Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '17

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
58
 

Sami Selçuk, 'Etik İlkeler' ile Sadece Savcılara mı Seslendi?

Savcıların, hakimlerin, müfettişlerin, gazetecilerin, hakemlerin, hatta sporcuların mesleğe adım atıp sahaya indikleri anda saha içi ve saha dışında başlayan görev ve sorumlulukları yerine getirirken uyacakları davranış kuralları genel olarak ulusal/ uluslararası aynı etik değerler üzerinde kuruludur.

Etik değer, günümüzde; karar, eylem ve buna bağlı sonuçlarda temel unsur olarak ele alınır. Karar, eylem ve sonuçların kabul edilebilir olmasının da bir anlamda nedenidir, diyebiliriz.

Yukarıda belirtmiş olduğum beş meslek grubunun etik değerlere bağlılığı; halkın, denetlenenlerin, okuyanların/aydınlananların, taraftarların/spor camiasının ve bu ülkede yaşayan milyonlarca kişinin kişi ve kurumlara güven duymasını sağlar.

Gelin görün ki, Arda Turan olarak tanıdığımız, sadece Galatasaraylıların değil tüm Türkiye'nin gurur duyduğu bir sporcunun geçtiğimiz günlerdeki fiili ve sözlü kabul edilemez hareketiyle kendisini ne kadar küçük düşürdüğünü, küçük düşürmekle kalmayıp yaptığı hareketin doğruluğunu isyan edercesine savunmasıyla/onaylamasıyla birlikte spor camiasını/ülkeyi böldüğünü, kaosa sürüklediğini üzüntüyle izlemekteyiz.

İşin özeti; oturduğu koltuğu, işgal ettiği makamı sindirememiş/kaldıramamış kişilerin hal ve davranışına yöneticilerin/yönetimlerin yanlı söylemleri ve demeçleriyle hep ayrışıyoruz.

Toplumda önemli saygın bir yere yükselmiş, ancak, kültürel olgunluğa erişememiş, eleştiriye dayanamayan, burnu havada, fevri davranışlarını kontrol edemeyen kişiler, eyyamcı, ikiyüzlü kişilerin ve kültürel alt yapıların zorlamasıyla sonunda hukukun sert duvarına vuruyor, ülkede hukukun esintisi var ise eylem cezasız kalmıyor.

Toplum olarak önemsediğimiz tüm değerleri yaratılan korkunun, tehdidin, sindirmenin, şantajın, yaygaranın, ayak oyunların yarattığı trajediyle acımasızca ve bilinçsizce bir bir yıpratıyoruz, kaybediyoruz.

* * *

Yargıtay (Eski) Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı "Etik Değerler" makalesiyle sadece Savcılara mı seslendi?

Elbetteki, hayır.

Selçuk işin özünde, bozulmaya, çürümüşlüğe, hatta kokuşmuşluğa doğru yol aldığımız duraksız yolculukta toplumun tüm kesimlerine seslendi.

Selçuk'un 06.06.2017 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'ndeki "Savcılar İçin Etik İlkeler" başlıklı makalesiyle Emre Kongar'ın 08.06.2017 tarihinde köşesinde Selçuk'a vurgu yaptığı "Savcılara Uyarılar" konulu makalede yer alan ifadelerden, sadece "meslektaşlarımı" "müfettişlere", "savcıyı" "müfettişe", "yargılamayı" "soruşturmaya" olarak değiştirdiğimizde çıkacak yazı metnine hiçbir müfettiş bu makale üzerinde aksi görüş belirtmez.

Makalede vurgulanan değerler Denetim Görevlilerinin Uyacakları Mesleki Etik Davranış İlkeleriyle de bire bir örtüşmektedir.

* * *

            "... 'Adil Soruşturma Hakkı İlkesi'nin soruşturmanın her evresinde gerçekleşmesini sağlamakla yükümlü olan müfettiş;

            Her zaman ve her koşulda...

            İlgili ulusal ve uluslararası hukuka uygun olarak, görevleri...

            Adil...

            Yansız...

            Tutarlı...

            Çabuk...

            Dürüst...

            Nesnel...

            Hukuka uygun...

            Suçsuzluk karinesine...

            İnsan şerefine ve haklarına...

            Saygılı olarak yürütecek...

            Toplum adına ve kamu yararına davrandığını unutmayacak...

            Toplum yararları ile birey hakları ve yararları arasında adil dengeyi ve mesleğinin saygınlığını koruyacak...

            Korkusuz...

            Önyargısız...

            Kamu ve basın baskısından uzak... (Buna siyasetçiyi, üst yöneticiyi, bürokratı, amiri ekleyebiliriz.)

            Gizliliğe uygun...

            Bireylerin hakları konusunda duyarlı ve bilgilenmeleri sağlayıcı...

            Toplumdaki çeşitlilik karşısında eşitlik ilkesine ve her kesime saygılı olacak...

            Kuşkuyu etkileyecek lehte ya da aleyhte ne kadar kanıt varsa toplayacak...

            Yasadışı kanıtları kesinlikle dışlayacak...

            Yansız soruşturma, sorumluluğun temelsiz olduğunu ortaya koyduğu anda asla kamu davasını açmayacak (Buna idari bir işleme konu etmeyeceği ekleyebiliriz.), açılan davayı (Buna idari işlemi ekleyebiliriz.) sürdürmeyecek...

            Silahların eşitliği ilkesini koruyacak...

            Adil karar için yönetime/disiplin kuruluna/savcıya/mahkemeye yardım edecektir."

                                                                                    * * *

            "Müfettişler çok iyi bilirler ki, açılan her kamu davası, eğer kişi suçsuz ve yeterli kanıt yoksa, kaçınılmaz olarak 'lekelenmeme hakkı'nı çiğner.

            Müfettişler, bu hakkı gözetmek ve uygulanır kılmak zorundadırlar.

                                                                                    * * *

            Son söze de, Emre Kongar'ın yazısı bütünlüğü içinde bir soru ile yer verelim:

            Savcılar, hakimler, müfettişler, gazeteciler, hakemler, sporcular Sami Selçuk'un anımsattığı bu ilkelere uygun davranıyorlar mı acaba?

            Duyduğumuz, gördüğümüz, şahit olduğumuz, gazetelerden okuduğumuz haberler ne yazık ki, hiç iyi sinyaller vermiyor.

            Unutmayalım ki bir ülkeye, bir kuruma, bir camiaya en büyük zararı, eleştirenler değil, uygulamalarıyla, sessiz kalmalarıyla yozlaştıranlar verir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 469
Kayıt tarihi
: 13.11.13
 
 

1969-1970 yılında Ankara Ticaret Lisesine (Opera/Gündüz) kaydolarak 1972-1973 yılında mezun olara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster