Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
126
 

Salyangoz Dağ ve Aşk

    Dağa bak, zirvedeki ağaçlara yamacında ki, eteklerindekilere hepsine ayrı, ayrı bak. Fark görebilir misin? Göremezsin, gördüğün sadece, çeşitlilik. Kökümüzün ayni toprağa aitliğinin farkına vardık mı? Düşündük mü, cevabını? Yoksa hep zirvede olmayı mı, hayal ettik? Peki zirve hepimize ait olsaydı, yamaçlar, etekler vs. her yer çıplak kalacaktı. O zaman dağ, dağ olabilir miydi? Zirveye toplanan onca ağaç hangi erozyonu önleyebilecekti? İçimizde ki erozyonların bitmeme sebebi bu olabilir mi? Tamam tek bir ağaç olarak ta yaşayabilirsin. Kurallları öğrendin mi?

   Sanırım, doğadan öğrenmemiz gereken, o kadar çok şey var ki. Fakat insan sadece zirve odaklı yaşamayı seviyor. Hayaller kuruyor, koşuyor da koşuyor. Sonrada uçuşan tüm yapraklarıyla çiçeklerini döküyor, ve açamadan ölüyor. Hep bir mutsuzluk. Oysa yaşam alçak, yüksek dinlemeden estiriyor, bereketini. Almak isteyen alıyor, kısmet denen sevgi hareketini, aşk iksirini. Diyeceksin ki "peki maki bitki örtüsüne ait dağlara ne demeli" . O dağlarıda incelersen fark göremezsin. Kimse olduğu yerden şikayet etmez. İnsanlar buna sebebiyet verse bile, mutsuz gözükmez, hiç. Tek ağaçlar oradadır genelde. Köse ve bodur bitkiler en gösterişli hallerdedir. Dağ mutludur, onlarla. Heybetine bakmadın mı, hiç? Denizine sevdalanmadın mı? Yağmurdan sonra coşan toprakla salyangozuna aşık olmadın mı?

  Bak bir salyangoz. Ne hatırlattı sana?

  "Bilmem hiç düşünmedim."  Gözlemleseydin, etrafına bakıverseydin düşünmene gerek kalmadan cümleler ağzından dökülmez miydi? Oysa ben şiir yazarım, bir salyangoza bile. Genelde aşka yazarlar öyle değil mi? Aşk neydi ki? Salyangoz kime saplar ki aşk okunun iksirini?

  Çocukluğumdan beri, pek severim, kendilerini. Yağmurdan sonra koşuşan hallerini. Güneşlenmek ve doymak için otların en uç noktasında, duran cüsselerini. Nasılda düşmez, o ağırlıkla ot yere. Salyangozla aşk yaşarlar, sanki zirvede. Biraz büyüdükçe, insan halleri girdikçe bünyeme. Döktüm satırlara duygularımı, anlamak isteyenlere...

    Şöyle tutunuverseydi insanlar
    Eşlik edebilselerdi, özgürlük denen gözleme
    Düşünceyi unutup
    Çıkarsız ve karşılıksız
    Anlayabilselerdi tüm öğretiyi
    Yağmurun coşkusunu hissederek
    Çıkabilselerdi, kabuklarından sere serpe
    Üzebilirler miydi? Birbirlerini
    Evler inşa ederler miydi?
    Salyangozun mutluluğu görebilselerdi?

     
    Sahi aşk neydi? Zirvenin, zevkin dorukları neydi?
    Bir dakikalık sevişme mi?
    Yoksa tuvalatteki inleme mi?
    Doğum anındaki  belirsizlik deneyimi, yaratmaya eşlik etmek mi?
    Yoksa şöyle ota tutunuvermek mi?
    Hiç denedin mi kendini seyretmeyi?
    Sunabildin mi kendine kendinin öz benliğini?
    Sevebildin mi, insan denen sanat eserini?
    Yoksa bir salyangoz bile etmedin mi?
    Giyemedin mi, salyangoz gibi cennetini?

    Nefrete bulaşmayanlara, satılmayan farkındalıklara...

    Mahya dağından selamlar...

    Jale kasap
   

ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Felsefi ağırlığı olan bu güzel yazıyı önceden okumuştum ve etkilemişti beni.

Kerim Korkut 
 01.04.2019 15:42
Cevap :
Teşekkür ediyorum   01.04.2019 22:17
 

Bahar gelmiş, ne güzel de etmiş. Çocuklarım 3 ay salyangoz baktık; adı Salyozi idi. Hatta onu tatile de götürdük. Oda görevlileri çöpe atmış. Ruhunuzdan yükselen özgür nağmeleri anlayabilirler? Neden olmasın?

ERIC VAN BUYTEN 
 19.03.2019 20:23
Cevap :
Kimbilir..teşekkür ediyorum yazarım   19.03.2019 22:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 452
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 268
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf hastası , yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster