduğunda hiç üşenmeden bir kap içerisinde sevginizi taşıdığınız günler gelir gözünüzün önüne. Cenazelerde, düğünlerde onun yanında yer alıp sahiplenmeniz, annelerini anne, babalarını baba bildiğiniz günleri anımsarsınız. Düşünürüz ki hasta olduğumuzda gecenin kaçı olursa olsun “bir telefon etsek” koşacak ! Daha da ileri gideriz, sohbetlerimizde “bana bir şey olsa çocuğuma sahip çıkarsın, dayısından, teyzesinden daha yakınsın bana !” muhabbetleri geçer, “Allah korusun elbette” dilek ve taahhütlü…

Çocuklarımız akrandır, arkadaştır, aynı okula gider. Mezun olurlar, diploma törenlerinde birlikte ağlarız, duygularımız ortak, yüreklerimiz bir atar…

Sonra bir gün gelir, son telefon görüşmesinin üzerinden yıllar geçtiğini fark ederiz…Gerekçeyi düşünürüz, kendimizi sorgularız, kendisine sorarız. “Zamansızlık” ve sıradan gerekçeler öne sürülür. Oysa neden açıktır. Biz ekonomik olarak küçülürken, onlar büyümüştür ! Sonradan elde edilenler hazmedilememiştir, sırıtır ! Saygı, ahlâk, sevgi yerini çok farklı şeylere bırakır. Oturulan semt, binilen araba, “takıldıkları barlar, yemek yedikleri restaurantlar” girer devreye. Alışveriş edilen mağazalar, giyilen markalar konuşulmaya başlar.

Oysa ki yıllardır aranızda bu konuların lafı bile geçmemiştir. Yeri gelmiş sizin diplomanızla onöre olmuş, sizin çevrenizi kullanmışlardır oysa…Sizin beklentinizse sadece paylaşmak olmuştur. Yüreğinizi, sevginizi, yeri geldiğinde evinizi, acınızı, sevincinizi, hüznünüzü, mutluluğunuzu…

Modern çağ her kolaylığı, her konforu ayağımıza getirirken, içimizde ki sevgiyi, insanca duyguları her gün biraz daha yok ediyor. “Komşu komşunun külüne muhtaç” deyimi yerini, “Komşu komşunun nefesine muhtaç” şeklinde yer değiştirdi. Kasaba, köy nüfuslu apartmanlar da giriş kapısı, merdiven boşlukları ve asansörleri paylaşıyoruz artık…

Vefa (!) , “O ne ?”

Eğer halâ varsa fotoğraf albümümüz, parmağımızın ucu ile dokunduğumuz yüzlerde buruk bir şekilde gülümsüyor…

Bir gün bir vesile ile “o haber” geliyor. Siyah çerçeveli gözlükler arkasına saklanmaya çalışılan timsah gözyaşları, “yakınımısınız ?” sorusuna verdikleri “30 yılı aşkın dosttuk.” Yalanları , TEV’e yaptıkları yüksek meblâğda ki bağış ve “Hakkınızı helâl ediyor musunuz? Helal olsun !” kapanış cümlesiyle tamamlanan son görev…

Her son, geride kalanlar için başlangıç aslında. Yitirdiğimiz sadece bir insan değil, geçmiş yılları, anılarımızın büyük bir bölümünü de beraber sığdırıyoruz küçücük çukura ; diplomamızın, arabalarımızın, dairelerimizin, kıyafetlerimizin, ziynet eşyalarımızın hatta “bir çift çorabımızın” bile sığmayacağı…

"Sahte dostlar, sahte yüreklerde; gerçek dostlar seven kalplerdedir." .

Nurcan Çelik Yalun

Dost selâmıyla kalınız.

30.10.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ah diyorum bu kadar olabilir!! yaşanmışlıklarınızı ve sizi seviyorum Özlem

Özlem Erkaplan 
 28.01.2010 11:21
Cevap :
:)) İyi ki varsın sevgili Özlem...  29.01.2010 1:15
 

İçimde kapanmasını istediğim bir yaraya -deyim yerindeyse- tuz bastın sevgili Zeynep. Ortaokul yıllarından evlenene kadar hiç ayrılmadığımız arkadaşımla zaman içinde türlü nedenlerden dolayı kopmuştuk. 20 sene sonra Kadıköy'de karşılaştığımızda ikimizde çok sevindik ve görüşmeye başladık. Ama bir şeyler eksilmiş, bitmiş, tüketilmişti... O eski sevgi, dostluk, arkadaşlık kalmamıştı aramızda. Onun yerine şimdi sosyal bir statü girmişti aramıza. Arkadaşım sınıf atlamıştı, çok zengin bir iş adamının eşi olmakla ayrıcalıklı görüyordu kendini. Oysa ben bıraktığı yerdeydim ve kısa bir süre içinde benimle görüşmek istemediğini anladım... Ve bitirdim. Aklıma geldikçe hala üzülürüm.Kimbilir belki bir gün hatasını anlar diye bekliyorum. Anlar mı sence?

Melek Koç 
 16.11.2009 16:48
Cevap :
Hayır anlamaz ! Anlamayacak da... Anlayabilmesi için empati kurabilecek bir varlık olması gerekiyor. İnsani özelliklerini kaybettikleri için de bu mümkün değil bence. Eksildiklerini fark etseler zaten farklı şeylere sımsıkı sarılacaklar. Dostluk, sevgi, arkadaşlık, kardeşlik, kavgasız, hırsların törpülenip, zamanı paylaşmanın önemini anladıklarında.. Bir de sevgili Melek, seni farklı gözle gördüklerinde zannediyorlar ki bir beklentin var ve başlıyorlar ağlamaya:)) Oysa ki mutsuzluğun nedeni salt para değil ! Aç kalmak ta sadece ekmek bulamamak değil ! Sevgi ve saygılarımla..  17.11.2009 13:36
 

Dostuluk üzerine yazınızı okudum. Yazınız bana sevgili annemin şu sözlerini anımsattı (hatırlattı). Söz arasında derdi ki: "Oğlum bir arkadaşınla yola devam edersen, ekmeğini ikiye böldüğü zaman çoğunu sana, azını kendisine bıraktıysa onunla yola devam et,ona güven,şayet ekmeğinin azını sana çoğunu da kendisine bıraktıysa sakın yola devam etme, böyle ardaşlardan, dostlardan hayır gelmez "derdi. O bunu söylerken.cimri ve sözüm ona bencil dostlardan söz ediyordu. Onun için dostlarımızı seçerken çok dikkatli olmalıyız.Yüzümüze her gülene dost saymamalıyız. Eski bayramlar kalmadığı gibi,eski vefalı dostluklar da tarihe karışktı.Selamlar ve iyi dostluklar diliyorum...

Abdülkadir Güler 
 03.11.2009 0:30
Cevap :
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ediyorum efendim. Büyüklerimiz ne demişse doğru söylemiş. Anneciğinizi de anmış olduk bu arada. Nasrettin Hoca'nın "Ye kürküm ye " sözünü hatırlattı bana. Esenlikler diliyorum. Mutlu kalın...  03.11.2009 14:30
 

İnsanoğlu çay poşetine benzer kaynar suya girmeden rengini anlayamassınız. Bu söz çok doğrudur.Gerçek zenginlik marka da: gidilen pahalı yerlerde değil bir dostun yüreğindedir,sizin söylediğiniz gibi dilerim gerçek dost sofralarında oluruz hep,herşey kişye dönücüdür,size de güzellikler ve dostluklar dönsün,herşey gönlünüzce olsun.

Tanju 
 02.11.2009 21:40
Cevap :
Sayfama renk kattınız sevgili Tanju. Güzel düşünce ve dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum. "Çay poşeti" benzetmesi de çok hoşuma gitti bu arada:)) Sevgiyle kalınız efendim...  03.11.2009 14:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 363
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 1958 /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum. 38 se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster