Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
3456
 

Şair ve intihar üzerine notlar

Şair ve intihar üzerine notlar
 

sergei yesenin ve sevgilisi isadora duncan


Bazen ölmeyi beceren ve ölümden zamanı aşan bir şiir

Yaratabilen biri de bulunmalıdır.

S. Zweig

Bir şair neden intihar eder? Günlerdir bu sorunun cevabını arıyorum. Yolda yürürken, gece yatarken hep bu soru aklımda. Peki, bu soru nerden aklıma geldi? Hangi şairi sevdimse, intihar ederek yaşamına son verdiğini öğreniyordum. Neden?

Nilgün Marmara, Soysal Ekinci, Virginia Woolf, Mayakovski, Atilla Josef, Yesenin, C. Pavese, Sylvia Plath hatta Lermantov ile Puşkin’i de intihar şairleri listesine dahil edebiliriz, çünkü düello da bir intihar biçimidir bazen. Ya 22 yaşında intihar eden gencecik Kaan İnce, ne yapmak istemişti?

Bir şair bireysel mutlulukların ötesinde, muhalif ve aynı zamanda kırılgan bir kalbin sahibidir. En ince ayrıntı, onda derin izler bırakabilir. Şair muhaliftir, düzenle hesaplaşır, savaşır. Ellerinde, yüreğinde, beyninde ve cebinde sözcükleri taşır. Olması gereken resmin, gerçek hayatta karikatürize olması şairin kendisi ve sistemle hesaplaşmasına yol açar. Yeri gelir sözcükler, duyguları ifade etmekte yetersiz kalır ya da yaşanacak tüm anlar tükenir. Hiç bir şair düzene karşı verdiği mücadeleden yılgınlığa düştüğü için intihar etmemiştir.

“Zoru dağlara çeken bu cenk yolunda ölüm bizi asla durduramaz

ne kadar çıkılırsa bir duvar güneşe asla varamaz.”

Diyen Soysal Ekinci, düzene karşı verdiği savaşımında her hangi bir yılgınlık yoktur. Ama Ritsos öldüğünde de “Ritsos öldü / ben ağladım kendi dirime” diye yazarken, sözcüklerin bazen tükendiği hissi baş göstermiş olabilir, kim bilir. Yine Mayakovski, Ekim Devrimi’nin her aşamasına adını yazdırır. Mücadelede en ön saflarda yer alır. 1925 yılında intihar eden Sergey Yesenin’in arkasından yazdığı uzun ağıtta “Şu yaşamda / en kolay iştir ölmek /Asıl güç olan / yepyeni bir yaşama başlamak” cümleleri ile intiharı bir kaçış, bir kolaylık olarak mahkûm ediyordu. Aynı Mayakovski 1930 yılında, bu yolu seçen eleştirdiği arkadaşının izinden gitmeyi tercih etti. Çünkü en çok devrim ve aşkı sevdi ve ikisinden de hayal kırıklığı yaşadı.

Bir şair neden intihar eder? Bir şairi kalpten vuran şeyler, kendi tarafında kabul ettiği insanların ikiyüzlülükleri, aldatmacaları, kaçışlarıdır. Beraber yola çıktığı dostlarının savrulup gitmeleri öldürücü olanıdır. İşte bir şaire intiharı bunlar yaptırır.

Tabi ki nedenler sadece bunlar değil. Şairin yoğunluklu dünyası, gerçek hayatla yüzleşince ortaya çıkan anlamsızlıklar, hayal kırıklıkları, değiştirilmesi gereken şeylerin değişmemesi karşısında teslim olmaktansa, çekip gitmek dürtüsü intiharı davet eder.

“Ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada / ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek” dizelerini kanıyla yazan Yesenin’in hayal kırıklıklarını, yalnızlığını, örselenmişliğini kim o kadar kolay anlayabilir ki.

Toplumsal çöküşler, vahşet, militarizm ve savaş. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki günlerde, yaşanan yıkımı gören birçok şair (Bunlardan biri Adorno); bundan sonra şiir yazılamayacağını söylemişlerdi. İnsanların birbirine yaptıkları bu barbarlığı, soykırımı bir şairin bir gerekçe bularak geçiştirmesi beklenen bir şey olamazdı. Ve savaş sonrası oluşan manzaradan dolayı, yaşama dair düşlerin yok olup gittiğine inanan birçok şair ölmeyi seçti.

Güzeller güzeli, genç yaşında ölmeyi seçen Nilgün Marmara ne diyordu; “Hayatın neresinden dönersen / kardır…” ekleyecek ne eksik ne fazla bir sözcüğe yer bırakmamacasına bütün altüst oluşunu çok sade, kısacık bir cümleye sığdırmıştı.

Evet, birçok intiharın arkasında çaresizlik de vardır. Ama o çaresizlik o kadar insanidir ki, birilerine basmayı, merdivene tırmanmayı reddeden bir asilliği de saklıyor içinde.

Kaan İnce 22 yaşındaydı, ödül aldığı şiir dosyasıyla İstanbul’a gelmiş, gece kaldığı otelin 5. katında hayatına nokta koymuştu. Üniversite öğrencisi, genç yaşında ödül almış bir şair ve bir otelin 5. katı…

Çoğunuzun intiharı basitlik ve bir kaçış olduğunu söyleyişiniz kulağıma geliyor. Geçin beyler ve bayanlar geçin! Bir düşünün yaşamınıza nerede ve ne zaman son verileceğine siz karar vereceksiniz. Peki, bu basitliği siz yapabilir misiniz? İntihar yaşamın makyajına vurulmuş bir tokattır, değer yargılarına, kutsal kitaplara karşı bir başkaldırıdır.

İntihar eden şair basittir ha! Geçin beyler ve bayanlar geçin! Ve gidin bir aynaya bakarak makyajınızı tazeleyin ve sonra dönün Kaan İnce’nin aşağıdaki dizeleri okuyun.

Böyle bir yenilgi beklemediğim için

sabahın en serin ucunda bağıran ben

intihar edecekmiş gibi sıkıyorum

düşük boynuma asılı sonbaharı.

16.02.2002

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ZAMAN KISKACI Sokulur alev Gecenin arasına Neon ışıklarının sıvasladığı saçların sonbahara eşlik eder İstanbul tapınağında Öper ansızın sarı buğdaylar şafağın yüzünü mendilimde kanyaşları var Ecel misafir geldi adamakıllı kalpsizce şerefine kazanacağım sevda bu ölüm oyununu Kabristan durağında inecek yok bitkinim günler boyu sımsıkı doldurduk sevinci içimize kum saati çiçek açtı sarayların baş örtüsüne sıralandı sırmalar Gözlerimde tuğla tozu çekiş yarası ellerimde usulca giderim güneş gibi batı kapısından bu kentin zaman kıskacına altı köşeli Kaan İnce

Riza Abbasoglu 
 01.11.2008 23:18
 

tam yazacağım vakit "1992'de kadıköy'de çok genç yaşta, çokta iyi bir şair vardı, adını hatırlayamadığım..." google'dan bir bakayım diye... meğer aynı kişiymiş kaan ince... evet çok şaşırmıştım, çok üzülmüştüm. o kadar iyi bir yeteneğin çekip gitmesine... intihar bence de kaçış, oysa ki biz insanız, bu dünya bizim için, bu dünyayı bu hale getirende biziz, demek bize düşen tüm bunlara karşı savaş, toplumsal yönünü kaybettik, hiç değilse bireysel anlamda insan olmaya, insanca duygular, düşünceler için savaşmaya devam ediyoruz. geriye kalansa bu insan olabilmek, insan kalabilmek. duyarlılığı yaşatabilmek...

Ruksan İLDAN 
 05.01.2008 22:28
 

yorgun olmak, vakit oylesine hizli isler ki insanlar icin ... Sair her ani yureginde tasir. Zaman onlar icin 'tik tak' sesinden daha cok sey ifade etmektedir. oylesine yogun yasarlar ki ZAMAN SAHIBINE BIR BASKALDIRIDIR BU..Cok guclu bir yazi. sevgimle

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 26.12.2007 0:30
Cevap :
sağol sevgili serap...  26.12.2007 0:51
 

hakkkımı kullandığım için size bu edebi olduğu ölçüde felsefi derinliği de olan yazınız için teşekkür etme fırsatım olmadı. Elinize sağlık. Nilgün

nilgun 
 16.12.2007 0:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 533
Toplam mesaj
: 128
Ort. okunma sayısı
: 1585
Kayıt tarihi
: 11.08.07
 
 

Adıyaman'da doğdu. ilk ve ortaöğrenimimi yatılı bölge okullarında okudu. İzmir 9 Eylül İktisat Fa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster