Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '16

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
353
 

Sanat, idealler, tercihler ve Işıl Yücesoy..

Sanat, idealler, tercihler ve Işıl Yücesoy..
 

Işıl Yücesoy  70 li  yılların en güçlü seslerinden biriydi.    Sesi kadar Avrupai ve güçlü fiziği ile de dikkat çekerdi.   Bizim nesil onu  ‘’Ya seninle ya sensiz’’ adlı 45 liği ile hatırlar.

Işıl Yücesoy 1980 lerde müziği bırakıp oyunculuğa başladı.  En iyi kadın  oyuncu  ödülü de olan sanatçı ‘’Çemberimde gül oya’’ adlı dizideki başarılı oyunu ile  kendini hatırlattıktan sonra, Kara   Para Aşk dizisne oynamış, ‘’Unutursam fısılda’’ adlı sinema filmindeki başarısı ile bir kez daha  gönülleri fethetmiştir. 

Ben Işıl Yücesoy’u  sadece sanatçı olarak tanıyorum ama  babası  rahmetli Selahattin Yücesoy’ Kadıköy Kemal Atatürk Orta okulunda müzik öğretmenimizdi.  Uzun boylu, kır saçlı,  paltosu daima omuzunda,  yakışıklı, karizmatik ve yerinde esprileri ile bizleri neşelendiren fakat genelde  sert mizaçlıymış gibi görünmesini seven mesafeli bi r öğretmendi.

Şimdi okullarda müzik, resim iş bilgisi, beden eğitimi  gibi dersler var mıdır bilmiyorum. 

Müzik,  ancak yetenekle ve istekle  yapılabilecek bir  çalışmaydı. O yüzden zorlu derslerin arasında, yeteneğimiz olmasa da o derse ruhumuz dinlenir,  bir nefes alırdık çünkü öğretmenimiz Selahattin Yücesoy  bizi o derste sık sık okulun  sinema-konser salonuna götürür ve muhtemelen kendi  zorlamasıyla aldırdığı piyanoda   mini konserler verir, bu da bizim çok hoşumuza giderdi.  Tabi o şarkılara bizim eşlik etmemizi ister, aradaki çatlak seslere takılır esprileri orada yapardı.

Bir de müzik defteri  alırdık sene başında.. O şarttı..  Müzik kitabından mutlaka  birkaç şarkının notalarını yazardık oraya. Selahattin beyin bize verdiği karne notu buradan çıkardı.

Bir gün müzik ödevi vermişti yine . Bir şarkının notasını yazmıştık ama ben  ilk sayfaya  ‘’baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş’’ yazınca, bu farklılığı 10 numarayla ödüllendirmişti..

Bizim orta okulda okuduğumuz 60 yılların başları  Türkiye’de olduğu kadar dünyada da  müziğin en büyük ustalarının, dünyanın  unutulmaz şarkılarını söylediği yıllardı..  Tom Jones’lar, Adamo’lar, Marc Aryan’lar , Dalida’lar, Silvia Vartan’lar, John Holiday’lar, Frank Sinatra’lar,   dünyayı kasıp kavuran Beatlesler, Rolling Stones’ler.. daha neler neler..

O yıllarda yaşayıp da müziğe ilgi duymayan olabilir miydi.. Cumartesi gecesi tüm Türkiye tek iletişim aracı radyodan haftanın  listesini  dinlemeyi beklerdi. Konserlerde yer yerinden oynardı.

Tabi  burada da Erkut Taçkın’lar, Cem Karacalar,  Barış’lar, Edip Akbayram’lar, Erol Büyükburç’lar, Durul Gence’ler, Vasfi Uçaroğlu-Berkant’lar da ayrı bir fırtına estirirdi.

O yüzden bugün  40-45  yıl sonra bu ortamdan etkilenip, orkestra  kuran, bu orkestralarda enstrüman çalan saiyah beyaz fotoğrafları sık sık karşımıza çıkar.

Gelelim tekrar konun başına.. Işıl Yücesoy’a..

Işıl Yücesoy’un   bir konservatuar mezunu olmasında  aileden, babasının yönlendirmesi olduğu anlaşılıyor ama değerli sanatçı  eğitimini aldığı müziği bırakarak  oyuncu olmuş.

2-3 hafta önce bir gazetede Işıl Yücesoy’un bir röportajını  okudum.   ‘’Babam çok değerli bir müzik adamıydı. Biz onun  Roma’da  büyük bir müzik adamı olmasını isterken o tuttu Kırklareli’nde  müzik öğretmenliği yaptı’’  diyordu. (Herhalde sonra da  İstanbul’a bize geldi) 

Işıl Yücesoy’un  içinde nasıl bir gizli oyunculuk sevdası varsa, belli ki babasının da  gönlünde öğretmenlik varmış ve  bunu müzik öğretmenliği ile  sürdürmek istemiş.  İyi ki, de öyle yapmış.

Bu öğretmenlik  o zamanlar işte böyle bir ideali olan bir meslekti.   Roma’yı yaktırır, Kırklareli’nde  öğretmenlik yaptırırdı icabında..  Kırklareli’nde öğretmenliği Roma’da bir  orkestra maestroluğuna  tercih etmişti. babası . Işıl Yücesoy’un 70 yaşında hala anlam veremediği   bu olay  ilginçtir.   Diğer  yönden o devirdeki öğretmenlik mesleğinin  saygınlığına  örnektir.

‘’Baki kalan bu kubbede  hoş bir seda’’ 

Nota ile şarkıların yazıldığı, fazla kullanılmayan  bir müzik defteri  bir de onun  idealist,  sert görünmeyi seven,  palto omzunda gezen, esprili öğretmeni. Selahattin Yücesoy   ve onun bize piyanoda çaldığı melodiler , hafızalarımızda  hoş bir seda olarak kalmış ki bugün bu yazıyı yazabilmişiz.

Ruhu şad olsun. 

Sündüs Akkaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 439
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 940
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster