Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '15

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
328
 

Sanat eğitiminde uygulanacak yöntemler

Sanat eğitiminde uygulanacak yöntemler
 

Mehmet Erbil: Birikim


Öncelikle pratik uygulamalar düşünülmelidir.  Salt kuramsal bilgiler yaratıcı adımlar atmaya yetmiyor. Bilgi ile donanmak düşüncede oluşan yeni olgulara yönlendirir kişiyi. Yönlenme uygulamalarla desteklenirse ortaya çıkan ürünler sanatsal düşüncelerle yoğrulmuş olacaktır. Böylece bilinçli yapılan uygulama eğitim standartlarına ve teknolojisine de yönelmiş olur. Özellikle gençlerin güzel sanatlar eğitimi almaları, onların ister bu alanla ilgili isterse başka alanlarda yapacağı çalışmaları etkileyecek, başkalarından farklı düşündüğünü ve uyguladığını çevresine sezdirecektir. Bu onun gittiği her yerde kendisini kabul ettirmesine yardımcı olacaktır. Güzel sanatlar eğitimi kapsamında alacağı grafik düzen anlayışı ile de uyumluluk ve zevkli düzen anlayışı onun davranışlarına yön verecektir. Bunlara eklenen üç boyutlu çalışma anlayışı mekan ve biçim ilişkisi açısından başarısını pekiştiren uygulamalar olacaktır.

Çevresinde olup bitenler, karşısına çıkan her tür araç ve gerecin denenmesi olasılıklara açık bir kişilik geliştirmesini sağlayacaktır. Böylece deneyen ve uygulayan bir birey olarak atılımlara açık olacaktır. Güncel olanla kalıcı olanı ayıt edebilmek bunların sonucu kavranacaktır. Dahası sorunlarla karşılaştıkça, denmeler yaptıkça sorunları çözme gücü artacaktır. Her türlü araç ve gerecin denenmesi üç boyut anlayışını geliştirip mekan ve uzam düşüncesini keşfetmesine neden olacaktır. “Sanatçı, uygun araçlarla-sanat yapıtıyla- belli bir ereği-hoşa gitmeyi- gerçekleştiren kimsedir.”(Geiger,Moritz. s. 46)

“Hangi gelenekten delirse gelsin, sanatçının görevi, duygu ve düşünce yoğunluğuyla geleceğin iletilerini duyumsamak, onları yakalamak ve yeni estetik formlara dönüştürmek olmuştur.” (Stockhousen: İpşiroğlu 1995:92)


Beğenmek, hoşlanmak, zevk almak, yararlıyı sezmek anlayışı içinde kapsamlı düşünme ilkeleri ile donanıp, yeniliklere ve buluşlara varacaktır. Fizyolojik  ve psikolojik kavramlar önemle irdelenip anlaşılmalıdır. Eğitimin içerdiği noktalardan en önemlisi de bu kavramlara verilen önem ve yaklaşım olmalıdır.

 Tüm bu ayrıcalıklarla kendini donatan birey, kişiliği ile kendini kanıtlayacak, kendine özgü niteliklerle ortaya çıkacaktır. Bu onun ‘imaj’ıdır. Farklılığının göstergesidir.

Sanat etkinlikleri ve eğitimi toplu eğitim kapsamı içinde ele alınmamalıdır. Birlikte çalışmak başka, toplu olarak yönlendirmek başkadır. Bunun anlamı, bir matematik förmülü gibi,” alın 100 metre çizgi, alın 5 kilo boya” demek değildir. Kişi bunları kendi sezgisi ve algılamaları doğrultusunda kullanacaktır. Bu nedenle sanat eğitimi bire bir eğitimi gerektirir. Kısaca kişisellik doğrultusunda farklı uygulamalar, farklı anlayışlar, farklı örnekler ve farklı konuşmalar yapılmak durumundadır.

Elbette bunları yaparken iyi donanımlı, sonuca götüren bir atelye ortamı oldukça önemlidir. Öğretimin böyle bir ortamda verilmesi yönlenmeyi ve gelişmeyi önemli ölçüde artırır.

Alanda çalışan, uygulama yapan kişilerle bir araya gelmek, seminerler düzenlemek gelişmelere her zaman ışık tutar. Sanatçıların, eğitimcilerin bir araya gelmesi, tartışma ortamı içinde uygulananları irdelemesi yeni çağrışımlara kapı açar. Böylece ortaya konan sanat yapıtları ve ürünleri çözümlemesi, analizi sağlanır.

Her şey bir yana hiçbir zaman çalışmaların sunulması sergilenmesi göz ardı edilmemelidir. Sergilemek hem bir arada görmeyi hem de başka kişilerin görüşüne ve eleştirisine açılmayı sağlar. “...her sanatkar bir başka sanatkara özenerek işe başlar, ama yeni değerlere varabilmesi için her yaptığı şeklin kendi duyuş ve düşünüşüne uyması, sahih bir kaygının, yaşanmış bir sanat meselesinin ifadesi olması gerekir.”(İpşiroğlu, Eyuboğlu, s.9)

Eleştiriye açık olmak, görmek, anlamak, farklılıkları sezmek değişim gücü ve anlayışına sahip olmaya bağlıdır. Gelişmenin kurallarından en önemlisi budur. Çevreye kapalı olmak, olup bitenleri görmemek, gözlerini kapayarak dolaşmak değişim olgusunun en büyük düşmanıdır. Çünkü “İnsan her zaman kendini, içine kapanarak değil, dışına çıkarak buluyor.”(İpşiroğlu, Eyuboğlu, s.9)


KAYNAKÇA

Addıngton, Jack Ensıgn.% Yüz Düşünce Gücü, Akaşa Yayınları, İstanbul 1996.

Geiger, Moritz. Estetik Anlayış, Remzi Kitabevi, İstanbul 1985.

İpşiroğlu, M.Ş.- Eyuboğlu, Sabahattin, Avrupa Resminde Gerçek Duygusu.

İpşiroğlu, Nazan, Resimde Müziğin Etkisi, Remzi Kitabevi, 1995 İstanbul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster