Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
287
 

Sahte maskelerimizi atmanın zamanı gelmedi mi?

Sahte maskelerimizi atmanın zamanı gelmedi mi?
 

”Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol “ demiş Mevlana…

Demiş demesine de acaba hiç dikkatinizi çekti mi? Etrafımızda ne kadar çarpık ilişkiler içinde olan, etrafa yansıttığı gibi bir yaşam sürmeyen, konuştukları ile yaşamları arasında dipsiz kuyular olan, özü sözü bir olmayan insanlar topluluğu var…

Neden hep yapmacıklıklar üçgeninde yaşıyoruz diye sordum kendi kendime?

Somut bir yaklaşımla belirttirsek, insanlar hep yüzlerinde kendilerinin de çok beğendiği "maske"lerle dolaşıyorlar. Çeşit çeşit, renk renk…

Dillerinden adeta bal damlıyor. Sanki aralarında nispet yaparcasına, benim ki senin kinden daha güzel dercesine!

Gerek yazılı basında, gerekse görsel medyada kendi aralarında ya da yaşamlarında yaptıkları konuşmaları incelediğinde dehşetle irkilirsiniz. Mesela: Bir Hanım çıkıp, ben evlilik dışı ilişkilere karşıyım.

“Özellikle yuva yıkan kadınlara düşmanım”…

Dediğini görüp de öteki tarafta evli bir erkekle nikâhsız bir yaşam yaşadığını bilseniz şaşkınlığınız iyice artar.

Vallahi dersiniz “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”.

Karşıydın hani? Ne oldu aniden fikrinden vaz mı caydın?

Aşk bu kadar mı gözünü kör etti?

Cevap; Ne yapayım hayatım, yaptığımız oturumun konusu öyleydi bende ona göre konuştum. Ne deseydim ki?

Al iki parmağım iki gözüne mi deme mi bekliyordun?

Yaşadığımız ilişki çarpık işte, neresinden bakarsan bak, neresinden tutarsan tut, iki ucu boncuklu değnek. Bunu bana zorla söyleterek toplumdan soyutlanma mı istiyorsun yani?

Düşündüğünüzde bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir adam, camiden çıkmaz, attığı zaman mangalda kül kalmaz, gel gör ki, devlete vergi vermen gerekiyor dediğin zaman türlü hilebazlığa başvurur. Yahu, utanmıyor musun, Allah, din, kitap, vaazlarından yanına yaklaşılmıyor, şimdi bu ne iş bey amca?

Hani senin ödemen gereken vergi?

Mesela: Geçen günü evraklarını incelediğim ama yakından da tanıdığım bir zat var. Ben yakından tanıyorum ve biliyorum. Kazancı hiç gösterdiği gibi değil. Bu sene yedinci umre ziyaretini yaptı.

Ailecek!

Ödediği vergiye baksanız ağlarsınız…

Hani bizim gür vaazları, fetvayı veren hacı amcamızın Allah korkusu, kul hakkı nereye kaçmış diye de kendi kendinize sorgularsınız?

Tıpkı benim sorguladığım gibi!

Vicdanımız demek ki sızlamıyor muş?

Kul hakkı hiç bir şekilde ödenmez.Ödemediğimiz her kuruş vergide 70 milyonun kul hakkı var.Ama sonrada hepimiz kendimizi, dürüst kul hakkı yemeyen dinine bağlı kişiler olarak görüyoruz ve de konuşuyoruz.Yani içimiz başka dışımız başka.

Kendimize gelince küçücük toplu iğneyi, başkasına gelince kocaman çuvaldızı batırmaktan imtina etmiyor muşuz?

Soruyorum?

Sahte maskeleri atmanın zamanı gelmedi mi?

G. Kasalar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..da ağızlarını açtıklarında zam, yol, okul, hastane isterler. Avrupa'da birisi 3 Cent vergi kaçırsın, yakalanma korkusuyla uykuları kaçar, sonunda tüberküloz olur. Paylaşım için teşekkürler, saygı öncelikli sevgiler.

Yüksel ÖNAÇAN 
 31.08.2010 15:10
Cevap :
Orası Avrupa diyeceğimi mi sandınız? Üzgünüm maalesef böyle bir sözcüğü lügatımdan sildim...Bir klasör örnek var elimizde sizin bahsettiğini bu konu ile ilgili... Bizim müteşebbis vatandaşlarımız avrupada bile işi kılıfına uyduruyor. Bizim ülkemizde nasıllarsa aynen avrupa ülkelerinde de türlü hile hurdaya başvuruyorlar. İnanmayacaksınız ama başarılı oldukları çıplak gözle bile fark ediliyor. İyi günler dileğimle...  31.08.2010 15:48
 

..hem de çok dikkatli okudum. Yurdumuzdaki büyük ve orta yatırımcılarının çoğu babadan kalan işi yürütüyorlar ve tahsilleri ve bilgileri muhasebe inceliklerine asla yetmiyor. Defterdarlıktan emekli olanlar ya da çalışıp da danışmanlık yapanlar çok var. Hayali ihracatı ve vergi kaçırmanın yollarını onlara kim gösteriyor, akıl veriyor. Ben, bu konu üzerinde konuşmak için vali beye çıktım. Metro-pol gibi şubenin kasa gişi kesmediğini söyledim. Yerel gazetedeki köşemde de yazdım. Ve bir kez kontrolörleri iç başında gördüm. İş mi? Çay içeye gelmişler; hiçbir şeyi incelemeden tutanağı tutup gittiler. Onları muhatap alsaydım diyecekleri, pekçoklarının dediği gibi, "Büyük ticarî kuruluşluyor ödüyor mu ki küçük esnafın canını yakalım."Göstermelik afiş ve vergi haftasıyla bu iş çözülmez. Vatandaş ödediği verginin devletin kasasına değil, esnafın kasasına gittiğini bilmiyor; aydınlatılmamış ve aydınlatılmıyor. Demek istediğim bu konuda değil vatandaş, öğretmenler bile bilinçsiz ve duyarsız. Sonra

Yüksel ÖNAÇAN 
 31.08.2010 15:08
Cevap :
Bu konuda yerden göğe kadar haklısınız.  31.08.2010 15:49
 

kendinizi bir değerlendiriniz bu konuda hassas olduğuna samimiyetle inandığım arkadaşım. Alış-verişlerinizde kasa fişi alıyor musunuz yoksa bahşiş bırakır gibi esnafa bırakıp, çekip-çıkıyor musunuz? Paylaşım için teşekkürler, saygı öncelikli sevgiler.

Yüksel ÖNAÇAN 
 31.08.2010 12:10
Cevap :
Yüksel bey, sizin bahsettiğiniz kasa fişlerini denetleyen topluluğun bir ferdiyim. Talep etmemem sizce mümkün mü? Devlet bunun için bana maaş ödüyor. Müsadenizle bu kadar vefa örneği göstereyim. Lütfen yazımı dikkatli okursanız... Ki okumadığınız çok açık." Evraklarını incelerken" diye bir cümlem var. Üstü kapalı da olsa anlatmaya çalışmıştım. İyi günler dileğimle...  31.08.2010 12:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3921
Kayıt tarihi
: 26.08.10
 
 

Bazen hüzünlü, bazen sinirli, çoğu zaman keyifli olmayı severim. Aşk meşk, masallarına inanmamayı, r..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster