Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '18

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
792
 

Şair Nedim Kimdir?

İstabul doğumlu olan Nedim'in asıl adı Ahmet'tir. Evinin Beşiktaş'ta olduğu söylenir. 1600'lü yılların son çeyreğinde dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Annesi Karaçelebizadeler soyundan gelir. Babası ise Sultan İbrahim devri kazaskerlerinden Merzifonlu Mustafa Muslihittin Efendi'nin oğludur. Dedesinin kötü alışkanlıklarından dolayı Osmanzade Taip gibi bazı şairler Nedim'den Mülakkabzade diye bahsetmişlerdir. Nedim iyi bir eğitim görmüş, Arapça ve Farsça'yı bu dillerde şiir yazacak kadar iyi öğrenmiştir. Tahsilini tamamladıktan sonra da yapılan bir sınavla müderris olmuştur. Söz edilen sınavın kesin tarihi bilinmemekle beraber, Ebezade Abdullah Efendi'nin görevde bulunuğu 1707-1713 yılları arasında gerçekleştiği kesindir. Bu tarihler aynı zananda III. Ahmet döneminin başlarına rastlamaktadır. 

Ali Paşa'nın Varradin'de şehit düşmesinden sonra yerine Halil İbrahim Paşa getirilir. Bu sırada İbrahim Paşa'nın yıldızı parlamaktadır. İbrahim Paşa, 1716 yılında mirahurluğa, ardından rikab-ı hümayın kaimmaklığına atanır. Bu ikinci atamayla ilgili olarak Nedim bir tarih manzumesi yazar. İbrahim Paşa, Ali Paşa'nı şehit edilmesinden sonra geride kalan nikahlısı Fatma Sultan ile evlenir. Böylece padişa damat olur. 1718 tarihine de sadrazamlık makamına getirilir. Bu tarih, daha sonra Lale Devri olarak adlandırılan dönemin başlangıcıdır. Artık, Damat İbrahim Paşa'nın hemen her hareketi Nedim'in dikkatini çeker. Nedim her fırsatta eserleriyle hamisine bağlılığını ifade eder. Bir yandan İbrahim Paşa'nın faaliyetlerini şiirlerinde överken diğer yandan da Lale Devrinde teşekkül ettirilen tercüme heyetlerinde görev alarak hamisinin her hamlesine destek verir. Meslek hayatında çabuk ilerler. Müderrislikten Mahmut Paşa Mahkemesi naipliğine getirilir. Daha sonra 1726' da Molla Kırımi Medresesinde,1728'e Nişancı Paşa-yı Atik Medresesinde görev yapan Nedim, 1729'da Sahn medresleri müderrisliğine yükselir. Sebkan Ali Paşa Medresesinde müderris iken Patrona Halil İsyanı patlak verir. 

İsyan sırasında Nedim'in akıbetinin ne olduğu konusundda değişik iddialar ileri sürülmüştür. Kaynaklarda şairin, söz konusu isyanı takip eden günlerde lleti-i vehimeden yahut içkiye düşkünlüğü nedeniyle titreme hastalığından dolayı öldüğü düşünülmektedir. Süleyman Sadettin ise, Nedim'in isyan sırasında korkuddan evinin damına çıktığını ve oradan düşerek öldüğünü söylemiştir. Bu acı akıbet, Nedim'in dedesi gibi linç edilmekten korktuğundan dolayı kurtulma ümidiyle dama çıktığı ve sonra ölümü tercih ettiğini akla getirir. Ancak kesin olan bir şey vardır o da Nedim'in Patrona Halil İsyanı sırasında öldüğüdür. Kabristanı Üsküdar Karacaahmet Mezarlığının Miskinler kısmındadır. 

KAYNAK

Horata, O., Macit, M., Mum, C., Köksal, M.F., (2012), XVIII. Yüzyıl Türk Edebiyatı. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sn yazarım, aydınlatıcı blog için teşekkür ederim. Emeğinize ve kaleminize sağlık..

Aydın ADAM 
 23.01.2018 9:35
Cevap :
Tesekkur ederim :)  23.01.2018 16:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 6578
Kayıt tarihi
: 22.02.14
 
 

Merhaba, ben Gökçe Özcan kısa ve öz kendimi anlatmak isterim. Anlatmak diyorum, çünkü insan tanım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster