Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
691
 

Sakarlık Tarihim - 2

Sakarlık Tarihim - 2
 

Evettt! Nihayet, merakla beklenen, yaptığım sakarlıkları anlattığım yazımın devamı niteliğindeki “Sakarlık Tarihim- 2” ile karşınızdayım. Biraz geciktiğimin de farkındayım. Ancak siz de takdir edersiniz ki konuyla ilgili malzeme toplamam zaman alıyor:)) Genellikle devam filmleri, ilkini aratır ya hani, umarım ilkindeki keyfi alırsınız.

(Dikkat: Söz konusu sakarlıklarda dublör kullanılmamıştır! )

Şimdi , adettendir ya, başlangıçta ilk bölümün kısa bir özeti geçilir. İlk yazımı okuyanlar bu bölümde mutfağa gidip kendilerine bir çay alabilirler ya da tuvalete falan gidebilirler. Sıkılmayın diye söylüyorum. Ben alınmam…İlk blogumda, yaptığım sakarlıkları şöyle bir gözden geçirip, hangi sakarlığı kaç kere yaptığım ve kendime çözüm olarak neler önerebilirim, listeledim. Sakarlıklarımı değerlendirirken de zorluk derecesine göre 1’den 10’a kadar bir Sakarlık Puanı (S.P.) verdim. İlk bölümü okuyanlar da gittikleri yerlerden döndüler ve yerlerini aldılarsa , başlayabiliriz artık…

İşte yeni sakarlık listem :

1- Diz kapaklarımı ofis sandalyelerinde dönerken masanın kenarlarına çarpma…

S.P. : 4 ( Çok sık başıma geliyor çünkü. Bu yüzden dizlerim sık sık oğlan çocukları gibi mosmor olur.)

Kaç kere?: Hımmm, sanırım sayamayacağım kadar çok.

Çözüm : Şu dizlikler işe yarar mı acaba? Ya da bütün masaların ayaklarını yumuşak bir malzemeyle kaplayabilirim. Offf çok zor benim işim!

2- Saçlarımı kurutmaya çalışırken , fön makinesinin arka motoruna saçlarımı kaptırma…

S.P. : 6

Kaç kere ? : Neredeyse her duştan sonra… “Ne var canım bunda ? “ demeyin sakın. Saçınızı kaptırmadıysanız bilemezsiniz. Hem canınız yanıyor, hem de ortalığı tütsülenmiş tavuk kokusu sarıyor…Saçların yoluk yoluk görünmesi de cabası:(

Çözüm : Duş almayabilirim, yok o olmaz. Saçlarımı kurutmayabilirim. Yazın iyi de, kışın habire sinüzit olmak istemiyorum. Saçlarımı, fön makinesine kaptırmayacağım kısalıkta kestirebilirim ya da kazıtabilirim. Şöyle, kelimi havluyla bir kurularım olur biter, ıyyy yok bu son dediğimi unutun! Fön makinesi kullanmayıp, klimanın önünde saatlerce oturarak ya da evin içinde koşturarak kurutma denemeleri yapabilirim.

3- Cam kapı içinden geçmeye çalışma…

S.P. : 8

Kaç kere? : 1 ( Düşünün… Deniz kenarında güzel bir cafe. Hava karanlık… Ama ben akşamüstünden beri oradaydım. Her zaman tuvalete gidip dönerken kullandığım cam kapının akşam olunca kapatılacağını nereden bilebilirdim ki:) Bir de adamların camları şaşırtıcı bir şekilde temizdi. Ben de kapının hala açık olduğunu düşünerek kapalı kapıdan geçmeye çalıştım. “Donnkkk” şeklinde bir ses duyuldu. Herkes güldü bana. Tabii karizma diye bir şey kalmadı haliyle:))

Çözüm: Sanırım her zaman, bir kapıdan girmeden önce, karşımda temiz bir cam olma olasılığını düşünerek elimle şöyle bir yoklamalıyım…Evet evet, böyle yapmalıyım…

4- Yataktan düşme…

S.P. : 7

Kaç kere ? : En az 10 kere yaşamışımdır bu durumu… ( Tabii konuyla ilgili çeşitlemeler de yaptım bu arada. Yataktan serbest düşme, yorgana dolanarak düşme, ayağa kalkar kalkmaz düşme gibi :)) Hatta çocukken bir keresinde yattığım somyadan yorgana dolanarak düşmüş ve gene yuvarlanarak divanın altına girmişim. Annemin beni arayan sesini duyup uyandığımda, başımı somyanın yaylarına çarpmıştım. Çok şükür artık bazalı yataklar var…Zaten somyada yatsam bile altına da sığmam artık:))

Çözüm: Hani şu bebek yataklarındaki korkuluklardan yatağın kenarına monte ettirmek iyi olabilir…Belki de emniyet kemeri görevi görecek bir düzenekle, kendimi yatağa bağlayabilirim…

5- Ampul değiştirmek için uğraşırken dengemi kaybedip, sağ kalçama sandalyenin köşesini batırma…

S.P. : 9 ( Sakın denemeyin! Çok fena olursunuz; benden söylemesi )

Kaç kere? : 1 (Daha ne olsun! Yeter de artar bile…)

Çözüm : Ampul değiştirme ya da boy gerektiren benzeri işlerde, taşeron kullanmak iyi bir fikir gibi geldi bana. Tabii balkonda duran merdiveni niye kullanmadığımı sorarsanız, bunun cevabı için “Tembellik Tarihim” isimli bir blog konusu bile çıkartabilirim biraz zorlarsam. Gerçi bir daha merdivensiz iş yapmak da cahil cesareti olur benim için; günlerce kalçam ağrıdı.

6- Elektrik kesikken, resim yapacağım diye tutturup, mum alevinde saç tutuşturma…

S.P. : 9 ( Bu da çok tehlikeli!!!)

Kaç kere ? : 1 ( Eee akıllandım tabii…)

Çözüm : Artık benim bu saçlarıma kesin bir çözüm bulmam gerekiyor. Gene tütsülenmiş tavuk kokusu! ( Bakınız madde :2 ) Bir de uygunsuz zamanlarda, aklıma estiği gibi, olduk olmadık işler yapma huyumdan vazgeçmem gerekiyor.

7- Ayağımda terlik olmadan, koşarak salona girme ve koltuğa istemeden tekme atma sonucu ayak orta parmağımı kırma…

S.P. : 10 (!)

Kaç kere ? : 1 ( Umarım…)

Çözüm: Kesinlikle evde mutlaka terliğimi giymeliyim. Öyle havaya baka baka yürümekten vazgeçmeliyim. Minicik parmak diye düşünmeyin. Haftalarca ağrısından duramadım vallahi. O kadar elimi, ayağımı burkmuşluğum vardır. Ama ben bu kadar ağrı çekmedim bugüne kadar. Siz siz olun terliğinizi ayağınızdan eksik etmeyin ; tecrübeme kulak verin:)

Evet! Gene bir hayli sakarlığımdan bahsettim. Yeter artık, moralim bozuluyor böyle listeleyince…Tabii bu liste, ben varolduğum sürece kabarmaya devam edecek, bunun da bilincindeyim. Bir dakika…Hay Allah! Benim yazımı bitirmem gerekiyor kusuruma bakmayın. Çalışma odamın ampulü birden patladı; değiştirsem iyi olacak… Aman yaa, üşendim…Şimdi balkondan merdiven getirmek yerine , şu sandalyenin üstüne çıkıversem mi acaba? Hadi görüşürüz:))

Not: Bu yazımı bütün sakarlara ithaf ediyorum:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yeşimcim, bu iki yazının kime ait olduğunu bilmesem "benim kuzen yazdı kesin" derdim. O da evde halının desenlerine takılıp düşen cinsten:)). Karşıdan karşıya geçerken atlı arabanın atına kafasına çarpmayı başarabilmiş nadide bir şahsiyet. Pek çok severim kendisini. Mel Gibson'ın filmini hatırla, hani bir sakarlık sonucu her şeyi duyar hale geliyordu, bu ilginç vakalar da size ayrı bir duyarlık mı katıyor nedir, onda da yazacak,konuşacak malzeme hep boldur. Sevgiyle...

ni 
 29.06.2007 0:30
Cevap :
Oooo desene senin kuzen de bizim "sakarlar kulübü" nün nadide üyelerinden... Hani neredeyse yazı dizimin 3. süne yetecek kadar malzeme topladım bile:) Allahtan sakar olmayanlar çoğunlukta, senin gibi... Yoksa halimiz nice olurdu:) Tanrı seni ve senin gibileri yanımızdan eksik etmesin:) Kucak dolusu sevgiler Nihalciğim....  29.06.2007 10:35
 

Eh ben gibi sakar birini daha bulmak beni çok sevindirdi...Çok hoşşsun. sakarlar çok iyi kalplidir buna inanıyorum. Senin başına gelmiş sakarlıklar tarafımdan bizzat denenmiştir özellikle saç makinası olayları.Bu gün telefonla konuşurken elimdeki çay bardağını masaya bırakıyorum diyerek yere bıraktım, elimd e telefon cam kırıklarını toplayıp çöpe atmak için hamle yaptım başımı açık kalmış mutfak dolabının kapağına çarptım.. aman doktor hanım siz dikkatli olun, sizi sağlıklı görmek istiyoruz... Sevgilerle...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 09.04.2007 17:29
Cevap :
Merhaba Sevgili Serap;Ben de benim gibi sakarların yazdığı yorumları gördükçe seviniyorum gerçekten de:)) Zincirleme sakarlıklar konusunda siz de benim kadar başarılıymışsınız, tebrik ederim! Elimden geldiğince dikkatli olduğum halimle böyleyim ne yazık ki... Allah beterinden saklasın hepimizi:))) Katkınız için teşekkür ederim sevgiler.  10.04.2007 11:24
 

Yine ben:) Aslında ben buraya canım dostum Hatice’cimi(guguk kuşu) yazacaktım. Söz verdim deşifre etmeliyim onu. Dün akşam o muhteşem havada, oturduğumuz yine o muhteşem cafe/barda üzerime bir kupa(fincan değil) kahveyi boca etti…dolayısıyla etek renk değiştirdi(ön kısmı kahverengi:) arka kısmı mavi)...o da yetmiyormuş gibi bütün gün kahkahalarla bakıp bakıp güldü. Ve ben bütün akşam yürüyen bir kahve gibi dolaşıp mis! kokuyu yaydım etrafıma (bu kısmı iyimi kötümü hala karar veremiyorum)…oh be sonunda yazdım:)..tekrar sevgiler:)…

Düş 
 05.04.2007 10:13
Cevap :
Sevgili Düş! Hatice zaten bana yazdığı yorumla kendini deşifre etmişti. Sizin beyanınızla da olayı pekiştirmiş olduk:) İyi ki yanmamışsınız... Size bakıp gülmesi de , eseriyle gurur duyduğunun bir göstergesi bence. Buradan cümle aleme duyuralım. Hatice bir sakarrrrrr:) Benim gibi:) Sevgiler ve teşekkürler...  05.04.2007 16:16
 

Birkaç gün önce sabahın en kör saatinde saçımı düzelteyim diye elime fön makinesini aldım, makinenin arkasına saçımı kaptırdım, kalan kısmını kurtarayım diye saçımı kestim. Hiçbir şey olmamış gibi makineyi açıp devam ettim, bu defa acayip bir koku yayılınca banyoya, eyvah saçım yanıyor paniğiyle makineyi lavaboya düşürdüm ateş çıktı kablo yandı… sakarmıyım aptal mı bilmiyorum…off off MB’de karizmayı da çizdirdik:(Sakarlıkta yalnız değilsiniz sevgili Yeşim.Biz buradayız:)Sevgiler…

Düş 
 05.04.2007 9:57
Cevap :
Beni yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederim:))) Gelen yorumların çoğunda biz kadınların fön makinesiyle cebelleşmelerini ve herkesin bu konuda bir şikayeti olduğunu gördüm... Bu durumda fön makinelerine farklı bir düzenek yapılması gerekiyor sanırım, belki de bizim bir icatta bulunmamız gerekiyor, bilemiyorum:) Karizmalar çizildi ki hem de nasıl, sevgili Düş:)))) Neyse, kendini bilmek de iyidir...Sevgiler:))  05.04.2007 11:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1631
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster