Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '13

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
762
 

Sanal korsanlık ya da Redhack sorunu

Sanal korsanlık ya da Redhack sorunu
 

Sanal ortamda da suç işlemek özgürlüğü var.

Yeter ki kişi birilerine saldırmak ya da bazı belgeleri açıklamak istesin, al sana suç üstüne suç!

Silahsız da olsa sanal ortam da özellikle kişilik hakları ile kamu güvenliği için önemli bir alan.

Sanal ortamda kim kime silah çekebilir değil mi?

 Gerçekte de birisine silah çekmek ya da bir kişiyi arkadan vurmak kadar alçakça bir durum düşünülemez.

Nerede olursa olsun hiç kimse benin düşünce özgürlüğüm var diyerek başkalarına keyfine göre saldıramaz.

Bu amaçla sığındığı kimi yazı alanında ne silaha ne de teröre övgü yapabilir.

Özellikle Türkiye gibi kör topal ülkelerde 'dokunulmazlık' zırhı bulunanlar bu tür suçlardan uzaktır.

Ne sorgulanabilirler ne de gerektiği gibi suçlanabilirler.

Kısaca onlar hukuk dilinde yazıldığı gibi 'takbih' olunamazlar bile!

Dokunulmazlık ile yargılanmaktan korunmakta olanların toplumda açtıkları yaralar ise sarılamaz hiç.

Umarım ABD ile AB güdümlü Yeni Anayasada bu yanlış uygulama iyiden iyiye sınırlanacaktır.

Redhack aşağı redhack yukarı 

Sanal ortamdaki korsanlıklar için Redhack da neyin nesi diye az önce araştırmak istedim.

Karşıma çıkan bilgileden ürktüm kısacası.

Redhack dilimizde KızılHack olarak niteleniyor.

Neler neler yok ki RedHack'ın öne sürdüğü belgeler arasında şaşırmamak elde değil.

Son yıllarda THY,TİB,MİT,İETT,ÖSYM, ASGB, DİB,OMÜ sitelerinin bir ara çökertilmesi çok anlamlı.

O günlerde kızılca kıyamet kopmuştu!

Bu etki tepki olayları Sanal Etkileşimin gücü olsa gerek.

Anlaşıldı ki sanal ortam hiç bir bakımdan güvenli değil!

Kendisini güvende sananların bile sanal ortamda bir bir devrilebileceğini gördük.

Redhack yukarı Redhack aşağı

Sanal ortamda bugüne kadar kendileri ile ilgili olarak (1.960.000) haber ve yazışma Redhack ülkemiz içinde çalışan en etkili sanal bir korsan örgüt. Bildiğim kadarı ile silahlı bir örgüt değil. Tek silahları önlerindeki bilgisayarları. Sanal alanda araştırmalar yaparak, kendilerine göre bazı resmi kuruluşların sanal ortamdaki yayınlarını bir kaç saat ya da bir kaç gün süre ile çökertmek.  

Wikipedia onları, ‘Redhack (Kızıl Hackerlar, Kızıl Hackerlar Birliği), 1997 yılında kurulan, kendilerini marksist ve sosyalist olarak tanımlayan hacker grubu. Şubat 2012'de Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesini çökerterek adlarını duyuran grup aynı zamanda Türkiye genelinde yaklaşık 350'ye yakın emniyet müdürlüğü sitesini geçici bir süreliğine çalışamaz hale getirdi. Grubun çekirdek kadrosunu oluşturan üye sayısı 12'dir’ diye tanımlıyor kısaca.

Kamu kurumları üzerindeki sana baskıları nedeni ile Redhack’ın ‘terör suçu’ kapsamında yasal takipte olduğunu öğreniyoruz. Bu konuda, ‘21 Mart 2012 tarihinde Özel Yetkili Ankara Başsavcılığı’nın farklı illerde başlattığı operasyonlar sonucunda gözaltına alınan ve Redhack grubu üyesi olduğu iddia edilen 17 kişiden 7’si terör suçları kapsamında tutuklandı. Redhack tarafından yapılan açıklamada tutuklananların grupla ilgisi olmayan insanlar olduğu belirtildi.

5 Temmuz 2012 günü savcılığın kararı ile Redhack hakkında "bölücü silahlı terör örgütü" kapsamında değerlendirilmeleri için başvuruda bulunulmuştur.  26 Kasım 2012 tarihli davanın gorulmesi sonucu RedHack üyesi oldugu iddia edilen 3 üniversite öğrencisi serbest’ bırakıldığını da bilmekte yarar vardır.(Alıntı yeri: tr.wikipedia.org)

Redhack'ın son günlerde sanal ortamda bulunan sloganı ise:

'Madem sonsuza dek yasayamayacağız, o vakit istediğimiz gibi yasayacağız... Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı RedHack'tir!' cümlelerinden oluşuyor.

Sanal  ortam öyle elini kolunu sallayarak yolda girmek kadar güvenli değil

Son olarak YÖK ile H.Ü. hakkındaki bazı belgelerin yine RedHack’ın eline geçmesi ilginç.

Bence işsiz güçsüz gençler ne yapsın oturdukları yerde, değil mi?

Odalarındaki dünyaya açılan sanallık içerisinde gençler kamuya olan kinini kusmazlar mı?

Sanal ortam korsanlarından Redhacker’lar ile ilgili bir haberlerin kısa içeriğinde:

'Kızıl Hackerlar' olarak da bilinen bilgisayar korsanları grubu Redhack, Temmuz ayında Dışişleri Bakanlığı'nın sitesini hack'lediğinde ele geçirdiği belgelerin bir kısmını yayınladı' deniliyor.

Anlaşılan o ki bu gizli bilgisayar korsanları çok zor ulaşılması gereken alanlardaki belgelere ulaşarak toplumda 'infial' uyandırmak istiyor.

Sanal ortamın para akışı, yazışma, belge saklama bakımından güvensizliği biliniyor.

Sanal ortama açılan kamu kurumlarının içerisinde neler döndüğünü öğrenmek de eğlenceli bence.

Şirketlerin her türlü bilgilerini sanal ortama aktarmalarının istenmesi ise bakalım neler gösterecek!

Ne ki yoplum ya da toplumun içindeki kimi kişiler de pek masum değilmiş!

Yapılan kimi hatalar ile adam kayırma ya da vurgun gibi işlerin de bilinmesinde fayda yok mu?

Çağdaş toplum artık her şeyi bilmek istiyor.

Adalet yerini bulacak mı?

Türk ve dünya hukuku da Düşünce ve Basın Özgürlüğü konusunda oldukça duyarlı.

Bu bakımdan basın yayın alanında çalışanlar ile sanal korsanlar hiç de boş durmuyor.

Bence olması gereken de bu!

Başkalarının zararına olan hiç bir şey gizli kalmasın!

En küçük bir soruşturmada bile artık kişilerin bilgisayarları en önemli bilgi kaynağı olarak karşımızda.

Bu anlamda CD’ler DVD’ler ile telefon kayıtları da birer delil olarak yargıya götürülüyor.

‘Özel hayat’ ya da ‘bilgisayar benim malımdır’, ‘haberleşme özgürlüğüm vardır’ demek artık çok zor.

Bence bir sorun ya da yargılama durumunda ne kadar belge var ise kullanılmalıdır.

Eğer o belgelere güdümlü olarak geliştirilen bir senaryo ile eklemeler yapılmamış ise sorun yok!

Gerçekte olması gereken de bu değil mi?

Başkalarının haksızlıklarına hangimiz sessiz kalabiliriz?

Şöyle ya da böyle birilerine ya da kamuya zarar veriyorsan bedelini de ödeyeceksin arkadaş!

Hangimiz bir başkasının omuzlarımız üstüne çamurlu ayaklarla basılarak birilerinin tepemize çıkmasına izin verebiliriz?

Hangimiz kapalı kapılar ardındaki bazı gizli anlaşmalar ile milyonların çalınmasına tepki vermeyiz?

Ayrıca hangimiz bazı mahkeme kayıtlarına rağmen kimilerinin vurgununa sessiz kalabiliriz?

Oysa Devlet katındaki değerlendirmeler hiç de bizim ‘saf’ düşüncelerimiz gibi ‘hoş’ karşılanmıyor.

‘Gizli bilgilerin çalınması’ anlamında olsa gerek, bu amaçla başlatılan soruşturmalar bugün de var.

Yenice öğrendiğime göre Genç RedHacker, ‘Emniyeti hack’leyecek kadar bilgim yok’ demiş.

Geçtiğimiz Temmuz’da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün internet sitesini hack’lediği iddiasıyla tutuklananlar arasında yer alan 22 yaşındaki Duygu Kerimoğlu’nun, kendisiyle görüşen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’ya, ‘Emniyet’in sitesini hack’leyebilseydim, 2 yıllık bilgisayar bölününü 4 yılda bitirmezdim. Hackerlık kadar bilgim yok’ açıklaması söz konusu ‘çökertme’ işlerinin pek de kolay olmadığını gösteriyor.

Bir de biliyoruz ki Emniyet Genel Müdürlüğü yabancı değil yerli bir bilgisayar ağı kurmuş olduğundan çok daha güvenli bir yayın alanı durumundadır. He ne hikmet ise söz konusu sanal ağ ülkemizde pek yaygınlaştırılamıyor. Ne de olsa ‘yabancı hayranlığı’ konusunda üstümüze yok!

Kamu kurumları işlerini aracılara gördürürler ise neler olur?

Redhack adlı sanal alan korsanının Dışişleri Bakanlığı sitesini çökerttiğine ilişkin haberi üzerinde 2012’in Temmuz ayında, ‘Türkiye'nin dış politikasına bir tepki olarak Dışişleri Bakanlığı'nın Siteye yarım saat kadar erişim sağlanamaması’ üzerine Ağustos ayı sonuna doğru, bilgisine başvurulan Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru kritik bir durum olmadığını belirterek, ‘Bize yaz okulu ya da staj gibi konularda online başvuru yapılıyor. Bunu bir firma üzerinden gerçekleştiriyoruz. Firmanın server'ları hack'lenmiş, o arada bizim siteye de girilmiş. Ancak sadece online başvuru bölümü etkilenmiş. O sayfayı kapattık. Şu anda zaten bir başvuru durumu yok. Dolayısıyla kritik bir durum söz konusu değil’ açıklamasında bulunmuştu.

Görülen o ki ‘ateş olmayan yerden duman çıkmıyor!’

Belgelerin ortaya saçılmasını engellemek de cezalandırmak da çok zor

Son bağlamda RedHack yine sanal ortamda bulunan bazı belgeler ulaşarak:

Öğretim üyelerinin bilimsel araştırmaları için yaptıkları kaynaksız aşırmalar,

Fakülte kadroları için maaşların aktarıldığı bedeller karşılığında ödenen promosyon,

Kişilerin mezheplerine göre fişlenmesi,

THY, TİB,MİT, DİB, YÖK ile H.Ü. hakkındaki bazı dosyalar,

Savcılığın Red Hack hakkında açtığı davaların dökümü,

Dışişleri Bakanlığı ile ilgili bazı belgeler ortalığa saçılmış.

Kamuoyunu sarsan Wikileaks Belgeleri’nden sonra Türkiye’deki  Redhack belgeleri de yabana atılacak gibi değil bence.

Bilindiği gibi değişik yollar kullanılarak açılmayan dosyalar açılabiliyor anakartlara bile erişilebiliyor.

Belgelerim  de belgelerim derken; bir de bakıyorsunuz ki belgeler ortalıkta dolaşıyor!

Eğer belgeler kamuoyu ile paylaşılmıyor ise o belgelere ulaşacak birileri çıkacaktır, demek ki.

Bu gelişmelerden kimi kuruluşlar yara alsa bile o belgelerin yayınlanması hukuken engellenemez.

Bu konuda AİHM’nin pek çok kararı yanında;

Fransa’da görülen Fressoz ve Roire Davası'nın 21 Ocak 1999 günündeki son kararında, ‘İzinsiz sahip olunan devlet dökümanları yayınlanabilir’ denilmektedir. Ancak Redhack ya da başka bilgi kaynakları için Türkiye’nin de onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesinde yer alan, ‘... kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması  ve suç işlenmesinin önlenmesi’ hükmü ile TCK’un ilgili hükümleri gereğince, savcılıklar ağır suçlar kapsamında  ‘terör örgütü kurmak’ ya da eğer söz konusu kişilere ait silahlar da bulunabilir ise ‘bölücü silahlı terör örgütü kurmak’ suçundan soruşturma açabilmektedir.

Sanal korsan suçlu desek bile kamu kurumlarının hiç mi suçu yok?

Bu durum sanırım 'dilin kemiği yoktur' demek değilse bile söz konusu kuruşlara verilen zararın temellendirilmesi için bir çıkış yolu bulunması çabasıdır. Yoksa bilgisayarları başındaki gençlerin, sıfatları ne olur ise olsun, 'develt düşmenlığı' kapsamındaki özgür tercihlerinden başka nasıl anlatılabilir ki? Yaşanılan bu engellemeler için sanırım ilgili kamu kurumları da 'gerekli sana güvenlik önlemleri almamış olmak' bakımından güçlü yaptırımlar ile cezalandıırlacaktır. Atalarımızın demiş olduğu gibi, 'Sen eşeğini sağlam kazığa bağlamaz isen' gör başına neler gelir değil mi? 

Umulur ki ortaya çıkış biçimi ne olur ise olsun ne hiç bir şey gizli kalısın ne de adaletin tecelli etmesi engellenebilsin bence.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın YILMAZ, yine önemli bir sosyal yaraya değinmişsiniz, tebrik ederim. Dokunulmazlıkların ardında yargılanamayan ya da aklanmayan yaşanmışlıklar, sosyal anlamda onarılması güç tahribatlara yol açarken öte yandan masum olanın uğradığı isnat ve iftiraları da bertaraf etmekten uzaktır. Görüşünüze katılıyorum. "Kamu kurumlarının hiç mi suçu yok?" Diye soruyorsunuz. Elbette bu, bilgisayarı başındaki kişinin, özgür tercihlerinden biridir. Tedbir olarak ilgili kamu kurumları da 'gerekli sanal güvenlik önlemleri almamış olmak' sorumluluğunu taşır. Kamu yararı için, ortaya çıkış biçimi ne olursa olsun gizli-kapaklı işler her zaman düşündürücü ve ilgi çekici olmuştur. Yazınızı baştan sona okudum, yararlandım, emeğiniz için teşekkür ederim, yüreğinize sağlık. Saygılarımla. A.AK

Ahmet AK 
 13.01.2013 8:27
Cevap :
Ahmet Bey yazıma yorumunuzla yapmış olduğunuz katkılar için teşekkürlerimi sunarım.Bukonuda yazılacak daha o kadar çok şey var ki! Ne yazık ki sizin alanınızda da görüldüğü gibi Devlet ya da Yasal yaptırımlar ile bazı temel kavramları da içeren kimi dayatmalar karşısında sanal korsanlar da vergi ödeyemeyecek gücü olmayanlar da çok zayıf birer halkadır.Oysa bu kamu vicdanı açısından bir zulümdür! Sanal korsanın silahı olabilir mi?Gerçekte de Redhack'çılardan bir kaçı bırakılmış;teknik takip için de olsa sevindirici.Onlar(eğer ilgili kuruluşlar gereki korunma tedbirlerini almıyorlar ise)ister istemez kendisini birer kişilik olarak görmek istemeyen Devlet kurumlarına karşı bir şeyler yapacaklardır.Doğamız bu!Yoksa karakollardaki nöbetçiler ile sınırlardaki kameralara ve yüzlerce savaş uçağına ne gerek var değil mi?Vergiler için de böyle:Siz ödeme gücü olmayan,iş yapamayan şirketlerden nasıl olur da katmerli faizli ceza keserek para alırsınız?Devlet yoktan anlamaz;ya başa ya leşe,değil mi?  13.01.2013 12:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1000
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster