Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
587
 

Sanalizm- Toplumsal kişiliğe isyan (2)

Sanalizm- Toplumsal kişiliğe isyan (2)
 

Ekranın önünde duran, toplumsal kişiliğe isyan eden ‘’kimlik’’, klavyenin tuşlarına basan parmaklar, aslında kim olduğunu bilir... Toplum içinde geçerli olan, üretim ilişkileri içindeki değerlemelere pek uymadığını bilir... Çok tutulan bir mesleğe sahip değildir ya da işinde mutsuzdur... Başarı diye sunulan her sonuca ulaşmış ama mutlak mutsuzluğa, yalnızlığa ulaşmış da olabilir… Geçmişten gelen tutunacak bağları yoktur, ya da kendini önemli hissedecek bir konumu da... Ailesi ya da çevresinde, olsa da olur olmasa da konumundadır...

Bireyin kendisine göre bütün bunların bir sebebi vardır. Bir fırsat verilmediğinden, arkasında dayısı olmadığından yakınır... Aslında O kendisine göre, içinde herkeste olmayan değerlere sahip olduğuna inanır... Bu inanç eleştirilesi bir inanç değildir... Ayrıca başarı denilen her şeyin insanı mutluluk getirdiğine hiç inanmadım ben… Ülkemiz başarılı ama mutsuz emeklileriyle bence Dünya klasmanında başa güreşir!

Herkesi yaşama bağlayan, mutlu yaşamasına neden olabilecek dürtülere sahip olmasını savunurum ben hep... Sanalizm de kişi, ekranın arkasındakilere, olması gerektiğine inandığı insanı oynar... Hatta insanları demek daha doğru olur sanırım... Bildiği, gördüğü, düşündüğü her yerde, bildiği en üst kişiliklere bürünür... Oyun futbolsa örneğin, Pele olunur... Hayal dünyasında bir oyunsa, iyi karaktere bürünüp kötülere savaş açılır... Konuşmalarda toplumda tutulan değerlere sahip olunduğu belirtilir... Ya da tam tersi marjinalleşilir... Oyun oynamakta insanlık tarihiyle beraberdir öte yandan... Yadsınmaz insan hayatındaki oyunun yeri…

Karşı tarafa gölgeler gönderilir ya da dev aynasında gösterilen ayrıntılar... Bireyin burada tatmin olması için, karşı tarafında benzer durumda olması gerekir diye daha önce yazdım... Bu tartışmayı izleyenler unutmasın; Bu çağımıza özgü bir şey değildir... En eski çağlardan beri bireyler, anlatılan bir masaldaki, oynanan bir oyundaki karakterlerle bütünleşir... Bu bilinir, sanatın ya da ideolojilerin insanı eğitmekte kullanıldığı, herkesin malumu bir yoldur... Oyunla, olayla, karakterlerle bütünleşen kişilerin temizleneceğine, düşündürüleceğine inanılır ve uygulanır…

İşte bütün kurumların tarih boyu hayallerine cevap vermeye başladı sanalizm... Tek kişi kaybetmeden ülkeler fethetmek!Tek bir insan olmadan üretim yapmak! Tek başına Dünya ile başa çıkabilmek! Vs. vs. vs...

Çocukça olan her şeye sanalizmde bir karşılık var artık… Değişen ne peki? Değişen şu; Bu gün Dünyada harcanan emeğin yüzde elliye yakın kısmının asıl olarak bu yöne kaymasıdır değişmiş olan… Sanal Dünyaya, ya tüketmek için üretim yapılmakta ya da sanal Dünyaya sunulanları tüketmek için zaman ve emek harcanmakta… Sanal Dünyada bir yer edinme, kişilikleri kanıtlama savaşları yaşanmaktadır... Ülkemizde bile Devlet daireleri ve özel sektörde çalışanların mesaileri içinde çok büyük yer tutmaktadır sanal alem...

İnanıyorum ki Sanalizm de bir çağa adını verecek, sistemleri kendine uyduracak, boyun eğdirecektir... Kendi kuralları olacak, onu yönetenler üst sınıfı olacak ve yönetilenler her zaman çoğunluk olacaktır... Şimdilik savaşlar bile sanal oldu… Tabi elinde kaleşnikofla düşman bekleyen için değil…

Sanal bir masada bira içerken savaş yapmak galiba çağdaş olan… Sanal bir meyhaneye davet ediyorum bu akşam tüm dostları…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 921
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster