Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
383
 

Şair Olmak Sanki Daha Başka Bir Şey!

Şair Olmak Sanki Daha Başka Bir Şey!
 

<ı>Şiir bu dünyanın işi değil!

Sözlüklerde yazılı olan ve herkesçe bilinen sözcüklerle yazılsa da, başka bir dünyadan ya da bilinmeyen bir boyuttan malzeme katmadan şiir olamıyor ne yazık ki! Şiir bu dünyanın işi değil. Malzeme bu dünyanın ama onu şiir yapan “tad” ve “koku” başka bir dünyanın… Bunun için de sözcükleri alt alta da getirseler, üst üste de getirseler, allem etseler gullem etseler o yazıyı şiir yapacak “tad” ve “koku”yu bulamayınca şair olunamıyor, Cevdet Kudret’in dediği gibi. “Edebiyat memuru” olunuyor sadece. Ve ortalıkta da binlerce edebiyat memuru dolaşıyor şairim diye caka satarak.

Bir “tad” ve “koku” büyülüyor insanları. Şiir okunurken bu “tad” ve “koku” dinleyenleri öyle bir “sarıyor” ki, sanki başka bir aleme yolculuk yapıyormuş gibi oluyorsunuz. Kendinizden geçiyorsunuz, büyüleniyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz…İyi bir şiir okuduğunuzda ezberlemeye çalışıyor, mırıldanıyorsunuz günlerce dua eder gibi. Hatta her mırıldanışınızda duanız kabul olmuş gibi mutlu oluyorsunuz, temizleniyorsunuz.

Şiir yazmak diğer alanlarda yazmaktan çok farklıdır bu nedenle. Kötü makale yazabilirisiniz. Basit bir roman ya da öykü yazabilirsiniz. Sığ yazarsınız ya da derin. Ona göre okurunuz olur, değeriniz olur. Ama hiç kimse size kötü yazıyorsunuz diye “ senden yazar olmaz!” demez. “Kötü yazar” derler. “Sıradan yazar” derler. Ama “yazar değilsin”demezler. Oysa şiirde öyle bir avantajınız yoktur. Eğer yazdıklarınız şiir değilse, “senden şair olmaz” derler. Yazdıklarına bakıp, “bunlar da şiir mi?” derler. Hatta çoğu zaman “ sen şiiri bırak öykü ya da roman yazmayı dene” derler. Bunlar diğer alanları küçümsendiğinden değil de dünya ya da boyut farkı nedeniyle söylenir. Şiir bu dünyanın işi değildir. Dünyanın malzemesi kullanılır ama şiir özellikleri başka boyutlara geçiş yapılarak alınıp getirilir. Bu başka boyut her şairin “üslubu” dur da üstelik. Artık şair Ay’a mı gider, Jüpiter’e mi gider, Mars’a mı gider yoksa başka alemlere mi gider bilinmez ama o yazdıklarını şiir yapacak “tad” ve “koku” yu gider alır , malzemesinin üzerine serpiştirip şiiri servise hazır hale getirir.

Binlerce yıl önce de böyleydi zaten. Şiirle büyüyü bir tutmuşlar, şiirden medet ummuşlar, şiirle doğaya egemen olmayı ümit etmişler. İnsanlar dünyevileştikçe şiiri gökten indirip yere koymuşlar. Bu dünyanın işi sanıp sözcükleri evirmişler çevirmişler, baştan alıp sona koymuşlar, ortadan alıp kenara koymuşlar ama ne yapmışlarsa bir türlü kimse okumamış bunların şiirlerini(!)

“Şiiri anlamak için okurun da çoook ama çok eğitimli olması gerek çünkü bizim şiirlerimiz öyle herkesin anlayacağı türden değil, bizim şiirimiz kapalı şiir, yok öyle üç kuruşa beş köfte” demişler ama yine kimse yememiş. Çünkü hiç kimseyi “sarmamış” bunların şiirleri. Çünkü ne bir şiir tadı ne de şiir kokusu varmış. Gerçi birbirlerine durmadan ödüller vermişler, “şimdi ben sana ödül vereyim sen de beni kitap ekinde yazarsın” demişler. “Bugün sen bana ödül ver sonra da ben sana ödül vereyim” demişler.”Ben dergilerimde sana bol bol yer vereyim sen de bana bol bol ödül ver” demişler ama bu işin kokusu çıkmaya başlayınca iyi şiirin kokusunu bilenler sadece gülüp geçmişler bütün bunlara.

Şiirin en küçük anlamlı biriminin de sözcükler mi, cümle mi, dize mi olduğu konusundaki tartışmalara hep ihtiyatlı yaklaşmışımdır. “Tad” ve “koku” vasıl olmadan, yazılan şey tam şiir haline gelmeden, dünyanın malzemeleri ne kadar şiirin temeli olabilir ki? Bilinmezden bize şiir gönderen “ilham” denilen kaynağı kenara ne kadar atabiliriz bilmem.

Ama bildiğim tek şey var. Şiir bu dünyanın işi değil. Şair olmak da öyle böyle bir iş değil vesselam!

.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şiir üzerine önemli sözler ediyorsunuz. Herkes şiir yazdığını sanabilir ama ne yazık ki ,gerçek şiiri yazan bir avuç insan oluyor. Binlerce şair adayından belki bir tanesi kalıyor bir sonraki kuşağa.. İşte, herkes kendisini aldatıyor, ben de şiir yazdım, oldu...diye. Ama ne güç olduğunu siz anlamışsınız ve çok güzel anlatıyorsunuz. Teşekkürler.

Erdal Ceyhan 
 25.12.2010 15:10
 

Sayın Karabulut, Ünal Şöhret Dirlik ve Recai Şahin, benim değer verdiğim meslektaşlarım, uğraştaşlarım ve arkadaşlarım... Sizinle geçen yıl bir telefon konuşmamız oldu. Ne ki, yüz yüze gelip tanışamadık. bu yıl Tüyap'a da geldim. sizin erken ayrıldığınızı söylediler. Elimin altında SÖZCÜKLER DE ÖLÜR adlı denemeleri içeren bir yapıtınız var. Zevkle okuyorum. Yukarıdaki blok yazınızın kimi tümcelerine katılırken, kimilerine katılamıyorum... Bir sempozyumda izlediğim ve benim bloklarımda yer verdiğim; arkadaşım Öner Yağcı'nın madde madde saptamasını oldukça akılcı bulundum ve gözlemlerim sonucunda yürekten katılıyorum. "Buna bir yazar nasıl ünlenir de diyebiliriz. İşte sıralama: 1)Siyasal erkin o yazara sahip çıkması, 2)Yazarın varlıklı oluşu ve bir kurumun sahip çıkması, 3)Medyanın yazarı ön plana çıkarması, 4)Yazarın yazdıklarının kalitesi ve okurlarının sahiplenmesi..." Esenlik dileklerimle.

Muhsin DURUCAN 
 21.12.2010 12:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 1089
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

1956 Sarıkamış Kars doğumluyum. 6 şiir kitabım ve 2 deneme kitabım var. son kitaplarımı B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster