Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '12

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
153
 

Salur Köyü sakinleri yarı gönüllü de olsa komisyonla anlaştı

Salur Köyü sakinleri yarı gönüllü de olsa komisyonla anlaştı
 

Fotoğraf; aynı konu ile ilgili bir başka eylemden, Aksu'luların eyleminden; antalyaninhaberi.com' dan alıntı


Yapılan bazı maddi hataların düzeltilmesi, dönüm başına 500 lira fark verilmesi üzerine, yarı gönüllü de olsa Salur köyü sakinleri devleti temsil eden komisyonla anlaştı.

“Anlaşmasak ne yapacağız? Devlet, dava açma hakkımızı elimizden almış, itiraz edemiyoruz. Küçük çaplı da olsa gösterdiğimiz direnç sonrasında dönüm başına 500 lira fark aldık. Ağaç sayımlarında yapılan maddi hataları da düzelttiler, anlaştık” diyen Salurlu vatandaşların yine de devletine karşı gönlü kırgın. Akılları, artık işleyemeyecekleri, atalarından kendilerine intikal etmiş topraklarında kalmış. Sudan çıkmış balık gibi hissediyorlar kendilerini. Toprak kokusundan uzakta bir yaşamın nasıl olacağını tasavvur bile edemediklerini ifade ediyorlar.

Haberle birlikte yayınladığımız videoyu izleyen DSİ Bölge Müdürü’nün komisyon üyelerinden birini arayarak, yapılan bir yanlışlık varsa düzeltilmesini, köylülerin gönüllenmesini tembih ettiğini dile getiriyor ilgili komisyon üyesi tarafından arandığını söyleyen Salurlu vatandaş. Bu da sosyal medyanın, sosyal medyada Milliyet Bloğun gücünü göstermesi açısından oldukça önemli. Bu demektir ki; izleniyor, gözleniyor, takip ediliyoruz.

Velhasıl, ellerinin kollarının bağlanmış olduğunun bilincinde olan Salurlu vatandaşlar, istemeye istemeye de olsa topraklarının kamulaştırılmasına razı oluyor.

Bundan böyle onları, toprak kokusundan uzak, yıllardır emek verdikleri ağaçlarının dallarında ötüşen ve adeta gönüllerini bayram yerine çeviren kuş cıvıltılarının seslerinden uzak, (bir nevi sevgiliden uzak) dönmeyen çarkların, yeşermeyen toprağın, tıpkı kendileri gibi yorgun, solgun, sarımtırak hüznü bekliyor.

Gönüller kırgın, kalpler kırgın, bedenler yorgun. Baba belledikleri devletin kendilerine bunu yapmış, topraklarından ayırmış olmasını bir türlü kabullenemiyorlar. Her ne kadar evet demiş olsalar da.

Biz, sadece emir eri olduğunu bildiğimiz komisyon üyelerini anladığımızı, haberini nasıl duyurduysak sonucunu da duyurmanın bilinciyle hareket ettiğimizi göstermek için bu bloğu yazmış olduk, hepsi bu.

Biliyoruz ki komisyon üyeleri sadece ve sadece kendilerine verilen görevi yapıyorlar. Ne bir eksiği, ne de fazlası.

Oysa şunu bilmeliyiz ki; (değerli halk ozanı Aşık Veysel’in de dediği gibi) hepimizin eninde sonunda varacağı yer, sığınacağı son liman, o en sadık yarimiz olan kara topraktır. Keşke tarım arazilerimizi bu kadar kolay harcamasak, evladını kaybeden analar gibi, sahiplerinde derin izler ve acılar bırakacak böylesi uygulamalara imza atmasak.

Turizm Bakanlığının da desteklediği "Entelköy Efeköy’e Karşı" filminde de geçen ve toprağımıza, doğamıza, tarımımıza sahip çıkmanın neden bu kadar önemli olduğunun altını çizen o meşhur Kızılderili sözü ile bitiriyorum bu bloğu. Özellikle siyasilerimizin günde en az beş öğün bunu düşünmesini, mide sorunu ve gastriti olanların ara öğünlerle vücutlarını desteklemesini dilerim.

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, BEYAZ ADAM paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak!”

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır diyen Aşık Veysel’i de günde en az bir kere dinlemelerini, aksi takdirde, sadece kendine ihanet edenleri değil, hiçbirimizi koynuna almak istemeyebileceğini, kusabileceğini hatırlatmak isterim, o sadık yarimize, kadim yarimize, son yarimize ihanet edenlere.

Konuyla ilintili bir önceki bloğumun okunmasında yarar olduğunu düşünüyorum. Saygılarımızla

http://blog.milliyet.com.tr/salur-koylulerinin-naras-baraji-kamulastirma-isyani/Blog/?BlogNo=369461

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, benimde başımda bu sorundan var. Kendi yerimizi çok yüksek maliyetle almak zorunda kalıyoruz. Selamlar...

Mesut KARİP 
 27.07.2012 12:03
Cevap :
Şimdi neredeyse herkesin başında var. Yoksa da olacak. Farklı yol ve yöntemlerle, fakrlı isimler altında tapulu arazimizi satın almak zorrnda kalacağız. Ya da üç kuruşa satacağız. İstersen satma. Saygılar, selamlar.   27.07.2012 23:13
 

Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.SAĞLIKLI MUTLU yaşamanızı dilerim.NAHİDE

NAHİDE ÇELEBİ 
 27.07.2012 10:42
Cevap :
Ben teşekkür ederim Nahide. Selamlar, sevgiler.   27.07.2012 14:54
 

Her yerden sarmışlar bizi. Anlaşmasak ne yapacağız..:( Sana ve Ailene sonsuz Sevgilerimle....

SELVİ 
 27.07.2012 10:30
Cevap :
Teşekkür ederim Selvi. Yapılabilecekler var, var da, o zaman bazıları gibi keleşi alıp dağlara çıkmak lazım! Ancak o zaman haklı duruma geçebiliyorsunuz görünen köye göre. Ancak o da bize uymuyor. Fakat insanların elde avuçta olanı kaybettiklerinde ne yapabilecekleri hiç belli olmaz! İnsanları fazla zorluyolar. Saygılar  27.07.2012 14:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1462
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster