Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
306
 

Saint Remy de Provence'da 1 gün!

Saint Remy de Provence'da 1 gün!
 

Her bölgesinde ayrı ayrı keşfedilecek yerlere sahip olan Fransa’nın güneyindeki Provence’da, Saint Remy de Provence’daydı bu kez Jabiroo Kuşunuz! Öyle güzeldi ki; sanki adım attığım her yer maharetli ellerden çıkan bir tablo, bir sanat eseri... Anlatmaya kaldığım otelden başlamalıyım çünkü bu otel aslında bir şato!

Tarih kitaplarından fırlamış gibi bir atmosfere sahip olan bu otele daha doğrusu malikaneye hayran kalmamak mümkün değil. Otelin dekorasyonu ve mimarisi müthiş. Hemen her köşede fotoğraf çekip Instagram’a koydum sanırım; diyorum ya, büyülendim.

İlk gün şatonun bahçesinde bisiklete binip, biraz da yürüdüm. Şatonun etrafındaki sokakları da merak etmiyor değildim. Bisiklet turunun hemen ardından fotoğraf makinemi de yanıma alıp, arka sokaklara daldım. Dokunulmamış gibi durması mı yoksa başka bir nedenden mi bilmiyorum ama bu sokaklarda gerçekten başka bir ruh var.

Seyahatlerimde aynı güne birçok yer sığdırmayı severim. Evet, çok yorucu olabiliyor ama seyahatte olduğum süre boyunca 1 saati bile boş geçirirsem, kendimi o şehre karşı çok suçlu hissediyorum. O yüzden turlamaya devam ettim! Yine bisikletimi kapıp, doğru St. Remy Meydanı’na gittim. Burayı gezeceksiniz mutlaka bir bisiklet kiralamalısınız. Hem daha zevkli oluyor, hem de pratik. Buraya kadar gelmişken St. Remy Kilisesi’ni de ziyaret ettim. Kaldığım oteli gördükten sonra bu kilisenin mimarisine şaşırmadığımı söylemeliyim. Her bir köşesi muazzam...

Kaldığım otele 30 dakika uzaklıktaki Arles Bölgesi’ne gidip, Provence’ı daha iyi keşfetmek istedim. Buraya gelirseniz; Van Gogh ve Picasso’ya ev sahipliği yapan Arles’da Roma antik tiyatrolarından hamamlara kadar birçok etkileyici sanat eseriyle karşılacağınıza emin olun.

Sıradaki durağım ise St. Remy’ye 20 kilometro uzaklıktaki Avignon’du. Burada önce Papaların şehrini ziyaret ettim, ardından ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Les Palais de Papes köprüsünü. Kısaca diyebilirim ki Avignon, Hristiyanlığın ortaçağdaki tüm izlerini korumayı başarmış.

Yemek yemeye bayıldığım için ve sizin aklınızda da bir fikir oluşsun diye keşfettiğim harika bir restorandan bahsedeceğim. Burası, St. Remy’nin en sempatik restoranı. Meydanda yer alan Chez Gus Coquillage et Crustaces’de; balık çorbası, midye, istiridye, risotto ve yanında ev yapımı şarabı mutlaka denemenizi öneriyorum. Her biri inanılmaz lezzetli, tadı hala damağımda!

Alışveriş yapmak istiyorsanız, St. Remy Pazarı’na uğrayabilirsiniz. Ben kendime lavanta sabunu, zeytinyağı ve provans oları aldım buradan. Bir kısmı kendime, bir kısmı hediyelik! Eve döndüğümde herkes bayılmıştı, o yüzden notlarınıza ekleyin! Ayrıca Chez Gus Coquillage et Crustaces’in karşısındaki dükkanlardan da hediyelik eşya alışveriş yapmanız mümkün.

Siz bu anlattıklarımı bilin; gerisini gidip kendiniz görüp, keşfedin. Eve döndüğünüzde hafızanızda hoş anılar, makinenizde etkileyici fotoğraflar, damağınızda ise enfes tatlar bırakacak bu seyahati bir gün gerçekleştirmeniz dileğiyle!
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2613
Kayıt tarihi
: 15.04.13
 
 

Jabiroo ismi bir tür Güney Amerika leyleğinden esinlenerek bulunmuştur. Jabiroo özel seyahat haya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster