Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

03 Ağustos '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
124
 

Samimiyetsiz Samimiyet

Samimiyetsiz Samimiyet
 

Uzaklara daldı bakışlarım. Gittikçe artan kalabalığın arasında birbirine yakın durup, bir süre sonra birbirinden uzaklaşan insanları gördüm. Önce kümeleşiyor sonra da az önceki bütünleşmelerini unutarak ayrışıyorlardı. Bu kalabalıkta insanın kendisini görmesi ise imkansızdı.

Kendini görebilmek için öncelikle aynaya ihtiyaç duyulsa da cam perspektifken ancak dış yansımana bakabiliyorsun. Ya içinde sakladıkların? Kaç kişiye hayır demek isterken evet dediğinin sayısını bile unutuyorsun zamanla.

İnsan kendi olmayı unutalı yıllar geçmiş olmalı. Kaç kişi öğretmenine, yapmadığı ödevler için sudan sebepler yerine gerçekleri söyleyebildi ki! Öğretmenim, bu ödevi canım istemediği için bu günlük yapmadım, işin doğrusu böyle, diye özür dileyebildi.  Bahanemizin gerçek dayanağını öğretmenimiz de bilmesine rağmen, görmezden geldi çoğu zaman. İşin içine ailemiz, çevremiz de ilave olurken kılıflarımız hep bir döngü içerisinde dönüp durdu. Tuhaf bir işbirliği içerisinde samimiyetsizliğimizi birbirimize belli etmediğimizi düşünerek beraberce tamamladık.

Gerekçemiz iyi insan olma yolunda ilerlerken toplumsal onaydan arınarak geçmemizdi. Bunun içinde yaşantımızı sırtlayıp, ikinci bir kişiyle yola devam etmeye kalkıştık. Eleştirilerden kaçmak için kısa kısa yollar yaratıp kolaylaştırdık işimizi. Çünkü yargı mekanizmalarımız gereğinden fazla çalışıyordu! Öğretmenimize bahanelerle giderken, iyi öğrenci olma hakkımıza zeval gelmesinden korkuyorduk. Malum diğer velilere parmakla gösterilmek de vardı serde ya da ailenin başarılı evlat olma hayallerini bir anda yıkmak.

İyi görünmekten öte iyi olmaya çalışsaydık içimiz rahatlayacak, ferahlayacaktık aslında. Kimsenin bir diğerine üstünlük taslamayıp, duygudaşlık kurabilmesi yargı mekanizmalarını da hareketsiz bırakacaktı ama içsel dünyadan çok dışsal dünyaya bağlı kaldığımızdan kendimizden uzaklaştık çoğu zaman. Yükümüz de hayli arttı.

Bazen bir kenara çekilip gündelik konuşmalarımıza kulak veririm. O kelimelerin içinde o denli suçlayıcı, yargılayıcı öğe var ki! Farkına bile varmıyoruz üstelik. Haklılık payesi verip masumiyet karinesi düzenlediğimiz kelimeler birden bire nasıl kışkırtıcı oluyor? Bu soruyu reel anlamda düşünmek gerekir kanısındayım. Tarafsız ve öznel şekilde.

Kuşkusuz hiç kimse onay almak, yaşamını doğrulatmak için gelmedi bu dünyaya. Yine de içten içe çevresinin gözüne girme peşinde! Bunun içinde diğerlerine benzer yaşamak, onlar gibi düşünmek, haklılığını elden bırakmamak adına kendi değerleriyle savaşması gerek. İçteki yenilginin farkına varıldığı halde dışarıya karşı galip görünmek günümüzün özeti. Kişisel savaşın hükümsüzlüğü bu!

Her zaman onaylanmak, güçlü, güzel ve iyi görünmek adına mı tüm bu şaşalı yaşamlar? Oysa kişi kendini düzeltebilmek adına hatalı, kusurlu yanlarını da görebilmeli. Eleştiri, öz eleştiri olmadan kişilik geliştirilebilir mi? Yargılamadan, suçlamadan hatalar düzeltilebilir mi? Bu soruların yanıtlarını bulmak güçleşmiş olmalı ki; “Kendin ol!”, “Olduğun gibi görün!” söylemleri sıkça yinelenir oldu.

Dürüst olmayı öğrenmeden samimi olmak mı? Bence imkansız. Yaşamımızdaki kıskaçlara, bakmak zorunda olup da bakmamak için can attığımız yüzlere ne denli samimiyet gösterebiliriz ki? Gösterdiğimiz an kendimiz olmaktan çıkarız en basit haliyle. Velhasıl,  kendimizden uzaklaşırken kurulan samimiyetler samimiyetsiz geliyor bana. Daha net bir deyişle, samimiyet için madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekir diye düşünüyorum. Hatalarımızı, yanlışlarımızı gösteren o yüz daha sahici geliyor bana. Orada zoraki bir kabullenme yok çünkü.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 383
Toplam yorum
: 902
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 469
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Kitap oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster