Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
825
 

Saksı aşkları

Saksı aşkları
 

Plastik saksı, toprak saksı vs. işte bildiğimiz saksı. İçi boş önce, sonra biraz gübreli toprak, beğendiğin renkte bir sakız sardunya fidesi al, içine ek... Koy balkonuna, bak yeşil yeşil sonra da...

Şehirli olmak, çok katlı bina ikametgahı, tül perde arkası gri bulut ve ruhsarını şaşırmış güneş ışığı manzara (lamama)sı, deniz dediğin çöp kovası, sessizlik dediğin aslında geçici sağırlığımız bir anlık...Tüm bunlara tahammül için de muhtaç olduğumuz kudret, balkonlardaki asil sardunya saksısı...

Bahçeli ev çocukluğu yaşama şansına sahip son nesilden biri olarak, saçma sapan nostalji gevelemelerinin yanında, başka bir önemli konuya da parmak basacağımdır; bu kutu kadar balkonları bahçeleme ve yeşilleme merakı ve özlemi konusuyla ilgili.

Çocukluğu bahçelerde geçen, bütün baharlarını, yazlarını evlerindeki ve komşu bahçelerinde geçiren bizler, kocaman abi ve ablalar olma yaşımız geldiğinde bazı ortak özelliklere sahip olduğumuzun farkına varıyoruz.

Dost meclisi konuşmalarda ve ortak tavırlarda belli ediyor kendini açık seçik. Meğerse farkında olmadan “ bahçeli evlerde büyümekten” o kadar çok şey kapmışız ki... Çeşitlemeyi, çeşitleyebilmeyi, yaratıcılık sonra hoşgörü, engin ufuk, dingin dimağ...

Şöyle ki; Çeşitleme, Her çeşitten meyveler, armutundan ayvasına, kirazından narına sonra maydanoz, nane, dere otu için ayrılan ve asla üzerine top mop kaçırmaman gereken bir bölüm...
Onun yanında salatalık domates, biber üçlemesi olmazsa olmazlar.

Biraz ilerle, ön bahçede bir göbek içinde ne ararsan çiçek... çit çamları, mavi çamlar, ceviz ağacı, o ağacı bu çiçeği işte...

İşin güzel ve de naif tarafı, görsel endişe olmadan ekilmiş ve de dikilmiş ya da zaten senin müdahelen olmadan kendinden çıkan otların ve çiçeklerin kendi haline bırakılmış olması.
Şimdilerdeki gibi peyzajjj durumlarına teslim olunmamış.

Yani sık çit otlarının ördeğe dönüşmemiş halleri...Ya da akvaryumculardaki kaya görüntüsü plastik taşlarla yapılmış, içinden fıskiye çıkan pasta kıvamlı havuzcuk-cuk gibi manasız görüntülere geçit vermeyen bahçeler....

Çeşitleyebilmeyi öğrenmişim meğerse; Gözünün alışık olduğu bu karmaşık şıklığa, eline geçen her bitkiyi yakıştırabilme durumu. " Aaaa!!! kesinlikle o pembe orkidenin yanına mavi dümbük eriği dikilmez" kaygısından uzak...

Yaratıcılıkmış demek ki; Çam ağaçlarından dökülen iğnelerle kolye yapmaca.... papatyalardan saç tokası, gelinciklerden gelin bebek , pisi pisi otu kaydırmaca avuçlarda...

Hoşgörülü olmayı gözlemlemişiz oysa; Bahçende o kadar erik ağacı varken gidip Betül teyzenin erik ağacına yapışmak..Onun tadı başka olur...Betül teyzenin perde arkasından bakması ve ilişmemesi bize...

Engin ufuklara başlamış o zamalardan yolculuğumuz; Her ağaca ağaç evi düşlemesi, çaktırmadan sevmeyi öğrenmek, ' can acısı ' , ' yerinde güzel ' kavramlarına cümle kurmadan vakıf olmak...

Dingin Dimağ , kazanmasılması zor olsa da, mutlaka birgün; Akşamüzerileri, annenin verdiği kareli örtü, kek ve gazozlarla gözüne kestirdiğin dört ağaç arası alanda piknik eşliğinde çocukça belki ama garip bir huzur...

Artık, bunca saksı aşkı geçtikten çok sonra hayatımda, sahte balkon saksılarından farklı, gerçek bir bahçem var.

AŞK bahçem...

O bahçe de çocukluğumun bahçesi gibi karmakarışık... Özenle ekilmiş galalar da var içinde, ayrık otları da...Üzerine ağaç evi yapabileceğim çok ağaç var içinde, ama canı acır diye ilişmiyorum.
O, çamlarından iğnelerini döktükçe ben onlardan kolyeler yapıyorum...Mevsimsiz çıkan papatyalar şaşırtıyor beni bazen, onları seviyorum...Komşu bahçe eriklerinin tadı bana artık eskisi kadar güzel gelmiyor; bahçemin eriklerini seviyorum. Akşamları bahçemde, artık kendi yaptığım keklerle ve gazozlarla piknik yapıyorum. Meğerse eski bahçem bana bir “insan” ı kayıtsız şartsız, doyasıya sevebilmeyi öğretmiş...

Balkonumda saksı sardunyaları yok artık. Saksı aşkım yok. Kocaman, dağınık, gelişi güzel, dikenli ama bir o kadar da bahar çiçekli, kimi zaman kuruyan, kimi zaman dalları verdiği meyvelerin ağırlığından kopan ağaçlarının olduğu AŞK ımın bahçesi var ve ben ona gözüm gibi bakıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir yazı, elinize, yüreğinize sağlık. Beni gül kokulu masum çocukluğuma götürdü... Saygı ve sevgilerimle...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 19.03.2007 16:56
Cevap :
Ne mutlu bana...teşekkürler  19.03.2007 17:16
 

Nasıl da güzel yazmışsınız,sanki ben de sizinle beraberdim o kareli masa örtüli maslarda,arka bahçelerde.Eğer gerçekten bir arka bahçeniz varsa,ve bir de çam ağacınız,çok ama çok şanslısınız bence.Kutlu ve daim olsun mutluluğunuz.Sevgiyle,sağlıcakla kalın...

DİNOZOR 
 17.03.2007 9:02
Cevap :
Teşekkürler... okuduğunuz, yorumladığınız ve en önemlisi mutluluk dilekleriniz için....  17.03.2007 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 136
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2075
Kayıt tarihi
: 10.01.07
 
 

1967 doğumlu. İ.Ü Psikoloji lisans, İ.Ü Davranış Bilimleri Yüksek Lisans eğitimi aldı. Halkla ilişki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster