Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

11 Nisan '07

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
1987
 

Salıncakta iki kişi

Oyunu bizden önce seyreden tanıdıkların oyuncular hakkında birbirinden farklı yorumlarını dinlerken açıldı perde. Nurseli İdiz ve Can Gürzap’ın oynadıkları oyun güzeldi de ya biz çok bilir olmuşuz ya da hayatın neler getireceğini iyice öğrendiğimiz için adamın ta baştan o kıza yar olmayacağını anladık. O kadar çok sorgulandı ki kadın-erkek ilişkisi artık sıkılmamız gerekir değil mi? Hayır, sıkılmıyoruz hatta bayılıyoruz galiba bu konuları konuşmaya ve tartışmaya çünkü hepimiz kendimizi ilişki alanlarımızda profesör zannediyoruz. Ve artık cümlelerimiz daha kısa, daha anlaşılır, daha kaderci ve daha kabul edilebilir cinsinden. “Bunların hepsi böyle” deniyor.

İki kişilik oyunlarda oyuncuların omuzlarına daha fazla sorumluluk yüklenilir ya bu öylesi değil. İki perdelik oyunda dekor değişikliği yapılmadan, hayatın içinden, güncel konuşmalarla yazılmış sıradan bir senaryo ama asla basit değil. Seyrederken sıkmıyor, keyif veriyor. Kendi ilişkilerini sorgulatıyor insana, gülümsetiyor, bunu bende biliyorum, bütün adamlar ve bütün kadınlar ilişkilerini yaşarken aynı hislerle hareket ediyor dedirtiyor. Oyun çok sanatsal olmadığı için anlamamak gibi problem yaşamıyorsunuz.

Karısından boşanmak üzere olan, yıllarca bir kadına sırtını dayayarak, hayatının iplerini başkalarına teslim ederek, kolay yaşamışlığın verdiği güvenle onu kaybetme noktasında sudan çıkmış balık şeklinde bir adam ve yaşı 30’la 40 arası yalnız yaşayan, özgür, yapayalnız ve tutunacak dal arayan bir kadının hikayesinin, herkesin anlayacağı haliyle oyunlaştırılmış görüntülerini seyretmek insanda, yaşanmış duygular hissettiriyor. Hepimizin hayatında, adamın gösterdiği kararsızlıklara örnek bir sevgili-koca-baba bulunduğu için öyle tanıdık ki Can Gürzap neredeyse bizden biri. Kadın karakterle de aynı soydan gelmenin verdiği anlaşılmayla çok ısındık. Eminim izleyiciler arasında büyük çoğunluğun, yüreğini, evini sonuna kadar açıp sonrasında da ortada kalmış külkedisi ve kabak şeklinde bir görüntü yansıtan ilişki yaşamış olma oranı yüksek olduğu için derin bir iç geçirme sesi duydum gibi geldi bana ama uyduruyor da olabilirim.

Bana göre cümlelerin ezberlenmesi kafi, prova gerektirmeyen bir rol paylaşımı, ezberle ve oyna diyorum ama o kadar da kolay olmadığını biliyorum. İnsanoğlu seyrettiği filmleri-oyunları, okuduğu kitapları hemen kendi hayatındaki insanlarla özdeşleştirerek bir bağ bir yakınlık kurma çabasındadır her zaman. Filmden ya da oyundan çıktığınızda, biraz dikkatli dinlediğinizde kritikleri öyle ilginç saptamalar çıkar ki ortaya şaşarsınız. Bazen bütün cümlelerin içinde tek bir cümle sizi alır götürür bir yerlere ya da zınk diye yerinize mıhlar. Netleşmemiş kararlarınız yerini bulur ya da gülümsetir dudaklarınızı hislerinizin tercümanı olan o bir tek cümle. Nurseli İdiz’in, yanında kalsa bile ona yar olmayacağını anladığı için ve çok sevmesine rağmen gitmesini istediği adama bakarak söylediği “Ben artık sadece benim gözlerime bakan, beni, senin onu sevdiğin gibi seven bir adam istiyorum” cümlesi işte böyle bir cümleydi.

Yeni trend, kavuşamayan mutsuz sonlara güzel bir örnek. Her ne kadar basit gibi görünsede en zoru, güncel yaşamda normali yaşamak ve bunu sahneye taşımaktır. Can Gürzap için arkadaşlardan biri “O yaşında ne kadar yakışıklı” deyince “Bunların hepsi aynı, al dört duvarın içine koy biraz yaşa görürsün ne kadar yakışıklı” dediğimde güldüler bana. Nurseli İdiz’in ya bir derdi vardı oyunun sonunda kendini tutamadı ya da gerçekten oynadığı kişiliğe iyice kapılarak, giden sevgilinin arkasından gerçekten ağlaması seyre değerdi. Eğer kendi yaşamınızda artık şaşırma noktalarını aştıysanız zaten ilişkilerden fazla şeyler beklememeyi ve gereksiz anlamlar yüklememeyi öğrenmişseniz büyük bir beklentiyle oturmuyorsunuz koltuğa. Bir oyundan beklenen o keyfi alıyor musunuz? Evet alıyorsunuz.

Yaşarken bile kendimizi tutmakta zorlandığımız anlar yaşarız ve öyle zorlanırız ki nefes almamız bile zorlaşır. Rolü ezberlesende sende birşeyler yoksa eksik olur ya görüntüler. Bu oyun için eksikti demem zor. Her iki oyuncuda işinin ehli olmanın keyfini yaşatıyor izleyen topluma. Her anlamda güzeli ve iyiyi tanımak, görmek ve özellikle seyretmek çok hoş duygularla çıkmanızı sağlıyor dışarı.

Eğer seyretmek isterseniz Anadolu turnesine çıkacaklarmış peşlerinden gidin diyeceğim ama yorucu olur. Tam tarih bilmiyorum ama bir kaç günlüğüne Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde sahne alacaklarmış. Eğer giderseniz iyi seyirler.

Kevser Şekercioğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşamda tek cümlelik sahneler gibi değil mi? her gün akşam geriye dönüp baktığında bir cümle düşüyor gözlerinden. sevgilerle

erol aslan 
 12.04.2007 8:30
Cevap :
Merhaba, kesinle tek cümlelik sahneler. Gözlerinizden billur gibi berrak cümleler düşmesi dileklerimle.  12.04.2007 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 1591
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 863
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster