Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2547
 

Saltanat mı? Cumhuriyet mi?

Saltanat mı? Cumhuriyet mi?
 

Yargıtay Başsavcısı'nın 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği' gerekçesiyle AKP'yi kapatma davası açması, hukukun siyalaştırılmasının son örneği değil midir?

Bu ülkede siyasiler ne zaman iktidar olacak?. " Oy" asil, hep yalandan sayıldı. 367 meselesinde açıkça iktidar alanının anayasada nasıl çizildiği açığa çıkmıştı. Cumhurbaşkanlığı devlete aitti, devlet, elitlere.. Siyasal alan ise siyasi partilere.. Siyasi partiler devlete ait alandan uzak durmak kaydıyla kendilerine ayrılan rant alanında istediklerini yapabilirlerdi, AKP durmadı, şeçimle yeniden 367 yi buldu, Cumhurbaşkanını şeçti, sonra durdu, AB, sivil anayasa demokratikleşme durdu, MHP çekti bacağından türban diye..

AKP nin iki seçeneği var artık ya iktidarının ilk iki yılındaki hızıyla reformlara girişecek ya da kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp kaderine razı olacak; "oy"a asile ihanetini katmerleştirecek payına razı olacak.

Akp nin ne mal olduğu hiç önemli değil, elitlerin bu çıkışıyla artık her şey çıplak; halkın iradesini hiçe sayan akademik bürokratik zümrenin ülkenin geleceğinden elini çekmesi gerektiği açık, çünkü değişimi algılamıyorlar geleceği öngöremiyorlar yaptıkları her hareketle daha çok zarar veriyorlar, ülkeyi faşizme sürüklüyorlar, asıl tehlike budur. Borsayı gözeterek bir dava açılıyor, ancak diğer yanda ülke, uluslarası bir belirsizliğe iktidarsızlığa itiliyor, mili çıkarlar, vatan, bağımsızlık bu nedir? Bu ülkenin geleceğini karartmak değil midir?

Hukuk anlayışının her türlü siyasi ideolojinin uzağında, nötr bir hakemlik konumunu taşıması gerekir. Yargı ideolojik olarak taraf olabilir mi?. Bu çoğunluk olarak şeçim kazanmayı anlamsız hale getirmez mi?.. Bu aslında saltanatın kaldırılmamış olduğunu tersine bize Cumhuriyet diye yutturulduğunu göstermiyor mu?

"En kaba demokrasi bile, çoğunluğun tercihinin göz ardı edilmesine izin veremez, toplumsal değişimin ve buradan neşet eden taleplerin siyasette karşılık bulmasına imkan tanır ve siyasetin sınırlanmasına yönelik herhangi bir tasarrufu ancak evrensel normlara dayanarak yapar".

Biz bu olanlara mı layığız..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Milliyetçiliğin tüm dünyayı etkilemesi, kapitalizmin getirisi, Ayrıca kamu alanlarının tamamen piyasaya arz edildiği günümüz Türkiye’sinde demokrasideki boşlukların çok etkili olduğunu düşünmekten geri kalamıyorum. Ne olıuyor? Birinci, ikinci ve üçüncü hayat koşusun da dereceye girenleri belirleyerek ödüllendirdiğini ve bu ödüllerin sınıf farklılığına yol açtığını söylemek de yanlış olamaz.Tabiri caizse orta sınıfın yani 2. gelen yarışmacıların artık kaybolduğunu görmemiz zor değil. Sonuç ayrıcalıklı kesimin ortaya çıkıyor olması, bir de, bunlar doğal yöntemlerle ana rahmine yerleşen cenin bile değilller sanırım, özel cam fanuslarda yaşamaya başlayan hızla büyüyen canlılar toplluluğu ve bu aşamada o büyüme hızına erişebilmeleri için, çok daha fazla tüketime ihtiyaç duyduklarını göz önüne aldığımız, zaman normal yollardan dünyaya gelen vatandaşın parası ile saltanat sürüp o Demokrasi boşluğundan yararlanmayı çok iyi bilenlerdir. Evet demokrasiyi kendi yararlarına kullanırken hi

Nerissa 
 06.06.2008 15:20
Cevap :
merhaba, iyimserlik gibi gelse de bazen küreselleşme yni olanaklar getiriyor gibi geliyor bana, milliyetçilik herşeye rağmen tutunamıyor, kapitalizm en azından doğaya karşı sonuna geldi üretim tercihlerine yapısaın bakmak zorunda, bilgi paylaşımının artması insnaları daha fazla demokrasi talebini yükseltmesine aracılık edebilir.. Çok büyük görünen sorunlar aslında çok kolay çözülebilr çözüm zihniyet değişimde.. faydacılığın bencilliğin üstesinden gelecek iç ahlakın tutarlılıkla yaşam geçirilmesi toplumsallaşması. sorun bizde daha derin ve ağır yaşanıyor tüm dünya da aynı ötekinin içleşleştirlmesi, iktidarın dağılması dayanışmanın hakim olması daha insani olana yönelmek, mars'a ulaştık sanarken mars olacağız bu kısr döngü devam ettikçe.. teşekkür ederim katkınız için sevgi ve saygılarımla..  09.06.2008 15:13
 

yeniden okudum blogunuzu akp'nin ne olduğu, bürokratik zümrenin ülkeye nelere mal olduğunu saltanatın ne olduğunu hukuk kurumlarının son tavırları ile bir kez daha açığa çıktı.. Layık olmadığımız bir yönde yol alıyoruz. sanırım saltana razı çoğunluk... sevgiler.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.05.2008 13:53
Cevap :
merhaba sağolun saltana razı olmayanlarda var ve çoğalıyorlar.. adresleri çığ gibi gelişen bir kampanya.. saygılarımla  30.05.2008 14:33
 

Ben de laiklik olmadan demokrasinin olamayacağını düşünüyorum, şimdi ben de elit mi oluyorum? Yani siyasetten, Avrupa ve Türkiye'nin demokrasi tarihinden, rönesanstan, Avrupa'daki din-bilim çatışmalarından haberi olan herkes elit mi oluyor? Öyleyse keşke bütün Türkiye elit olsaydı, milli eğitimin da amacı bu olmalıydı zaten. Eğer eğitim düzeyi daha yüksek olsaydı Türkiye'de bu kadar kolay dincilik ve dini popülizm yapılamazdı. Bunu en iyi hızlı ve niteliksiz nüfus artışından, cehalet ve sefaletten beslenen AKP bilir. Örnekleri bol. Mısır'a bakın, Pakistan'a bakın. Nüfusla birlikte sefalet ve cehalet arttıkça dinciler palazlanıyor.

Mustafa Tümener 
 27.03.2008 21:07
Cevap :
evrensel anlamda kurumsallaşmadan laiklik laiklik olmaz, tabiki demokraside olmaz, elit 90 yıldır en doğru benim bu doğrulara göre toplumu hizaya getireceğim diye bu hale getirenlerdir, laikliğin kurumsal önemini anlayanlar değil..Eğitim herşey tek en doğrulara göre değil çağdaş evrensel doğrular esas alınarak gerçekleştiriliyor olsaydı laiklik konusu ya da akp diye problem olmazdı akp karşıtlığı üzerinden ülkenin AB karşıtlığı ve batıya dönük yanımız tıkanıyor iran mısır pakistana gibi kalmamız ya da dönmemiz hedef.. Mustafa Kemalin çağdaşlığının yönü bu olmasa gerek.. saygılarımla..  27.03.2008 22:19
 

Yazını, yorum ve cevaplarının tümünü okudum. Seni ilk defa okuyorum. Diğer tüm arkadaşlar okuduğum ve bildiğim insanlar. Yücel'i biraz daha sık okuyorum. Tümünü topla, emek, sermaye, çelişki. Canahmet çok kısa ama güzel bir yorum yapmış. Bütün iş orada bitiyor aslında. Okumak. Fakat kitap var, kitap var. Bizde en serbest okunulan veya okunulması önerilen kutsal kitaplardan biri de Kuran. Fakat Arapça. Neden? Türkçesini okuduğum zaman bazı yerlerinde tüylerim diken diken oluyor ki: Arapçasını da okuyorum. O bile inanmayanlara şöyle ceza verin, böyle ceza verin yakın, yıkın, öldürün diyor. Hani o çok sözünü ettiğimiz korku krallığı daha orada başlıyor. Bu demektir ki kitap sayısı tek gösterge olamaz, nitelik, nicelik de önemli. Demem o ki en doğru olanı her görüşten kitabı okuyup, hayatın gerçekleri ile sentezleyerek kendi doğrumuza ulaşmak. Bu arada resimde ki oğlunsa çok şeker. İşte en önemli nokta onlara en azından aldığımız gibi devredebilmek bu ülkeyi ama nerdeee??? Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 23.03.2008 22:11
Cevap :
yorumunuz için teşekkür ederim..  24.03.2008 13:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1248
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster