Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '07

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
337
 

Sam amcanın maceraları

Sam amcanın maceraları
 

Evet; Sam amcanın işlemi henüz tamamlanmadı. O asla yarıma bırakmaz işlerini ne pahasına olursa olsun. O her zaman işlemi tamamlar ve bir kenara çekilir yeniden. Bu onun en alışıldık davranış biçimidir. Yaramaz bir çocuk gibi tüm oyuncakları istediği ve işine geldiği gibi dağıtır ve sıra toplamaya geldiği zaman hep bir yerlere sıvışır. Onun işi dağıtmaktır yani. Toplamak dağıttıktan sonra racon kestiği gariban tayfasına düşer her zaman. Yaramaz ve kendisini çocuk çetelerinin lideri sanan muktedir bir yapının diğer adıdır özgürlükler ülkesi. Misal verilecek olursa ölme özgürlüğünüzü kullanıp kullanmamak sizin elinizdedir; yani ölmek istediğinizde ya da istemenize bile gerek yoktur çoğu zaman o sizi gerekirse öldürür. Gerekliliğin sınırları ve vasfı her zaman değişkendir onun için, bugün doğru olan birçok şey pragmatizmin süzgecinden geçirilince oldukça sıradan ve bel bağlanamaz gelebilir ona ve her türlü keyfiyet hakkını saklı tutar bünyesinin muhtelif yerlerinde.

Bugün yeniden 50’nin üstünde insan her gün olduğu gibi yüzyıllardır çileli bir coğrafyada hüküm süren katliam seanslarından birisine daha kurban gitti. Bu coğrafyada yaşamak için bazen o kadar ağır diyetler ödemek zorunda kalırsınız ki ölmek bu diyetleri ödemenin en kolay yolu olur çoğu zaman. Bilinmez ama İslamiyet döneminde de petrol dışında pek çok gelir-gider dengesini oluşturan faaliyetleri vardı ki ve diğer tüm semavi dinler gibi bu toprakların insanlarına yüklediği acı katsayısı diğer tüm topraklardan çok daha fazla ve bu toprakların insanları çileyi artık gündelik bir telaş olarak kabul etmiş durumdalar. Aslında sam amcanın işlerini bu kadar fütursuzca yürütmesinin en önemli yan faktörü insanların ölmeye daha dünden razı olmaları, zaten kendisinin de elinde ölmek için para alan bir yığın kader mahkumu var ona sadece helva yapmak kalıyor zaten o da öyle yapıyor, bazen helva bazen çorba…

Bir varmış bir yokmuş, bu topraklarda yalnızca kan ve gözyaşı varmış diye başlayacak artık bu coğrafyanın masalları ya da esas masalcı işine gelenleri işine geldiği gibi yorumlayarak istediği masala yine istediği formatı vererek sonuca çok kolay gidecek. Bu anlamda aslında burada hüküm süren düzen özne olarak sadece Sam amcaya ait değil. Yani bu topraklar tarih boyunca acı ve gözyaşını göze alabilenlerin serbestçe eziyet çekme hakkına sahip oldukları kara parçaları olarak adlandırılacak. Orta Doğu’nun kısa bir tarihçesi okunduğunda bu toprakların dünyada insanın varoluşunda oldukça fazla başrol oyuncusu olduğu görülecektir, tıpkı bugün olduğu gibi.

Yazmak çok kolay aslında, ya yaşamak, o kadar kolay değil acıyı teninin altında hissetmek. Ömür boyu sakat kalacağını bacağındaki misket bombası parçaları çıkarıldıktan sonra öğrenmek dünyanın en acımasız havadisidir henüz 11 yaşındaki bir çocuk için. Seyreltilmiş uranyumla hırpalanan vücutların acısı yıllar sonra çıkacaktır mutlaka, aslında bizim politika komedyenlerinden biraz ders alsalar Çernobil olayında olduğu gibi “ bakın bu seyreltilmiş uranyum çaya katıyoruz hiçbir şey olmuyor” diye kandırabilirler tüm insanlığı. Çöle bahar nasıl gelir acaba, orada da mutlaka çiçekler açmak için hiç değilse bir çaba harcıyorlardır baharda. Kan ve gözyaşıyla sulanan çiçeklerden yalnızca öfke biçilir zamanla, ancak O o derece zekidir ki zamanın ve paranın sarmalında püri pak edip çıkar tüm insanca bellekleri. Hafıza kaybına uğrayacaktır tüm insanlığın ortak sorumluluğu olan suçları unutmama geleneği, tarihe kendini affettirebilecek tüm olanaklara sahiptir muktedirlik abidesi İmparatorluk.

Nisan yağmurları yerine bombalar iniyorsa kafanıza şemsiye açmaya çalışmak pek de akıllıca olmasa gerek. Ama ne yazık ki birçok insanın bombalara şemsiye açmaktan daha fazla bir şansları yok. İroninin varoluş gerekçelerini bu denli güzel açıklayamazdı sanırım kelimeler ve yazın. Bu yazı bitmeyecek insanların kafalarına inen bombalar son bulmadan, aşık olmak bile çok zor. Çevrende yaşanan trajediye göz yummak kadar ne uzaklaştırır kendi kendinden insanı. Ben kendimden uzaklaşmamak için şimdilik aşkla ilgili yazılar yazmak cesaretini bulamıyorum ama yalnızca şimdilik…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 492
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

İlk, orta, lise, yükseköğrenim hayatımı Samsun'da tamamladım. Halen bir kamu kuruluşunda network sor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster