Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2151
 

Sana kızıyorum öğretmenim...

Sana kızıyorum öğretmenim...
 

Resim kaynağı:education-portal.com


Her şeyi biriktirirdik biz.

Gazoz kapaklarını, kibrit kutularını, artist resimlerini, taşları, cevizleri, ne bulursak biriktirirdik. Hatta yanmış kibrit çöpleri bile biriktirilirdi.

Tüketmek sözcüğünü neredeyse hiç kullanmazdık. Bizim sözlüğümüzde üretmek ve biriktirmek vardı…

Okullarda biriktirmek ve üretmek öğretilirdi.

İşte o yıllarda her şeyi biriktirmenin yanı sıra bizlere şiir ve hatıra defterleri tutmak da öğretilmişti.

Bizler şiirler biriktirirdik.

Şiir defteri olmayan genç yoktu. Doğum günlerinin en güzel hediyeleri hatıra ve şiir defterleriydi.

Hatırlayın, defterlerimizin yaprak ararında bile tırnaklarımızla düzelttiğimiz çukulata kâğıtları yok muydu?

Yaprak aralarında kır çiçekleri biriktirmez miydik?

Hatıra defterlerinde “mecmualardan” kestiğimiz artist resimleri yapıştırmaz mıydık?

Her şeyi biriktirirken farkında olmadan da zihinlerimizde şiirler biriktirmeye başlamıştık.

O şiirler hayatın her alanında lazım oldu bizlere.

Sokakta, okulda, meyhanede, bulvarda, sevgilinin kulağında… Her yerde şiirini büyüsünü kullanırdık.


Dünkü yazımda
anlatmıştım ya, birahanede şiir sohbetleri yapardık.

İşte o sohbetlerin birinde katledilen Çetin Öğretmenin anısına öğretmen şiirleri okunmaya başlanmıştı.

Yandaki masada bir kişi gür sesiyle öyle bir şiir okumuştu ki, beni o an vurmuşlardı sanki.


Şiir okuması bittiğinde hemen kalemi uzattım; “bu şiiri yazıp bana verir misiniz?”

 

Sevinerek ve severek bir peçetenin üzerine yazmıştı. Ama şiirin altında şairin adı yoktu.

Sordum; şairi kimdir?

Dudağını büzdü; bu şiiri çok severim ama şairini bilmiyorum. Töbder’ li bir öğretmendi sanırım.

 

İşte o yıldan bu yana (30 Eylül 1979) bu şiirin şairini arayıp durdum. Son yıllarda internet üzerinden araştırdım, ama şiiri kim aktarırsa aktarsın “şairini bilmiyorum” diyor.

Bu arada şiir giderek değiştiriliyor, bazı mısralar atlanıyor, hatta bazıları şiirin formatını aynen kullanıp, bazı sözcüklerini değiştirerek yeni bir şiir yazıyor (!).

İşte ben de sizlere soruyorum, bu şiirin şairini tanıyor musunuz? Kim yazmış bu dizeleri biliyor musunuz?

Haydi, öğretmenler günü anısına öğretmene sitem eden (!) bu şiiri hep birlikte okuyup, hep birlikte araştıralım.

Ben 29 sene önce bana verilmiş haliyle buraya aktaracağım. Eksiği, yanlışı olabilir. Eğer şairini bulursak onun doğru dizelerini de burada yayınlamak isterim.

Sana Kızıyorum Öğretmenim

Sana kızıyorum öğretmenim!
Elimde değil,
Kızıyorum işte!
Bana dünyanın nasıl döndüğünü
öğrettin öğretmenim,
İçinde dönen dolapları öğretmedin.

Pamuğu öğrettin.
Tohumu, yaprağını ve çiçeğini
Ya onu toplayan
Nasırlı ellerini yoksulların.
Hele sırt üstü yatıp
Hazır yiyenleri niçin öğretmedin?

Öğretmenim, madenleri öğrettin
Bizde ve tüm dünyadakini
Nasıl çıkarıldığını öğrettin,
Teşekkür ediyorum…
Kimin çıkardığını, ondan aslan payını
Elin gâvurunu, onun işbirlikçilerini
Ve de vatan hainlerini
Neden öğretmedin?


Sivrisineği, tahtakurusunu
Tenimde kan emici hayvanları öğrettin.
Kendimi korumaya çalışıyorum
Ve sana teşekkür ediyorum.
Bizde insanlar da kan emermiş
Vampir, keneden de beter!
Evet öğretmenim kanımı emen
Bizi iliklerimize dek soyan
Emperyalizmi diyorum.

Gözümle görüyorum öğretmenim
Damarlarımıza dek girmişler
Soluk alışımızda hissediyoruz
İşte bunları diyoruz öğretmenim
Bunları neden öğretmedin
Neden öğretmedin, neden?

Sen hak bildiğin yoldan şaştın,
Korkusuzdun, korktun!
Güçlüydün, sustun!
Neyini kaybetmekten korktun?
Sana kızıyorum öğretmenim
Elimde değil

Kızıyorum işte!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne anlama geldiğini yıllar sonra anlamıştım. "Kalemi çok ucuz satarlar, yerli üretim daha pahalıya gelir ve zamanla fabrikalar kapanır, sonra, istedikleri yüksek ederi ödemek zorunda kalırsınız." Genç kızken şarkı defteri yapmıştım, sizin bu anlattıklarınıza ilaveten. O zaman böyle netten indirilmiyordu şarkılar bazen bir kelimeyi anlayacağım diye on kere dinlerdim şarkıyı:) Bir sayfada şarkı, öbür sayfada şarkıcının resmi olurdu; Saklambaç'dan kesip biriktirdiğim şarkıcı resimleri.. Sonra bir şeylere küskün bir anımda yırttım defteri.. maalesef.. Sevgiler, maviyle.

derinmavi.. 
 25.11.2008 22:29
Cevap :
İlkokul öğretmeniniz ne kadar haklıymış değil mi? Ülkede üretim kalmadı, sermaye kalmadı her şey yabancıların elinde. İşte buna globalleşme diyorlar abilerimiz. Şarkı sözü defteri hiç duymadım ve görmedim, şimdi bunu neden düşünemedim diye üzüldüm. :-) Bir de defteri yırtıp atmanıza çok üzüldüm, ne kadar değerli olurdu şimdi... Sevgi ve saygılarımla.  26.11.2008 10:44
 

o yıllardan sadece siyah-beyaz resimler kalmış elimde..Hatıra defterlerim, şiir defterlerim,( Bir de anket defterleri vardı:)kurutulmuş çiçeklerimden hiçbirine sahip çıkmayı bilememişim hayatın hayhuyu içinde...Kıskandım sizi; sakladığınız bilyeleri...Şairi bilinmeyen o güzel şiiri iyi ki paylaştınız bizimle...Sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 25.11.2008 11:40
Cevap :
O yıllardan keşke çok daha fazla şeyleri saklayabilseydik Fatma hanım... Ama zaman pek çok şeyi götürüyor, geriye siyah-beyaz fotoğraflar ve beyin kıvrımlarımızın arasındaki anılar kalıyor. Olsun, bunlar da yetiyor bazen. Evet, bir de anket defterleri vardı, ne ilginç sorular sorulurdu. :-) Bilyalarımı sakladım ama, keşke topaçlarımı da saklasaydım, onları özlüyorum. :-) Şiirimiz inşallah şairini bulur diyorum, kavuşmalarını çok isterim. Sevgi ve saygılarımla...  25.11.2008 12:07
 

Sizi, okuyan Bolgcuları yanılttığım için. Şiiri bulup altında "Cengiz Geçim" adını görünce sevinmiştim. Şiir Cengiz Bey'in değilse şiirin altına adını yazmaması gerekti değil mi? Yazanı bilinmiyor notu daha aklılıca , daha uygun olurdu. Dileğim ukalalık yapmak değildi. Ben de bilmediğim için buldum diye sevinçle paylaşmak istedim hemen. Hoşgörü ile bağışlamanızı diliyorum. Saygılarımla.

kırıkkalp 
 24.11.2008 23:01
Cevap :
Sevgili arkadaşım, özür dileyecek bir şey yok k. Siz bulduğunuz bilgiye göre bize bilgi verdiniz, doğru da olabilirdi. Ne özür dileyecek bir konu var ortada ne de hoşgörülmesi gereken bir hata var. Haydi, moralimizi bozmadan şairini arayan şiire yardımcı olmaya devam edelim. Sevgi ve saygılarımla...  25.11.2008 8:16
 

Benim de gazoz kapaklarım, artist resimlerim (en çok da Tarık Akan), yaldızlı çikolata kağıtlarım vardı. Abimin arkadaşlarıyla oynarken kazandığım bilyalarım bile vardı benim :)) Küçüklerin yanında bir de büyükleri olurdu o bilyaların. Daha değerliydiler, şimdilerde unuttuğum başka bir ismi vardı onların, bilya deyip de sıradanlaştırmazdık o büyükleri. Şairini bilmediğimiz şiir zaman zaman bana da maille gelmişti. Ama tamamı değil gönderenin hoşuna giden bölümleri gelirdi. Bakıyorum, bilen de çıkmamış yorumlar arasında. Dursun bakalım aklımızın bir köşesinde, belki bir gün... Sevgliyle sağlıkla kalın.

Nilgün Akad 
 24.11.2008 12:13
Cevap :
Benim bilyalarım (yani misketlerim) teneke bir sakız kutusunda hala duruyor. Kartpostalllarım, mektuplarım ve şiir defterlerimi de saklıyorum. :-) Ne yazık ki şimdiye kadar şairimizi bulamadık, ama umutla bekleyeceğiz. Mavidüşlerim arkadaşım şiirin Cengiz Geçim' e ait olduğunu söylemişti, ama bu gün Cengiz öğretmenime telefonla ulaştım şiirin kendisine ait olmadığını söyledi. Kayıp şairi aramaya devam edeceğiz yani. Sevgi ve saygıyla...  24.11.2008 20:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2000
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster