Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '19

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
137
 

Şampiyonluğa 10 Hafta Kala

Galatasaray son hafta Erzurum karşısında çok etkili olamadı. Burada takım olarak Erzurum deplasmanına ilk önce mental olarak ondan sonra da fiziksel olarak iyi hazırlanamadıklarını düşünüyorum. Pozisyona girmedileri mi tabii ki girdiler. Hatta Fatih hocanın dediği gibi olmayan bir pozisyondan gol atıp öne de geçtiler. Yalnız burada unutmamak gereken bir şey var. O da Erzurum çok dirençli, güçlü ve sert futbol oynayan bir takım. Zaten o hava koşullarında futbol oynamak da bunları beraberinde getiriyor. Fatih hocanın Semih’i sağbekte oynatması ve orta sahada bir tek Selçuk’u bırakması çok cesur bir hareketti. Solbekte Emre Taşdemir hiç de fena oynamadı. Eğer elinde Linnes varsa ve oynayabilecek durumdaysa o zaman hiç  düşünmeden yazacaksın ilk onbire. Bir kere Norveçte doğmuş, büyümüş ve futbol eğitimin almış biri. Yani Erzurumdaki koşullardan bile daha sertlerine alışık. Çocukluğundan beri buzlu ve sert zeminlerde oynamış. Bir de en son Hatay maçında Semihin yaptığı hatalar sonrasında bu maçta da ilk onbire koymak bence çok yanlış oldu. Semihin sağbek olmaması ve ileri gidip gelmemeyi bilmemesi Galatasarayın ilk yarıda sol tarafa ve ortadan atılacak toplara bağlı kalmasına sebep oldu. Erzurum defansı ve orta sahası da iyi mücadele edince gol gelmedi. Eğer Semihi koyacaksan illa o zaman 3-5-2 de sağ stoperde oynat ki bir işe yarasın. Takımı 4-1-4-1 ile sahaya sürmek büyük cesaretti. İkinci yarıya Linnes’i oyuna alarak başlamak doğruydu. Gol de geldi. Bundan sonra ise bence bir hata daha geldi. Selçuk’un çıkıp oyuna Diagne’nin girmesi nerdeyse  maçı Erzuruma verecekti. Orta saha tamamiyle Erzuruma geçmiş oldu. NDiayenin çıkıp yerine Donk’un girmesi bence daha mantıklı olurdu.

Maç içinde olan bir iki pozisyon var. Birinde ceza sahası içine Egemen’in topa vurmak için yükselirken NDiaye’nin üstüne çıkması ve ezmesi var. Egemenin topla oynama isteği olsa da rakip oyuncunun topa müdahale etmesini engellemesi itibariyle penaltı olması gerekiyordu. Hakem pek ilgilenmedi pozisyonla. İkinci pozisyonda Mitroglou ceza sahası içinde rakip tarafından tutuldu ve topa müdahale etmesine izin verilmedi. İki pozisyonda penaltı kararı verilmeliydi. Bu kararlar verilmeyince maç ta 1-1 sonuçlandı. Hatta Selçuk’un çıkması sonrasında Erzurum en az üç tane gol pozisyonuna daha girdi. Kısmet değilmiş ki atamadılar.

Şimdi gelelim Başakşehir’e ve Abdullah Avcı’ya. Takım ne zaman maç içinde sıkışsa ve oyunu açamayacak duruma gelse bir anda hakemler devreye giriyor ve olmayacak kararlarla maçın onların lehine dönmesine yardımcı oluyorlar. Hele son maçta Fırat Aydınus adeta Emre ve Arda ile maç içinde beraber konuşup karar verdiler diyebilirim. Ardanın rakibine faul yaptığı pozisyonda her açıdan aynı şekilde görünmesine rağmen gidip penaltı kararına imza attılar. Belki de yan hakem Arda’nın faul yaptığını söyledi fakat Fırat Aydınus hah tamam dedi. Bu pozisyonda çalayım penaltıyı hem Başakşehir rahatlasın hem de Emre ve Ardayla daha fazla uğraşmayayım dedi herhalde. Kilit açıldıktan sonra karşı takımın savunmasını bir şekilde aştıktan sonra ikinci gol tabii gelir. Diyorlar ki Başakşehire top ve saha verin onlar futbollarıyla maçı kazanmasını bilir. Hiç seyircileri olmasa da büyük takımların coşkuya duydukları ihtiyaç onlarda yok diyorlar. Geriye dönük olarak seyredin bütün maçlarını, ne zaman oyun kilitlense ve Başakşehir için sıkıntılar baş gösterse hemen bir hakem kararı geliyor ve üstünlük onlara geçiyor. Hakemler üstlerindeki baskıyı kıramıyorlar. Ama aynı şeyi Beşiktaş veya Galatasaray için göstermiyorlar. Çok bariz pozisyonlar oluyor ama onlar sanki hiçbirşey yokmuş gibi devam ediyorlar. Ha bir de buna BEIN sports yorumcuları da katıldı son zamanlarda. Pozisyonları yorumlarken Başakşehirin pozisyonlarında yaptıkları yorumların değerlendirmelerin aynısını diğer klüpler için yapamıyorlar ve ucu açık bırakıyorlar. Başakşehirin pozisyonları çok net görüyorlar ama diğer takımların pozisyonları flu oluyorlar. Kendilerini ve sahadaki hakemleri haklı çıkartabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Abdullah Avcı benim çok beğendiğim bir teknik direktördür. Kendisini çok geliştirdi. Oyun yapısını kurgusunu sürekli yenileyebilen ama en önemlisi çok iyi oyuncu araştıran bir ekibe sahip bir teknik direktördür. Bir de tabii kimi istese alınan bir maddi güç de olunca yanında ondan mutlusu yok. Demiş ki kendisi Biz kazandıkça GS baskı altına girecek ve hata yapacak. Şunu unutmuş olmalı karşısında mahalle takımı yok. GS her türlü baskı altından çıkmayı bilir. Yeter ki koşullar eşit olsun. Hakemler kararlarıyla oyuna ve skora direkt müdahale de bulunmasın. Bu haftasonu Başakşehir, Fenerbahçe ile oynayacak. Sonra Kayseri deplasmanı var. Daha sonra Beşiktaş ve Galatasaray deplasmanları da var. Abdullah Avcı bence şimdiden zafer kazandım coşkusuna kapılmasın. Futbol topu yuvarlaktır. Bir bakarsın herşey tepe taklak olmuş. Dediğim gibi yeter ki adil bir lig olsun sadece futbol konuşulsun. O zaman sezon sonunda gidelim hep beraber Abdullah Avcıyı hepimiz tebrik edelim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 712
Kayıt tarihi
: 17.10.06
 
 

Küçüklükten beri sporla içiçeyim. Ortaokul ve Lise zamanlarında okul takımlarında basketbol ve vo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster