Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1320
 

Sahtekâr blog yazarları (güncellenmiştir)

Sahtekâr blog yazarları (güncellenmiştir)
 

Çok öfkeliyim. Hayal kırıklığına kaçıncı kez uğradım bilemiyorum.

19 Ağustos 2006'da Milliyet Blog'a yazdığım ilk iki blog, hiç beklemediğim bir anda onaylandı. O kadar şaşırdım ki, "Benden blog yazarı mı olur?" demiştim arkadaşıma. Sonra kendi çapımda bir şeyler yazmaya devam ettim, kendime ait fikirleri, duyguları, deneyimleri kendime ait bir üslupla anlatmaya çalıştım hep.

Ve şu an 101. ve son bloğumu yazmaktayım. Neden mi? Çünkü bu kaçıncı oluyor bilmiyorum ama, benimle aynı fikirde olmayıp, başkasının fikirlerini, duygularını, deneyimlerini, yine başkasının cümleleriyle burada aktarıp da altına kendi imzasını atan sahtekâr blog yazarlarının sayısı her geçen gün artıyor.

Milliyet Blog adlı siteyi takip edenler bilirler. Her bloğun altında küçük puntolarla yazılı cümleler şöyle:
"Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluık kendilerine aittir..."

Bahsi geçen sahtekâr blog yazarı bozuntuları ise, bu yazıyı okumuş olmalılar ki, riske girmemek için "telif hakkı" olmayan birtakım yazıları kopyalayıp yapıştırmayı tercih ediyor!

İnsanlar kendi düşüncelerini aktarırken, belli bir emek veriyor, zaman harcıyor. Gerektiğinde kafa yorup, araştırıyor. Bazı kişiler ise bu emeğe saygı duymaksızın çeşitli sitelerden kopyaladıkları cümleleri hiçbir değişikliğe uğratmaksızın, alçakça, kendininmiş gibi bizlere sunuyor. Bizler de, "Ah ne güzel bir üslup, ne içten düşünceler, ne kadar masumca duygular" deyip, yine "emek" harcayarak yorumlar yapıyoruz.

İşte bu yüzden bu benim son bloğum olacak. Daha önce tespit ettiğim sahtekâr blog yazarını ihbar etmeseydim şu anda hâlâ herkesi, tabiri caizse "kekliyor" olacaktı. Bu kez yine birini ihbar ettim, daha önceki şahsiyet farklı bir rumuz kullanarak yine aynı alışkanlığını sürdürmek için kopyalayıp yapıştırmaya yeniden başladı.

Üstelik ben bu vaka üzerinde delilleri toplarken farkettim ki, bu muhterem zat, "Hakkımda" bölümüne yazdığı cümleleri bile, yine Milliyet Blog yazarlarından birinin "Hakkımda" bölümündeki cümlelerden aynen yazmış! Yine iz peşindeyken farkettiğim başka bir şey de şöyle: Meğer herkese yazdığı o "içten" yorumlar, ya da kendisine yapılan yorumlara "samimi duygularla" verdiği cevaplar bile muhtelif sitelerden bire bir alıntı!

Sebep neymiş biliyor muydunuz? Ben biliyorum, ve onun kendisine ait olmayan tek bloğunu (şimdilik tek!) sonuna kadar (yorumlar da dahil) okuyanlar da biliyor. Yeterli mi?

Bu bloğu yazarken düşünüyorum da, Milliyet Blog editörlerinin işi gerçekten zor. 3500'den fazla blog yazarı var ve hangi birini tek tek incelesinler ki? Onlar da haklı. Ben görevimi yapıp durumu kendilerine bildirdim, yine minik bir e-posta yağmuruyla tabi. Bu şahsın yeni rumuzla açtığı sayfası da kapanacak, sonra yeniden başka bir rumuzla intihallere devam edecek, yine tespit edip yine ihbar edeceğim, ve bu zincir hiç kopmadan belki de sonsuza kadar devam edecek. Üstelik 3500 yazarda tek bir kişi mi sahtekâr, bunu bilmek mümkün değil.

Farkında mısınız bilmiyorum ama kaliteyi düşürmeye çalışanlar kendi kalitelerini net bir şekilde belli ediyorlar. Onun yerinde olsam, onurlu bir şekilde o bloğu yayından kaldırır, bir daha bu işlere bulaşmazdım. MB editörleri tarafından yayından kaldırılması daha aşağılayıcı olurdu zaten.

Bu bloğu, birkaç dakika içinde yayından kaldırılacağını bile bile, hatta "güvenilir üyeliğim"in iptal edilme olasılığının farkında olarak yazdım ve yayınlıyorum. Güvenilir üyeliğimin pek bir fonksiyonu kalmadı, zaten başka blog yazmayacağım (ya da yine kendim yazıp kendim okuyacağım). Yokluğumun pek de farkedileceğini sanmıyorum, hiçbir zaman iddialı biri olmadım zaten. İlk başladığımda hep "Bir şey olursa sessizce çekip gideceğim" konusunda kararlıydım ama içimdeki öfkeyi kusmadan gidersem sonra çok pişman olacağımı farkettim.

Şu an bana yakışmayan bir şey yapıyorum, evet ortalığı karıştırıyorum, ama yapmak zorundaydım. Bu yüzden, rahatsızlık verdiysem özür dilerim. 99. bloğumda yazdığım gibi, "Kötü bir insanım ben, hem de çok kötü!"

____________________________________________________________________

01.07.2008
11:45

Artık protestomun eksik kalan kısmını yerine getirebilim. Ben görevimi yerine getirmiş olmanın huzuruyla, ama hayatımda ilk defa pes ederek, 2 yıl içerisinde yazmış olduğum 100 adet bloğu birer "mouse" darbesiyle ortadan kaldırıyorum...


<özlem boral="">













Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tahin Pekmez Aşkını anlatan yazınızı okduktan sonra bu yazı dikkatimi çekti... Demeeek yazmaktan vazgeçmemişsiniz. Güzel!... Sizler, bizler gibi insanlar yazmadan duramazlar. Ben de yıllar önce yazmış olduğum bazı yazıları hiç adını duymadığım sitelerde ve bloglarda (çok şükür) kendi imzamla gördüm. Yalnız bazı kişilerin internet ortamında ad vermeden ya da kaynak göstermeden benden alıntı yaptıklarını da okudum. Milliyet Blog yazarı olmamın iki nedeni var: Özgün yazılarımın ilk yayınlandığı yer olması ve yazılarımın bir bakıma tescillenmesi; yazdıklarımın daha geniş kitleye ulaşması. Sevgiler,

Gülçin Erşen 
 11.08.2011 17:17
Cevap :
Teşekkürler yorumunuz için. MB'de yazmak bir ayrıcalıktı eskiden ama artık intihal düşkünü sahtekarlar yüzünden bu fikrimden vazgeçtim. Yine de yazıyorum elimde değil :) Sevgiler  11.08.2011 21:34
 

Bu siteye ilk giriş yaptığımda tesadüfen okumuştum bir yazınızı. Ve sonrasında tesadüfe yer bırakmadım. Yazılarınızda "emek" olduğu hemen belli ediyordu. Ve itiraf ediyorum sizinle hafiften tartışmak da çok hoşuma gidiyordu. Şimdi anlaşalım Özlem; ben sana pireyi getireyim, sen de yorganı getir. Ben burada yazıları okumak için girdiğimde, çok zaman hiç sayfamı bile açmıyorum. Yorum yazmasam sayfamdan haberim bile olmayacak. Beğenilsin veya beğenilmesin ama yazı senin kaleminden çıktığı an artık onu geri alma hakkın yok. Yani diyeceğim şu o yazılar sana ait olduğu kadar bana da aitti. Senin yazılarını maus darbesiyle yoketmen benim öğretmenler üzerine yazmış olduğum yazıyı yoketmendir. Sakın şımarma ama takip etmeye çalıştığın birkaç yazardan biriydin:)) ve ben yorum yazmasam da burada senin yazılarını okumak istiyor(d)um. Oynamıyorum demek mızıkçılık yapıyorum demek olmuyor değil mi? Eski bir blog yazarından selam ve sevgilerle, iyi tatiller.

Osman Ömer 
 18.07.2008 13:01
Cevap :
Osman Hocam ne yalan söyleyeyim açık sözlülüğünüz karşısında saygıyla eğiliyorum. Eski ve yeni pek çok blog yazarının desteği ve ilgisinden elimden geldiğince şımarmamaya çalışıyorum :) Zaman zaman düşünüyorum yazılarımı yeniden yayınlamayı ama elim varmıyor işte. Bir yandan da yazmadan ne kadar dayanabileceğimi ölçüyorum belki de. Günlük hayatta karşılaştığım pek çok şey kafamda blog olarak şekillenmeye başladı bile :) Size de iyi tatiller hocam ve tekrar teşekkürler...  18.07.2008 17:31
 

Kaç kez hayal kırıklığına uğradın? Neden okadar yazıyı sildin? Bu kararınla (hatanla) bizi nekadar hayal kırdığına uğrattığını biliyorsun. Kırıklarını tekrar aldır yine yeniden patlat o güzel bloglarını:) (diğer yorumlara yazdığın cevapları okudum .) Sevgiler…

Azize Ok 
 11.07.2008 4:54
Cevap :
Düşünün ki uzun bir tatile çıktım. Her şeyden uzaktayım ve zihnimi dinlendirmeye ihtiyacım var mesela. Kim bilir belki de gittiğim yeri çok beğenirim ve hep orda kalırım... Belki de bir zaman sonra sıkılır dönerim (mi acaba)  11.07.2008 10:40
 

pireye kızıp yorganı yakmamanı öneriyorum, sevgiler.

erol aslan 
 05.07.2008 22:28
Cevap :
Artık çok geç. Yorgan yandı, ama pireden de kurtulduk bu sayede... Sevgiler...  05.07.2008 22:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1852
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster